İstanbul Barosu LogoİSTANBUL BAROSU
“Herhalde dünyada bir hak vardır ve hak kuvvetin üstündedir.”M. Kemal ATATÜRK

30 Ağustos Zafer Bayramı Basın Açıklaması

Batı emperyalizminin Hasta Adam olarak adlandırdığı Osmanlı devletinin mirasının paylaşımında anlaşamamaları üzerine çıkan 1.Dünya savaşı bizim açımızdan yenilgiyle bitti. Batının Şark Meselesi (Doğu sorunu) tanımıyla kastettiği yine Osmanlı mirasıydı. Batıya göre Doğu sorunun çözümü için Osmanlının parçalanması ve paylaşımı kaçınılmazdı.

30 Ağustos Zafer Bayramı
Basın Açıklaması

Batı emperyalizminin Hasta Adam olarak adlandırdığı Osmanlı devletinin mirasının paylaşımında anlaşamamaları üzerine çıkan 1.Dünya savaşı bizim açımızdan yenilgiyle bitti.  Batının Şark Meselesi (Doğu sorunu) tanımıyla kastettiği yine Osmanlı mirasıydı. Batıya göre Doğu sorunun çözümü için Osmanlının parçalanması ve paylaşımı kaçınılmazdı.

            30 Ekim 1918 Mondros silah bırakışması sonrasında Türklüğün Anadolu’dan tamamen tasfiyesi amacıyla emperyalizmin dayattığı Sevr koşullarına boyun eğen teslimiyetçi İstanbul hükümetine karşı Türk ulusu direneceğini tüm dünyaya ilan etti.

            İngiliz, Fransız, İtalyan bağlaşıklarının fiili işgalinin yanında, özellikle İngiliz emperyalizminin donattığı Yunan ordusunun 15 Mayıs 1919’da Anadolu topraklarına ayak basmasıyla mücadele yeni bir boyut kazandı. Batı, Yunanistan’ın Megali İdea (büyük ülkü) rüyasının gerçeğe dönüşeceği saplantısını kışkırtarak Anadolu’nun işgaline yönlendirdi. Emperyalizm Sevr’e direnen Türk ulusunun direncini Atatürk’ün katiller sürüsü olarak adlandırdığı Yunan ordusuyla kıracağını düşünüyordu. Hukukun evrensel ilkelerini, Savaş hukukuna ilişkin kuralları bir yana iten Yunan ordusunun katliamları ve tanımlanamaz ölçüdeki vahşeti Türk ulusunun bağımsızlık ve özgürlük tutkusunu yok edemedi.

            TBMM ordularınca 26 Ağustos 1922 sabahı başlatılan büyük taarruz Yunanistan’ın Küçük Asya’nın yeniden fethi düşlerini küçük Asya Faciasına dönüştürdü. Emperyalizmin yedeğinde maceraya atılanların ibretlik sonuna bir kez daha tanık olundu. Yunan yayılmacılığı Akdeniz’in sularına gömülürken, özgürlük ve bağımsızlık tutkusunun ve insan onurunun direncinin kaba güce, dayatmaya karşı zaferinin sahibi Türk ulusuydu.

            Türk milleti, ayağındaki çarığı, sırtındaki elbiseyi, ambarının dibinde kalan son tahılı, ahırındaki evinin direği koşumunu, Yemen’den, Balkan’dan Birinci Dünya savaşından geride kalan, evine gelip bir gün bile soluklanamamış evlatlarını vererek ordusunu yoktan var etti. Anadolu bozkırında yaratılan mucizenin 86.yıldönümünde herkes kendi açısından yeniden düşünmelidir. İşgalci emperyalistlere karşı verilen amansız mücadelenin sonunda kanla, irfanla kurulan Cumhuriyet’in ne anlam ifade ettiğini yeniden ve derinden düşünmelidir.

            Yaşadığımız süreçte, Türkiye Cumhuriyeti’nin bağımsızlığına, ulus devlet yapısına, üniter özelliğine, Atatürk ilkelerine dıştan ve içten artarak sürdürülen saldırılar Sevr’le tamamlanamayan, eksik kalan Doğu sorununun çözümüne yöneliktir!

            Mütareke döneminin bölücüleri, İngiliz şemsiyesi altına sığınan siyasal İslamcıları, emperyalizme secde eden zamane aydınlarının günümüzdeki fonlu mirasçıları, cumhuriyetle kapanmamış hesabı olanların koalisyonunun saldırıları sürmektedir.

            Büyük Ortadoğu Projesi veya Genişletilmiş Ortadoğu Projesiyle yaşadığımız coğrafyanın siyasi sınırlarını değiştirmek isteyen emperyalist güçler ve yerli işbirlikçileri geçen yüzyılın ilk çeyreğinde yaşadıkları yenilginin benzerini yeniden yaşayacaklarını unutmamalıdırlar.

            İstanbul Barosu olarak, büyük zaferin 86. yılında başta Mustafa Kemal Paşa olmak üzere Kurtuluş Savaşı kahramanlarını, şehitlerimizi minnetle anıyor, Cumhuriyet’in kazanımlarının hukuk zemininde korunması ve savunulmasında gösterdiğimiz duyarlılığın bundan sonra da sürdürüleceğini kamuoyuna saygıyla duyuruyoruz.

            İSTANBUL BAROSU BAŞKANLIĞI

Kategori:Haberler