İstanbul Barosu LogoİSTANBUL BAROSU
“Herhalde dünyada bir hak vardır ve hak kuvvetin üstündedir.”M. Kemal ATATÜRK

54. Uıa Genel Kurulu Sona Erdi

Dünyanın en eski ve en büyük meslek örgütü UIA, (Uluslararası Avukatlar Birliği) 54. Kongresini İstanbul’da yaptı. Genel Kurul çalışmalarına 70 ülkenin avukatlarından 1300’e yakın temsilci katıldı.

54. Uıa Genel Kurulu Sona Erdi

Dünyanın en eski ve en büyük meslek örgütü UIA, (Uluslararası Avukatlar Birliği) 54. Kongresini İstanbul’da yaptı. Genel Kurul çalışmalarına 70 ülkenin avukatlarından 1300’e yakın temsilci katıldı.

İstanbul Barosunun ev sahipliğini yaptığı Uluslararası Avukatlar Birliği’nin 54. Kongresi 29Ekim 2010 Cuma günü saat 18.00’da Swissotel The Bosphorus’da yapılan açılış seremonisiyle başladı.

 UIA Başkanı Corrado De Martini’nin kısa sunuş konuşmasından sonra 54. Kongre Başkanı ve İstanbul Barosu Dış İlişkiler Merkezi Başkanı Av. Dr. Hakan Öncel dünya çapında önemli bir organizasyona ev sahipliği yaptıklarını belirterek UIA’nın, hukuk mesleğinin temel değerlerini savunma ve artırma hedeflerine ek olarak, hukuk ve barış amaçlarıyla adalet ilkesine dayandırılmış bir uluslararası hukuk düzeni yerleştirmeye katkıda bulunmak için çalıştığını söyledi.

Genel kurul çalışmalarında savunma mesleğinin geleceğini ilgilendiren çok önemli konuların tartışılacağını belirten Öncel, küreselleşme ve beraberinde getirdiği muazzam boyutlarda gelişen kültürel ve uluslararası ticarî ilişkiler, bilgi teknolojileri ve iletişim alanındaki baş döndürücü gelişmelerin, ulusal ve uluslararası alanlarda hukuk hayatını da doğal olarak etkilediğini bildirdi.

Hakan Öncel, Beş kıtada yer alan 70 ülkeden 1300 dolayında avukatın Genel Kurul çalışmalarına katılmanın yanı sıra, coğrafi konumu, doğal güzellikleri ve binlerce yıllık tarihi ile dünya metropolleri arasına giren ve 2010 Avrupa Başkenti ilan edilen İstanbul’u da tanıma olanağına kavuşacaklarını belirtti.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Av. Ahmet Selamet de açılış konuşmasında İstanbul’un tarihi ve turistik özelliklerini anlattı. Selamet, 8.500 yıllık tarihi ve kültürel birikime sahip bu ayrıcalıklı kentte yabancı konukların iyi vakit geçireceklerine inandığını söyledi.

 Açılışta konuşan İstanbul Barosu Başkanı Av. Muammer Aydın, İstanbul Barosunun 26 binin üzerinde faal üyesiyle dünyanın en büyük barosu olduğunu vurguladı ve baronun %48’inin genç avukatlardan oluştuğunu bildirdi.

 İstanbul Barosu’nun insan hakları ve mesleki konular başta olmak üzere her konuda birçok ülke barolarıyla karşılıklı işbirliği yaparak avukat değişim programları gerçekleştirdiğini belirten Aydın, “Bu vesile ile bu işbirliğinin gelişmesi ve genişlemesinden duyduğumuz mutluluğu ve yeni işbirliklerine hukuk zemininde kalarak açık olduğumuzu bir kez daha sizlerle paylaşmak istiyorum” dedi.

 Kongre programının, üç temel oturum ile birlikte ticaret hukuku, insan hakları ve genel hukuk çalışmaları alanlarında pek çok ihtisas konusunu kapsayan kırkın üzerinde çalışma grubunu içerdiğini hatırlatan Muammer Aydın, ayrıca hukuk firması yönetimi, avukatlık mesleği ve küreselleşme konuları ile Afrika'da avukatlık mesleğinin zorlukları gibi özellikli konuların tartışılmasına zemin hazırlayan bu kongrenin önemini bir kez daha ortaya koyduğunu kaydetti.

Ülkemizdeki hukuk uygulamalarıyla ilgili olarak Kongre üyelerini bilgilendirmek ve dikkatlerinizi çekmek istediğini belirten İstanbul Barosu Başkanı Av. Muammer Aydın şöyle konuştu: “Bilindiği gibi tutuklama bir tedbirdir. Bugün için tutuklamanın ülkemizde tedbir olmaktan çıktığını ve bir peşin ceza olarak uygulandığını ve cezaevlerindeki tutuklu sayısının hükümlü sayısından çok daha fazla olduğunu bilmenizi istiyorum. Masumiyet karinesinin dikkate alınmadığını, Adil Yargılanma Hakkının korunmadığını ve uzun yargılamaların insan hakları ihlallerine yol açtığını bilmenizi istiyorum. 6 ay ya da 1 yıl gibi sürelerde tutuklu kalanların hâkim karşısına çıkarılmasında yaşanan gecikmelerin, tutukluların zamanında duruşmalara getirilememesinin yarattığı insan hakları ihlallerinin utancını ve sıkıntısını duyduğumuzu, tutukluluğun kaldırılması talepleri karşısında klişe gerekçelerle yeterli inceleme yapılmadan ret kararları verildiğini, uyarılarımıza rağmen tüm bu uygulamaların sürdüğünü, savunmaya gizlilik kararları sebebiyle fırsat verilmediğini, silahların eşitliği prensibinin korunmadığını bilmenizi istiyorum. Yasalara aykırı dinlemelerle, özel hayatın gizliliğine aykırı uygulamalarla vatandaşlar bir yana avukatlar ve hâkimler ile savcıların üzerinde dahi korku ve baskı yaratıldığını bir kez daha sizlerle paylaşmak istiyorum. Bütün bu yapılanların ülke yargısı üzerinde siyasi baskı olarak şekillendiğini ve yandaş bir yargı yaratılarak bağımsız yargı yerine yandaş yargı mensuplarının Anayasa Mahkemesi ve Hâkimler Savcılar Yüksek Kuruluna seçildiğini, bir hukuk kurumu ve ülkenin en önemli savunma örgütü olarak bunun tehlikeli sonuçlara yol açacağına olan uyarılarımıza kulak verilmediğini, es geçildiğini sizlerle paylaşmak istiyorum. Yargının ve mesleğin sorunlarının artık birbirinden ayrılamaz olduğuna ilişkin yaptığımız vurgulara ve Yargı reformunun kaçınılmaz hale geldiğine dair yıllardır yaptığımız bitmez tükenmez uyarılara rağmen gelmiş geçmiş tüm siyasi iktidarlar dâhil şimdiki siyasi iktidarın da oy getirmediği için Yargı Reformunu hayata geçiremediğini sizlerle paylaşmak istiyorum.

1982 Anayasasının bir darbe Anayasası olduğuna ve yepyeni ve toplumsal uzlaşmayı sağlayacak bir yeni anayasanın gerekliliğine dikkat çekmemize rağmen bunun yerine benim verdiklerimle yetineceksiniz denilerek, yamalı ve toplumun % 42 sinin benimsemediği kısmi anayasa değişikliklerinin çoğunlukçu anlayışla hayata geçirildiğini ve basın mensupları üzerinde yaratılan baskının toplumu ayrıca gerdiğini ve demokrasinin araç olarak görülerek istenen amaca varılmak için kullanıldığını sizlerle paylaşmak istiyorum. Özetle bütün bu hukuksuzlukların tüm dünya hukukçularını Özellikle biz avukatları inanılmaz rahatsız ettiğini ve mutlaka savunma duyarlılığı içinde kalarak bunlara tepki gösterilmesi gerektiğini önemsiyorum”.

Başkan Aydın konuşmasının sonunda, bu kongrenin gerçekleştirilmesinde emeği geçen başta Kongre Başkanı ve Dış İlişkiler Merkezi Başkanı Av. Dr. Hakan Öncel, Av. Vuslat Sumen, Av. Işıl Baytok ve Av. Vergil Özgür olmak üzere Baromuz Dış İlişkiler Merkezinde görev alan diğer tüm meslektaşlarıma ayrıca, Kongre sponsorlarına ve yerel organizasyon komitesinde emeği geçen tüm meslektaşlarımıza ve son olarak bu kongre sebebiyle ülkemizi seçen ve kongrenin başarılı geçmesi için titiz çalışmalar yapan UIA başkanı ve yetkililerine teşekkür etti.

Açılışta konuşan Danıştay Başkanı Mustafa Birden, insan haklarının her türlü ayrımı reddederek, bireyi koruyan, özgürlük ve onurunu güvence altına alan haklar bütünü olduğunu söyledi. 

Tüm insanların bu haklara doğuştan sahip olduğunu, insan hak ve özgürlüklerinin ihlallerinin mazereti olamayacağını belirten Birden şunları söyledi:

“Devletlerin amacı, kural koyarak bireyleri sınırlamak ve yönetime mutlak bağlılığı sağlamak değildir. Bireyin hak ve özgürlüklerini mutlak teminat altına almak, her türlü korkudan arındırmak, maddi ve manevi varlığını geliştirmeye uygun zemin hazırlamaktır. Güç haktır mantığı, dünya barışının önündeki en büyük tehlikedir. Hiç kimsenin, bir diğer kişiye zulmetme, maddi ve manevi varlığına zarar verme hakkı yoktur. Bütün dinlerin, inanç sistemlerinin de emrettiği de budur.

Uluslararası Avukatlar Birliğinin 2 Ağustos 1991 tarihinde Meksika da yapılan Genel Kurulunda kabul edilen Marelia Şartında açıkça ifade edildiği üzere, her bireyin yalnızca insan olması nedeniyle koşulsuz adalete erişim hakkı vardır.

Bu hak, her devletin bireylere, uluslar arası sözleşmeler, anayasa ve ulusal yasalardaki haklarını kullanma; bir avukattan, danışmanlık ve yardım alma ile her koşulda, tüm beceri ve gayretle savunulmasını isteme durumunu içermektedir.

Çağımızda, insan hak ve özgürlüklerinin korunması ve güvence altına alınması, bir iç hukuk meselesi olmaktan çıkmış tüm dünya milletlerinin ortak uğraşı alanı olmuştur. Hak ve özgürlüklerin korunmasında ve geliştirilmesinde ulusal ve uluslararası düzeyde örgütlü mücadele ve işbirliği bir zorunluluktur.

Yargıtay Başkanı Hasan Gerçeker de açılışta yaptığı konuşmada, “Bir ülke için en büyük kötülük adalet ve yargı sisteminin bozulmasıdır. Sistem bir kez bozulduğunda bir daha eski konumuna gelmesi çok zor olmakta, hata imkânsız hale gelmektedir. Bünyesinde hastalık taşıyan bir sistemin kendisini taşıyabilmesi ve topluma yarar sağlaması mümkün değildir” dedi.

Adalete muhtaç olanların başvurması gereken kurumlarda görev yapan kişilerin vicdanlarında oluşan hak, hukuk, adalet duygusunun çok büyük önem taşıdığını, bu şekilde oluşması gereken toplumsal dengenin en önemli sigortalarından birisinin de avukatların vicdanları olduğunun altını çizen Gerçeker, konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Bir ülkenin yargı sisteminin güçlü olabilmesi, en temel kavram olan kuvvetler ayrılığı, hukukun üstünlüğü ve hukuk devleti İlkelerinin bütün kurum ve kuralları ile hayata geçmesi ve yargı bağımsızlığının sağlanması ile mümkündür.  Bu ilkeler temel hak ve özgürlüklerin ve özgürlükçü anayasal demokrasinin en büyük güvencesidir. Anayasal demokrasilerde yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığı en önemli unsurdur.

Bugün artık hızla gelişen globalleşen dünyada, ortaya çıkacak olan uluslararası sorunların çözümü için de, ülkeler arasında güçlü bir işbirliğinin, uluslar üstü bir hukuk sisteminin oluşturulması kaçınılmazdır. Esasen devletleri ayakta tutan ve güçlü kılan yapı adalet olduğuna göre bu yapının güçlenerek varlığını sürdürmesi her toplum için zorunludur geleceklerinin teminatıdır.

Özellikle gelişen teknolojik etkenler ile uyuşmazlık alanlarının çeşitliliği uluslararası sorunların çözümünün en ciddi engelidir. Ülke sınırlarını aşan yatırımlar, iş birlikleri ve ilişkiler beraberinde birçok sorunu da getirmektedir Bunun doğal sonucu olarak da ülkelerin meslek örgütlerinin uluslararası birlikteliği sağlayacak tedbirleri almaları bir zorunluluk olarak ortaya çıkmaktadır. Bu nedenle savunmanın temsilcileri olan avukatların görev alanları da ulusal sınırları aşarak uluslararası boyutlara ulaşmış bulunmaktadır. Bu konuda avukatlarımızın yeterli bilgi birikimine, deneyime sahip olmaları çok büyük önem taşımaktadır”.

Açılış Seremonisinin son konuşmasını UIA Başkanı Corrado De Martini yaptı.  İstanbul’u büyüleyici tarihi ve cezp edici bir şehir, Roma uygarlığının ve özsellikle Roma hukuk kültürünün zirveye ulaştığı bir şehir olarak niteleyen Martini, Osmanlı döneminde de İstanbul’un çok milletli, çok dinli, çok kültürlü bir kent olarak uzun yıllar hoşgörünün simgesi olduğunu söyledi.

Cumhuriyet döneminde Türkiye’nin Batıya entegre olma ve çağdaşlaşma çabalarının görüldüğünü, daha 1934’de pek çok Avrupa kentinden önce kadınlara seçme ve seçilme hakkının verildiğini belirten Martini, “Türkiye’de bir kadın Anayasa Mahkemesi Başkanı olmuştur, UIA’ya da bir kadının başkan olma vakti gelmiştir” dedi.

Hukukun üstünlüğü konusunda dünyanın bütün avukatlarının birlikte hareket etmeleri, avukatlık mesleğinin bağımsız olması konusunda asla taviz verilmemesi gerektiğini kaydeden Martini, Birleşmiş Milletlerin tüm belgelerinde bu ilkelerin yer aldığını, avukatların da bunları bu ilkelere duyarlı olmalarının beklendiğini bildirdi.

Küreselleşme aşamasında dünyanın derin bir krizden geçtiğinin altını çizen Corrado De Martini, UIA’nın bu konuda çalışmalar yaptığını, ancak bu çalışmaların uzun vadeli olduğunu ve kısa sürede sonuçlanmasının beklenmediğini belirtti. Martini, UIA’nın gelecek yıl AİHM bağlamında eğitim çalışmaları yapmayı planladığını sözlerine ekledi.

Açılış konuşmalarından sonra UIA tarafından düzenlenen yarışmada birincilik ödülünü kazanan Angela Christine Stoiner’e UIA Başkanı Corrado De Martini tarafından ödülü verildi.

Ödül töreninden sonra müzik eşliğinde semazenler semah gösterisi yaptılar.

Açılış töreninin tamamlanmasından sonra r tanışma kokteyli verildi.

UIA Genel Kurulu’nun ikinci gün çalışmaları, üç temel oturumla birlikte 40’a yakın komite toplantısı biçiminde devam etti.

Üç temel oturumda mesleğin karşı karşıya olduğu

•          Finansal kriz daha çok regüle edilmiş piyasa ortamına kaçınılmaz bir dönüş manasına mı gelmektedir?

•          Tüm dünya üzerindeki avukatlar için ortak Etik İlkeler oluşturmak mümkün müdür?

•          Özel girişimcilikte başarının sağlanması ile İnsan Haklarına saygı arasındaki denge nasıl kurulabilir? Sorularına yanıt arandı. Bütün bu oturumlarda ve komita toplantılarında ele alınan, tartışılan ve çözüm önerilen konular rapor haline getirilip UIA Başkanlığına sunulacak.

 54. UIA Genel Kurulu kapanış seremonisi 2 Kasım 2010 Salı günü saat 18.00’da Swissotel’de yapıldı.

 Kongrenin başarıyla sonuçlandığını ve çok verimli çalışmalar yapıldığına inandığını belirten UIA Başkanı Corrado De Martini, kongreye ev sahipliği yapan İstanbul Barosuna teşekkür etti ve Başkan Av. Muammer Aydın’ı bir madalya ile ödüllendirdi. Törende konuşan Başkan Aydın, dünyanın çeşitli ülkelerinden gelen çok değerli meslektaşlarını dünya kenti İstanbul’da ağırlamaktan mutluluk duyduğunu belirtti.

 Corrado De Martini, ayrıca, UIA Onursal Başkanı Bernard Müller ile 54. Kongre Başkanı Av. Dr. Hakan Öncel’e de birer madalya sundu. Bu arada, 54. Kongre Başkanı Av. Dr. Hakan Öncel de Corrado De Martini ile birlikte yen UIA Başkanı Pascal Morelle’e Urfa işi bakır tepsi takdim etti. Daha sonra görevi sona eren Corrado De Martini başkanlık madalyasını yeni Başkan Pascal Morelle’e taktı.

 Günün son konuşmasını yapan Pascal Morelle, daha yoğun etkinlikler yapabilmek için UIA’nın bütçesini büyütmeye çalışacaklarını, mesleki eğitim konusuna ağırlık vereceklerini söyledi. UIA Başkanı, insan hakları ve avukatın bağımsızlığı konusunda ödün vermeyeceklerini bildirdi.

 Pascal Morelle’in konuşmasından sonra 2011’de 55. Kongrenin yapılacağı Miami’nin görsel tanıtımı yapıldı. 

 İstanbul Barosunun ev sahipliğini yaptığı 54. UIA Kongresi Çırağan Sarayı’nda verilen gala yemeği ile sona erdi. Konuklar, 3 Kasım Çarşamba günü de İstanbul’un tarihi ve turistik yerlerini gezdiler.

Galeri

Kategori:Haberler
54. Uıa Genel Kurulu Sona Erdi | İstanbul Barosu