İstanbul Barosu LogoİSTANBUL BAROSU
“Herhalde dünyada bir hak vardır ve hak kuvvetin üstündedir.”M. Kemal ATATÜRK

20 Haziran Dünya Mülteciler Günü

20 Haziran Dünya Mülteciler Günü

Mültecilerin Hukuki Statüsüne İlişkin Birleşmiş Milletler Sözleşmesine (1951) göre ırk, dil, din, siyasi görüş gibi nedenlerle zulme uğrama konusunda haklı bir korku yaşayan ve bu gerekçeyle bulunduğu ülkeden ayrılmak zorunda kalan veya ülkesine dönemeyen herkes sığınma hakkına sahiptir. Sığınmacılar misafir değildir. Devletler, egemenlik yetkisi kullandıkları topraklarda görevli makamlarına yapılan sığınma başvurularını değerlendirmek, ülkesinde zulme uğrayacağı belirlenen kişilerin sığınma başvurularını kabul etmek ve onları menşe ülkelerine geri göndermemekle yükümlüdür.

Sığınma hakkı kapsamında devletin yükümlülükleri yalnızca sığınmacıları ülkeye kabul etmekten ibaret değildir. Devlet aynı zamanda kabul ettiği sığınmacının eğitim, sağlık, barınma, gıda gibi temel yaşamsal imkanlara ulaşmasını da temin etmelidir. Öte yandan, sığınmacılar, statüleri nedeniyle ayrımcı uygulamalara tabi tutulmamalı, ayrımcılık ve şiddet içeren bütün eylemler kamu görevlisi veya üçüncü kişi olup olmadığına bakılmaksızın etkili bir şekilde soruşturulmalıdır.

BM Mülteciler Yüksek Komiserliği’nin verilerine göre, 2018 yılı itibariyle dünya genelinde, yarısı çocuk yaşta olmak üzere, yaklaşık 26 milyon insan mülteci olarak yaşamaktadır. Ayrıca 2018 yılı sonu itibariyle dünya genelinde yaklaşık 3 buçuk milyon insan sığınma başvurusu sonucunu beklemektedir.

Türkiye’de 3.7 milyon sığınmacı yaşamakta olup bu sayıyla ülkemiz, Lübnan ve Ürdün’den sonra nüfusuna oranla mülteci yoğunluğu en fazla olan üçüncü ülkedir. Başka bir anlatımla, ülkemizdeki her 22 kişiden biri mültecidir. Bu durumun en önemli sebebi Suriye’de yaşanan iç savaş ve akabinde Avrupa Birliği’nin (AB) mülteciler konusundaki tutarsız politikalarının yanı sıra AB ile Türkiye arasında imzalanan Geri Kabul Anlaşması olmuştur.

Ülkemizde uluslararası koruma altındaki yabancıların önemli bir bölümü temel insani ihtiyaçlarını karşılamakta güçlük çekmekte ve ayrımcı muamelelere tabi tutulmaktadır. Özellikle de kadın ve çocuk mülteciler çoklu hak ihlallerine maruz kalmaktadır.

Türkiye’nin uluslararası koruma altındaki çocuklar hakkında etkin bir politikanın izlenemediği görülmektedir. Bu da bu çocukları -özellikle de refakatsiz çocukları- şiddete ve istismara daha açık, daha dezavantajlı ve korumasız bir hale getirmektedir. Örneğin çocuklar tarım, tekstil, inşaat hizmet sektörleri gibi birçok alanda hukuka aykırı koşullarda çalıştırılabilmektedir. Ayrıca UNICEF verilerine göre, Türkiye’de yaklaşık 500 bin sığınmacı çocuk herhangi bir okula kayıtlı değildir.

Öte yandan sığınmacı kadınların daha çok şiddete ve ayrımcılığa maruz kaldığı gözlemlenmektedir. Kadınlar özellikle sağlık ve çalışma hakları ile fiziksel, psikolojik, cinsel ve ekonomik şiddete maruz kalma yönlerinden büyük sorunlarla karşılaşmaktadır.

Yabancıların tutulduğu birçok geri gönderme merkezindeki tutulma koşulları temel ihtiyaçların karşılanması bakımından yetersiz olup birçok hakkın ihlal edilmesine yol açmaktadır. Ayrıca tutulan birçok kişi avukata erişim konusunda doğrudan ya da dolaylı engellemelerle karşılaşmaktadır. Aynı şekilde avukatlar da bu kişilere erişme ve bu merkezlerdeki tutulma koşullarını gözlemleme konularında çoğunluğu uygulamadan kaynaklı sorunlar yaşamaktadır. Sığınmacıların adalete erişiminde önemli bir rol oynayan avukatların sahada yaşadıkları sorunlar ivedilikle çözülmelidir.

Dünyada sığınmacıların en yoğun yaşadığı üçüncü ülke olan Türkiye, hem belediyeler hem de merkezi idare teşkilatı düzeyinde sığınmacılara karşı uluslararası insan hakları standartlarına uygun kapsayıcı politikalar geliştirmeli ve bu politikaların etkili bir şekilde uygulanmasını temin etmelidir.

İstanbul Barosu İnsan Hakları Merkezi olarak, başta yerel yönetimler olmak üzere tüm kamu kurum ve kuruluşları ile diğer gerçek ve tüzel kişileri yabancı düşmanlığı içeren ayrımcı muamelelerden uzaklaşmaya, hukuk düzleminde hareket etmeye ve insan haklarına saygıya davet ediyoruz. Sığınmacılara yönelik hak ihlallerinin önlenmesi, giderilmesi ve soruşturulması için istikrarlı ve kararlı bir yaklaşımla, bu sorunların paydaşların katılımıyla çözülebileceğine dair inancımızı koruyarak çalışmaya devam etmekte olduğumuzu 20 Haziran Mülteciler Günü vesilesiyle kamuoyuna saygıyla duyururuz.

İSTANBUL BAROSU İNSAN HAKLARI MERKEZİ

Kategori:Haberler