68 Kuşağı Ve Edebiyat
İstanbul Barosu Kültür ve Sanat Komisyonunca 9 Temmuz 2008 Çarşamba günü saat 19.30’da Orhan Apaydın Konferans Salonunda düzenlenen söyleşide 68 kuşağı ve edebiyat ilişkisi üzerinde değerlendirmeler yapıldı.

İstanbul Barosu Kültür ve Sanat Komisyonunca 9 Temmuz 2008 Çarşamba günü saat 19.30’da Orhan Apaydın Konferans Salonunda düzenlenen söyleşide 68 kuşağı ve edebiyat ilişkisi üzerinde değerlendirmeler yapıldı.
Kültür ve Sanat Komisyonu Başkan Yardımcısı Av. Ümit Başer’in yaptığı açılıştan sonra Söyleşiyi yöneten İstanbul Barosu Genel Sekreteri Av. Hüseyin Özbek, konukları tanıttığı konuşmasında 68 kuşağının özelliklerini anlattı.
68 kuşağının çok konuşulup çok tartışıldığını, bunun da 68 kuşağının toplamda derin izler bıraktığının kanıtı olduğunu belirten Özbek, antiemperyalist, antifaşist ve sömürüye karşı olan 68 kuşağının bu özelliğini sanata ve edebiyata da yansıttığını bildirdi.
Söyleşide ilk sözü alan Şair - Av. Müşür Kaya Canpolat, 68 kuşağının eylemci bir kuşak olduğunu, 1961 Anayasasının getirdiği özgürlükler ortamında başlayan YÖN hareketiyle geliştiğini, Nazım Hikmet’in şiirlerinin açıkça okunmaya başlandığını ve Nazım’ın örnek alınan bir dava adamı olarak kabul edildiğini belirtti.
KAVEL Grevi, 15 -16 Haziran Olayları, 1 Mayıslar gibi kitlesel eylemlerde 68 kuşağının öncü rolü oynadığını hatırlatan Canpolat, bu kuşağın antiemperyalist ve ulusalcı hareket mücadelesi güttüğünü, evrensel ilkeleri de benimseyen bu kuşağı ortadan kaldırmak için siyasilerin büyük mücadele verdiklerini ve 12 Eylül hareketiyle bunu başardıklarını anlattı.
Türk edebiyatının dönemleri hakkında bilgi vererek söze başlayan Öner Yağcı da, Kurtuluş Savaşı dönemi yazarlarımızın Türk Edebiyatının temelini attığını, Türkçe ile edebiyat yapılabileceğini ortaya koyduklarını, Nazım Hikmet’in bu alanda başı çektiğini bildirdi.
1940 -50 dönemi yazarları ikinci dalga olarak niteleyen ve bu yazarların Cumhuriyete borçluluk duygusu taşıdıklarını belirten Öner Yağcı, bu dönemde, Yaşar Kemal, Orhan Kemal, Kemal Bilbaşar, Sabahattin Ali, Kemal Tahir ve Fakir Baykurt gibi kökü memleket toprağında olan dünya çapında yazarlar yetiştiğini kaydetti.
70’li yıllarda 68 kuşağı dediğimiz üçüncü dalga yazarlarla tanıştığımızı ve bu kuşağı Cumhuriyete borçlu olan kuşağın yetiştirdiğini anlatan Yağcı, bu kuşağın özelliğini de “ulusalcı, antiemperyalist, antifaşist, sömürüye karşı ve emek dostu olmak” olarak niteledi.
Öner Yağcı, 12 Eylül hareketinin bu kuşağın üzerinden silindir gibi geçtiğini, artık sözü dinlenen, saygınlığı olan yazar örgütlerinin bulunmadığını, yazarların sahipsiz kaldığını, çürümenin hızla devam ettiğini, işbirlikçi siyasal iktidarın hala ülkeye demokrasiyi getireceğine inan yazarların, medya mensuplarının, emek örgütlerinin bulunduğunu, ama yine de gelecek için umutsuz olmadıklarını sözlerine ekledi.
68 Kuşağının bilimsel olarak ele alınması gerektiğine dikkat çeken Hasan Hüseyin Yalvaç da 68 kuşağı edebiyatının gerçek anlamda analizinin yapılmadığını, bilimsel olarak analiz edildiğinde bu kuşağın edebiyat anlayışının daha net olarak anlaşılacağını vurguladı.
68 kuşağını sanatsal faaliyetler açısından değerlendiren ve kendi sanat anlayışıyla bütünleştiren Ahmet Nergiz, sanata insan onuru açısından değer verdiğini, sanatın insanlık, barış, özgürlük, bilgelik temelinde gelişirse toplumla barışabileceğini, aksi halde görevini yapmamış olacağını anlattı.
68 kuşağının eylemlerini şiirlerine yansıttığını belirten Bahrem Yıldız da, “Sevdalanmak”, “Namlular Çiçek Açmaz Zulmün Elinde”, “Üveyik Kanadı”, “Sonsuza Rüzgârdı 68”adlı kitaplarında yer alan şiirlerinden örnekler okudu.
“İstiklal Yolu” adlı şiir kitabında Kurtuluş Savaşı dönemini Kastamonu özelinde anlattığını belirten Yıldız, bu kitabında kendisinin bir destan yazmadığını, asıl destanı 1915 yılında başlayan ve 1923 yılına gelinceye dek Çanakkale’de emperyalizme kafa tutan, onları İzmir’den, İstanbul’dan kovuncaya kadar kanlı bir kavgaya giren Anadolu halkının yazdığını bildirdi. Yıldız, destana örnek olarak bu kitapta yer alan “Şerife Bacı” adlı şiirini okudu.
Söyleşinin sonunda İstanbul Barosu Genel Sekreteri Av. Hüseyin Özbek, konuşmacılara çeşitli armağanlar verdi.


