İstanbul Barosu LogoİSTANBUL BAROSU
“Herhalde dünyada bir hak vardır ve hak kuvvetin üstündedir.”M. Kemal ATATÜRK

90. Yılında Lozan

İstanbul Barosu Başkanlığınca düzenlenen ’90. Yılında Lozan’ konulu panel 24 Temmuz 2013 Çarşamba günü

90. Yılında Lozan

İstanbul Barosu Başkanlığınca düzenlenen ’90. Yılında Lozan’ konulu panel 24 Temmuz 2013 Çarşamba günü saat 16.00’da Orhan Adli Apaydın Konferans Salonunda yapıldı.

Panelin açılışında konuşan İstanbul Barosu Başkan Yardımcısı Av. Mehmet Durakoğlu, 24 Temmuzları inadına konuşmak, 24 Temmuzları yeniden anlamak, yeniden değerlendirmek gerektiğini ve gelinen süreç içersinde unutturulmaya çalışılan tarihi değerleri yeniden aydınlığa çıkarmayı ve varsa bir takım eksiklikleri tamamlamayı bir hukuk kurumunun temel işlevi olduğunu düşündüklerini söyledi.

Lozan’ın her şeylin ötesinde bir hukuk belgesi olduğunu belirten Durakoğlu, “Gerçekten de milli mücadele tarihimizi sonlandıran, Ülkemizin uygar dünyada onurlu bir biçimde yer almasını sağlayan ve her şeyin ötesinde Türkiye Cumhuriyetinin bağımsızlığının belgesi sayılması gereken bu Lozan’ı hepimizin bilmesi, içselleştirmesi ve belki de kromozomlarımıza yerleştirmesi gerekir” dedi.

Birer toplum önderi olarak belli görevleri yerine getirmek için önemli bir zaman diliminin yaşandığın dikkat çeken Durakoğlu, herkesin bu olayda tartıştıklarımızı, ‘öğrendiklerimizi’ toplumumuza ve özellikle genç kuşaklara yaymak göreviyle karşı karşıya olduğunu, bu görevin asla ihmal edilmemesi gerektiğini vurguladı.

Paneli yöneten İstanbul Barosu Genel Sekreteri Av. Hüseyin Özbek, İstanbul Barosunun Lozan’a karşı çok duyarlı olduğunu, çünkü İstanbul Barosunun Cumhuriyeti, üniter devleti, bağımsızlığı ve hukuk devletini savunduğunu söyledi.

Birinci Paylaşım Savaşının Şark Meselesi’(Doğu Sorunu)  yüzünden çıktığını, Osmanlı İmparatorluğunun Almanya’nın yanında savaşa girdiğini ve kaybettiğini belirten Özbek, savaş sonunda imzalanan Mondros Mütarekesinin Sevr’in yolunu açtığını, Milli Mücadelenin ise Sevr’e karşı bir isyan olduğunu bildirdi.

Lozan’ı bir diplomasi zaferi olarak niteleyen Hüseyin Özbek, Lozan’da kurulan barış masasında asırlık hesapların görüldüğünü, Türkiye’nin tam bağımsızlık istediğini, çağdaş sömürge olma tekliflerini reddettiğini, Lozan Antlaşmasıyla özgürlüğünü kanla kazanmış bir milletin bağımsız, eşit, egemen, bir devlet çatısı altında yaşamasının garanti edildiğini vurguladı.

Ankara Üniversitesi Siyasal Bilimler Fakültesi Emekli Öğretim Üyesi Prof. Dr. Sina Akşin konuşmasında Lozan barış görüşmelerinin uzaması nedenleri üzerinde durdu ve müzakere etaplarında yaşanan olayları anlattı.  Lozan barış görüşmelerini yürüten baş delege İsmet İnönü’nün arkasında Atatürk’ün çelik iradesini bulan çok başarılı inatçı bir müzakereci olduğunu vurgulayan Akşin, 8 ay süren müzakereler sonucunda Lozan’da kabul edilen ilkelerin mazlum ülkelere de ışık tuttuğunu bildirdi.

Batılıların Türklere, Müslümanlara, Anadolu ve Rumeli’ye nasıl baktıklarını örnekler vererek anlatan Sina Akşin, ‘Sizi Rumeli’den kovduk, şimdi de Anadolu’dan kovuyoruz’ anlamını taşıyan 423 maddelik Sevr antlaşmasının Büyük Zafer’le birlikte tarihe gömüldüğünü ve Mili Kurtuluş Savaşını kazanan Türkiye’nin birinci lige terfi ettiğini ve Lozan Barış Konferansı masasına bu kimliğiyle oturduğunu söyledi.

Adnan menderes Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Yücel Bozdağlıoğlu, Lozan Antlaşmasının her türlü ön yargılara karşı kazanılmış bir zafer olduğunu bildirdi.  Lozan Müzakerelerinde Türkiye’nin sadece boğazlar konusunda Rusya’dan yardım gördüğünü, bunun dışındaki konularda Türkiye’nin tek başına mücadele ettiğini belirten Bozdağlıoğlu, İsmet İnönü’nün inatçı tutumu sayesinde her türlü dezavantajın avantaja dönüştürüldüğünü, müzakerelerde karşı tarafın yıldırma politikası izlediğini ve psikolojik baskı yaptığını anlattı. Bozdağlıoğlu, Lozan’a ilişkin çeşitli kaynaklarda yer alan yanlışlıklara da işaret etti.

Tarihçi-Yazar Sinan Meydan, Lozan’ı anlamak için 1683 İkinci Viyana bozgununa kadar gitmek gerektiğini, Avrupalıların 230 yıldır Türkleri Avrupa’dan atmaya çalıştıklarını ve bunu da başardıklarını söyledi. Türkiye’nin 1. Dünya Savaşına katılmak zorunda kaldığını, Almanya’nın yanında katıldığı bu savaşta yenilgiye uğradığını ve emperyalistlerin İstanbul’u işgal ettiklerini belirten Meydan, Türkiye’nin Çanakkale’den sonra emperyalizmle ikinci kez Kurtuluş Savaşı’nda yeniden buluştuğunu ve savaşın Türkler tarafından kazanılmasıyla emperyalizmin planlarının altüst olduğunu bildirdi.

Mondros Mütarekesini Sevr’in ön sözü olarak niteleyen Sinan Meydan, Sevr’de Türklüğün dibe vurduğunu belirtti ve Padişah tarafından onaylanan ancak Meclis kapatıldığı için onaylanıp yürürlüğe girmeyen Sevr Antlaşmasının Türklüğü sona erdirecek hükümleri üzerinde durdu. Sinan Meydan konuşmasının son bölümünde Türkiye Cumhuriyeti, Sevr ve Lozan hakkında ortaya atılan yalanlar hakkında değerlendirmeler yaptı.

Panelin kapanış konuşmasını yapan İstanbul Barosu Genel Sekreteri Av. Hüseyin Özbek şöyle dedi:

Milli Mücadele Ankara’sının ve TBMM hükümetinin en zayıf zamanında Geyve Boğazı’nı aşamayan Kuvvayı İnzibatiye’nin günümüzdeki manevi mirasçıları boşuna heveslenmesinler.  Türkiye’nin siyasi sınırları içinden yeni Sevr haritaları yaratacakları, etnik despotluklar kuracakları rüyası gören, Kürdistan Teali Cemiyeti’nin günümüzdeki uzantıları da boşuna umutlanmasınlar.  Türk halkı Atatürk’ ün mirasını ve Lozan zaferiyle temelleri atılan özgür, bağımsız, üniter Türkiye Cumhuriyeti’ni sonsuza kadar yaşatma kararlılığını sürdürecektir”.

Özbek, panel sonunda konuşmacılara birer Teşekkür Belgesi sundu.

Galeri

Kategori:Haberler
90. Yılında Lozan | İstanbul Barosu