Adalet Bakanlığı; İletişimin Denetlenmesi, Gizli Soruşturmacı Ve Teknik Araçlarla İzleme Tedbirlerine İlişkin Yönetmelik Çıkartamaz

Danıştay 10. Dairesi 24.12.2014 gün ve 2013/3791 E. 20141/8138 K. no’lu kararı ile, 4.2.2007 tarih ve 26434 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Ceza Muhakemesi Kanununda Öngörülen Telekomünikasyon Yoluyla Yapılan İletişimin Denetlenmesi, Gizli Soruşturmacı ve Teknik Araçlarla İzleme Tedbirlerinin Uygulanmasına İlişkin Yönetmeliğin bir suç nedeni ile şüpheli veya sanığın telekomünikasyon yoluyla iletişiminin tespit edilmesi, dinlenilmesi, kayda alınması ve sinyal bilgilerinin değerlendirilmesine ilişkin 5. maddesinin 1. fıkrası; şikayetçilerinde iletişimlerinin Cumhuriyet Savcısının yazılı kararıyla tespitine olanak tanıyan 10. maddesinin 4. fıkrası; teknik araçlarla izleme sırasında katalogda sayılan başka bir suçun işlendiğinin tesadüfen öğrenilmesi halinde bu suça ait delilin muhafaza altına alınmasına imkan tanıyan 22. maddesi, gizli soruşturmacının görevi sırasında ilgili kolluk birimine rapor vereceğine dair 28. maddesinin 6. fıkrasının birinci tümcesi; gizli soruşturmacı vasıtasıyla tesadüfen elde edilen delillerin muhafaza altına alınmasıyla ilgili 30. maddesinin 2. fıkrasının iptaline karar vermiştir.
Kararda, Ceza Muhakemesi Yasası’nın 135 ila 140. maddelerinde düzenlenen telekomünikasyon yoluyla yapılan iletişimin denetlenmesi ve gizli soruşturmacı ve teknik araçlarla izleme konularında Adalet Bakanlığının düzenleme yetkisi olmadığı, Yasa koyucunun idari alan olarak gördüğü ve yönetmelikle düzenlenmesini öngördüğü konular dışında yapılan düzenlemenin yargı yetkisinin idare tarafından kullanılması anlamına geleceği, bununda "fonksiyon gaspı" olduğu belirtilmiştir.
Kararı görmek için tıklayınız.
Danıştay Dairesince daha önce Yönetmeliğin tanıklıktan çekinme hakkı olan kişilerinde iletişimlerinin denetlenmesine olanak veren 7. maddesinin 4. fıkrasının son cümlesinin; müdafilerinde iletişimlerinin denetlenmesine olanak veren aynı maddenin 5. fıkrasındaki “…suç şüphelisi olmayan…” ibaresinin, dinleme ve mobil telefonun yerinin tespiti kararlarında sürenin, kararın Telekomünikasyon İletişim Başkanlığında sisteme tanıtıldığı andan itibaren başlayacağına ilişkin 12. maddesinin 4. fıkrasının, gizli soruşturmacının çalışma ilkelerine ilişkin 28. maddesinin 2. fıkrasının birinci cümlesinin ve aynı maddenin 3. fıkrasının yasaya aykırılığı nedeni ile iptaline karar verilmişti. Bu karar, Danıştay İdari Dava Daireleri Kurulunca iptal gerekçesi değiştirilerek onanmak suretiyle kesinleşmişti. Karar düzeltme istemi de reddedilmişti.
Dava sürecine ilişkin geniş bilgi için Av. Atilla ÖZEN’in İstanbul Barosu Dergisi’nin 2013 Yılı, 87. Cilt, 3. Sayısında yer alan “İdarenin Ceza Yargılaması Alanında Düzenleyici İşlem Yapma Yetkisi” başlıklı makalesini görmek için tıklayınız.


