İstanbul Barosu LogoİSTANBUL BAROSU
“Herhalde dünyada bir hak vardır ve hak kuvvetin üstündedir.”M. Kemal ATATÜRK

30 Ağustos Zafer Bayramı Basın Açıklaması

Batı emperyalizmi, Osmanlı İmparatorluğu’nun zengin coğrafyasının paylaşım tasarımını

30 Ağustos Zafer Bayramı Basın Açıklaması

Batı emperyalizmi,  Osmanlı İmparatorluğu’nun zengin coğrafyasının paylaşım tasarımını Şark Meselesi ( Doğu Sorunu ) olarak adlandırıyordu.  1914-1918 arası dört yıldan fazla süren 1.Dünya Savaşı,  Doğu Sorununun sulh yoluyla çözülememesi nedeniyle çıkmıştı.

1.Paylaşım Savaşının galiplerince bütün orduları dağıtılmış, bütün tersanelerine girilmiş, memleketlerinin her köşesi bilfiil işgal edilmiş Türklere dayatılan tek seçenek ya esaret ya ölümdü! 

Emperyalizmin fiili işgali ve kırk katır mı kırk satır mı dayatmasına karşı Türk halkının isyan parolası ; “Ya istiklal ya ölüm! “ oldu. Kutsal İsyanın önderi Mustafa Kemal’in 19 Mayıs 1919’da Samsun’da yaktığı özgürlük kıvılcımı 30 Ağustos 1922’de emperyalizmin tetikçisi olarak Anadolu’ya sürülen Yunan Ordusunu kül eden ateşe dönüşecektir.

Türk Ordusu’nun 26 Ağustos’ta başlayan “Büyük Taarruz”u hızla gelişecek, 30 Ağustos Başkomutanlık Meydan muharebesiyle, Mustafa Kemal’in; “Katiller Sürüsü” dediği Yunan Ordusu’nun asli unsurları yok edilecektir. 30 Ağustos – 9 Eylül arası, kaçan işgalcileri kovalayan Türk Ordusu’nun İzmir’e girişiyle savaşın noktalanacağı son evredir.

Kurtuluş Savaşının meşruiyet kaynağı TBMM başkanı sıfatıyla sivil, başkomutan olarak askeri önderliği Mustafa Kemal’in şahsında birleşmiştir. Türk halkı, kurtuluştan sonraki kuruluş aşamasında yoluna aynı önderle devam edecektir. Köleliğe karşı özgürlüğü tercih eden Türk Halkı, geriliğe karşı uygarlık, ortaçağa karşı demokrasi diyecektir.  

Türk Ordusu’nun Türk Milletinin müşterek gurur simgesi haline gelmesinin, kamuoyu yoklamalarında her zaman itibarlı bir güven kurumu olmayı sürdürmesinin temelinde halkımızın derin bilinçaltında yaşattığı 26 Ağustos, 30 Ağustos, 9 Eylül tarihleri vardır. 26 Ağustos 1071 Malazgirt, 29 Mayıs 1453 İstanbul’un fethi, 20 Temmuz 1974 Kıbrıs Barış Harekatı, bölücü teröre karşı binlerce şehit ve gazi pahasına sürdürülen güvenlik harekatları vardır.

Mustafa Kemal’in söylemiyle; “Zaferleri ve mazisi insanlık tarihi ile başlayan ve her zaman zaferle beraber  medeniyet nurları taşıyan Kahraman Türk Ordusu” ülkenin güvenliği ile birlikte rejimin 29 Ekim 1923 kuruluş kodlarına göre devamının teminatı olarak görülmüştür. Ülkenin kurtuluşu ve kuruluşu uğruna terini ve tenini ortaya koyan ordu, ülkenin ve milletin gelecekte de var oluşunu kendi varlık nedeni saymıştır.

Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş felsefesini, temel tercihlerini kendi varlık nedeni saymış bir kurumun işleyiş düzenine, hiyerarşisine, iç savunma mekanizmalarına müdahale edilerek üniformalı şakirtlere yol verildiğinde nasıl ölümcül sonuçlarla karşılaşılacağını 15 Temmuzda milletçe yaşadık.

Emperyalizmin Şark meselesini BOP olarak güncellediği, Fıratsız, Diclesiz, GAP’sız Türkiye projesinin dayatıldığı, etnik ve dinci terörün ülke bütünlüğünü ciddi olarak tehdit ettiği  günümüzde 15 Temmuz ihanetinin mağduru olan Türk Silahlı Kuvvetlerinin itibarına, kurumsal hiyerarşisine, tarihten gelen misyonuna, subay kaynağı okullarının  tasfiyesine yönelik düzenlemeler 15 Temmuz kalkışmasından hiç ders alınmadığını göstermektedir.

Türk Silahlı Kuvvetlerini ezeli hasım bellemiş etnik bölücülüğün, köktendinci terörün, postmodern Sevr özlemcilerinin, Damat Ferit ardıllarının zil takıp oynayacağı düzenlemelerin sorumlularını bir kez daha sağduyuya, tarih muhasebesi yapmaya davet ediyoruz.

                     İSTANBUL BAROSU BAŞKANLIĞI

Kategori:Haberler