İstanbul Barosu LogoİSTANBUL BAROSU
“Herhalde dünyada bir hak vardır ve hak kuvvetin üstündedir.”M. Kemal ATATÜRK

86. Yılında Tevhid-İ Tedrisat

İstanbul Barosu Başkanlığınca düzenlenen ’86. Yılında Tevhid-i Tedrisat’ (Öğretim Birliği) konulu panel, 3 Mart 2010 Çarşamba günü saat 15.00’da Orhan Apaydın Konferans Salonunda yapıldı.

86. Yılında Tevhid-İ Tedrisat

İstanbul Barosu Başkanlığınca düzenlenen ’86. Yılında Tevhid-i Tedrisat’ (Öğretim Birliği) konulu panel, 3 Mart 2010 Çarşamba günü saat 15.00’da Orhan Apaydın Konferans Salonunda yapıldı.

Panelin açılış konuşmasını yapan İstanbul Barosu Başkanı Av. Muammer Aydın,”Avrupa'nın yüzyılda çözmeye çalıştığı sorunlar, bizde Atatürk'ün derin öngörüsü ve azmiyle daha kısa sürede aşılmıştır ve 3 Mart 1924 tarihi bu süreçte Cumhuriyetimiz için bir dönüm noktasıdır” dedi.

Türkiye Büyük Millet Meclisince 3 Mart 1924’de kabul edilen kanunla Hilafetin ilga edildiğini, Şer’iye, Evkaf ve Erkânı Harbiye Vekâletlerinin kaldırıldığını ve Tevhid-i Tedrisat Kanununun kabul edildiğini belirten Aydın, 3 Mart 1924 tarihinin Türk aydınlanma devriminin mihenk taşı olduğunu vurguladı.

Tevhid-i Tedrisat Kanunu ile öğretimde iki başlılığa son verildiğini, ‘ümmet’ yerine ulus, ‘kul’ yerine bireyin getirildiğini belirten Muammer Aydın,  bu eğitim sistemiyle bilgisizlik ve cehalet ortadan kaldırılarak eğitimde birliği esas alan ulusal ve laik bir eğitime geçişin sağlandığını bildirdi.

“Ne acıdır ki, günümüzde eğitim birliği yasasından ödünler verildiğini görmekteyiz” diyen Aydın, İmam Hatip Liselerinin üzerinden oynanan oyunlara dikkat çekerek, düz lise mezunlarına haksızlık olmaması için getirilen katsayı uygulamasının YÖK’ün ‘hukuku dolanarak’ adeta korsan yöntemlerle gidermeye çalıştığını, İstanbul Barosu’nun başvurusuyla Danıştay’ın verdiği ‘Yürütmenin durdurulması’ ve ‘İtirazı ret’ kararlarının bu anlamda Tevhid-i Tedrisat Kanununa uygun olduğunu söyledi.

Paneli yöneten İstanbul Barosu Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Dr. Av. Selçuk Demirbulak,  bilim ve dinin dünyayı farklı algıladığını, Batıdaki aydınlanma çağının kaynağı olan Rönesans bizde yaşanmadığı için zorunlu olarak cumhuriyetin ilanından sonra hızlandırılmış biçimde yaşanmak durumunda kalındığını, aklın egemenliğinin sağlanabilmesi için beşeri iradenin ilahi iradenin ipoteğinden kurtarıldığını söyledi.

Tevhid-i Tedrisat (Öğretim Birliği) yasasının kabulünün 86. Yılı nedeniyle düzenlenen panelde ilk sözü Maltepe Üniversitesi Eğitim Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ayla Oktay aldı.

Konuşmasını power point sunumuyla destekleyen Oktay, Türkiye’deki eğitim sisteminin tarihsel gelişimini anlattı. Tevhid-i Tedrisat Kanununun eğitim kurumları arasında bir bütünlük sağlamayı amaçladığını, TBMM’de Hilafetin ilgasına ilişkin yasanın büyük tartışmalara yol açmasına rağmen Tevhid-i Tedrisat kanununun hiç tartışılmadan kabul edildiğini söyledi.

Öğretim birliği sağlanarak eğitimin milli, bilime dayalı ve laik olmasının sağlandığını vurgulayan Oktay, ancak Türk milli eğitiminin farklı sorunlarını henüz aşamadığını, bu sorunların başında, kaynak sorunu, bölgeler arası farklılıklar, okullardaki donanım farklılıkları, yetişkinlerin okuryazarlığı, fiziksel donanım ve kızların eğitimi gibi konuların geldiğini anlattı. 

Sorunların çözümü konusunda ise Prof. Dr. Ayla Oktay şu önerilerde bulundu: “Eğitime yatırım arttırılmalıdır. Fırsat eşitliği sağlanmalıdır. Parasız okul öncesi eğitime başlanmalıdır. Toplumsal kalkınmaya destek amacıyla okullar millet mektepleri haline getirilmeli, donanımlı öğretmenler yetiştirilmeli ve yaşam boyu eğitim teşvik edilmelidir.”

İstanbul Barosu Genel Sekreteri Av. Hüseyin Özbek, öğretim birliği yasasıyla ilgili gelişmeleri özetlediği konuşmasında, bağımsızlık savaşı sonrası Cumhuriyetin kurulduğu yıllarda Osmanlı İmparatorluğunun imajının saltanatın kaldırılmasını kolaylaştırdığını ve bunun devrim sürecinin zorunlu sonucu olduğunu söyledi.

Cumhuriyetin yeni insan tipine ihtiyaç duyduğunu, soran sorgulayan bir insan tipinin yaratılması için arka arkaya devrimci yasaların çıkarıldığını hatırlatan Özbek, cumhuriyetin çağdaş dünyada ancak çağdaş insan tipiyle tutunabileceği öngörülerek, insanı şekillendirebilen, biçimlendirebilen bir eğitim sisteminin hayata geçirildiğini bildirdi.

Aradan 86 yıl geçtikten sonra bugün gelinen noktada eğitim sistemindeki yozlaştırmalar sonucu cumhuriyet karşıtlarının güçlendiğini ve cumhuriyet değerlerinin aşındırıldığını ve cumhuriyet projesinin zaafa uğratıldığını belirten Özbek, şöyle konuştu: “Eğer bir ülkede ekonomi kontrolden çıkmışsa, küresel güçler o ülkede kendi düzenlerini oluşturmaya çalışacaklardır. Sömürge ekonomisini size dayatacaklardır. Eğer bir ülkede ekonomi sizin değilse hukuk da sizin hukukunuz değildir. Küresel güç kendi hukukunu dayatacaktır. ‘Bu anayasa değişmeli sivil anayasa yapılmalı’ diyecektir.”

Dışişleri Eski Bakanı, Ankara Üniversitesi Emekli Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mümtaz Soysal, 1961 ve 1982 Anayasalarında başta Tevhid-i Tedrisat Yasası olmak üzere 8 yasadan oluşan Devrim Yasalarının korunduğunu, anayasanın 174. Maddesinde yer alan bu yasalarla ilgili yorum yasağı getirildiğini ve devrim kanunlarının anayasanın da üstünde sayıldığını söyledi. 

86 yıllık sürecin 20 yılının ileriye dönük devrimlerle geçtiğini, daha sonra karşı devrim hareketlerinin başladığını belirten Soysal, bir devrimin mutlaka karşı devrimi doğuracağının farkında olan Mustafa Kemal’in bu diyalektiğin yaşanacağını bilerek eğitim devriminin savaşçılarını yetiştirmeye büyük önem verdiğini bildirdi.

Bugün durumun kritik hale geldiğini, katsayı, türban, imam hatip gibi konuların bu nedenle ortaya çıktığını kaydeden Soysal,  “Biz bugün öyle şeyler savunuyoruz ki, pek özgürlükçü değil. Onların bakış açısına göre yasakları savunuyoruz. Çoğunluk iradesi milli irade olamaz. Çoğunluk bile azınlık sayesinde oluşur” dedi.

TÜMÖD Genel Başkanı Prof. Dr. Alpaslan Işıklı, Atatürk’ün çağının en önemli demokratik yönetimini kurduğunu, onun döneminde Almanya’da Hitler, İtalya’da Musolini, İspanya’da Franko, Portekiz’de Salazar gibi diktatörlerin bulunduğunu bildirdi.

Mustafa Kemal’in özgür düşünceli bir toplum idealini gerçekleştirmeye çalışırken emperyalistlerin Şeyh Sait isyanı benzeri engeller koymaya başladığını, Mustafa Kemal’in faşizmi reddettiğini belirten Işıklı, emperyalizmin topraklarımıza tırnaklarını sokmasından sonra yeni bir ortaçağ dönemi yaşandığını savundu.

Emekli Öğretim Üyesi Dr. Niyazi Altunya ise Tevhid-i Tedrisat kanununun altında insan aklının özgürleştirilmesinin yattığını söyledi.

Tevhid-i Tedrisat kanunundan önceki gelişmeler hakkında bilgi veren Altunya, kurtuluş savaşı devam ederken Atatürk’ün 15 Temmuz 1921’de Ankara’da Maarif Kongresi’ni topladığını ve “Milli Maarif”in temellerinin bu toplantıda atıldığını bildirdi.  Altunya, daha sonra Muallimler Cemiyeti’nin kurulduğunu, Mustafa Kemal’in bu cemiyetin başkanlığına seçildiğini ve Cemiyetin çok önemli bir bildiri yayınladığını, bu bildiride, akla ve bilime dayalı bir eğitim sisteminin dile getirildiğini vurguladı. Altunya, Tevhid-i Tedrisat kanunu ile isteğe bağlı din eğitimi getirildiğini, ibadet dilinin Türkçeleştirilmesi çalışmalarının yapıldığını, öğretim birliği sisteminde yapılan yozlaştırmalarla bugün gelinen noktanın çok da iç açıcı olmadığını sözlerine ekledi.

Soru ve cevap bölümünden sonra panel sona erdi. İstanbul Barosu Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Dr. Av. Selçuk Demirbulak, panelistlere birer Teşekkür Belgesi sundu.

Galeri

Kategori:Haberler
86. Yılında Tevhid-İ Tedrisat | İstanbul Barosu