18 Mart Çanakkale Deniz Zaferi’Nin 93.Yıldönümü Ve Şehitler Haftası
18 Mart Çanakkale Deniz Zaferinin 93.yıldönümünü ulusça kıvançla kutluyoruz. Birinci Paylaşım Savaşı olarak ta adlandırılan 1.Dünya Savaşı, emperyalist ülkeler dışındaki coğrafyayı, üzerinde yaşayan halklarla birlikte yağmalamak için paylaşımda sömürgen devletler arasındaki anlaşmazlık nedeniyle çıkmıştır.

18 Mart Çanakkale Deniz Zaferinin 93.yıldönümünü ulusça kıvançla kutluyoruz. Birinci Paylaşım Savaşı olarak ta adlandırılan 1.Dünya Savaşı, emperyalist ülkeler dışındaki coğrafyayı, üzerinde yaşayan halklarla birlikte yağmalamak için paylaşımda sömürgen devletler arasındaki anlaşmazlık nedeniyle çıkmıştır.
Paylaşımın hedefi olan coğrafyanın hemen tamamı da Osmanlı devletine aitti. Paylaşım savaşı öncesinde İngiltere, Fransa, Rusya, İtalya gibi emperyalist devletler, doğal kaynaklar bakımından son derece zengin olan Osmanlının hâkim olduğu toprakların paylaşımına yönelik gizli anlaşmaları çoktan imzalamışlardı.
Ekonomik geriliğin ve batıya bağımlılığın çöküşe doğru sürüklediği, çağın gerisinde kalmış Osmanlının askeri açıdan da yetersizliği emperyalistleri cesaretlendiriyordu. Hele Balkan Savaşlarındaki utanç verici yenilgi ve Rumeli’nin neredeyse tamamen elden çıkışı, Osmanlının işgale ve paylaşıma direnemeyeceği yolundaki düşüncelerini pekiştiriyordu.
Emperyalistlerin hedefi yalnızca Anadolu coğrafyasının dışındaki topraklar değildi. Bu kez Türklerin öz vatanına, kalbine, beynine yönelmişlerdi. Başkent İstanbul işgal edilecek, Türk varlığının özü olan Anadolu tamamen ele geçirilecekti. Osmanlıya son darbeyi indirmek için Basra’dan, Mısır’dan, Arabistan’dan, Kafkasya’dan saldırılar başlamış, içerde de ayrılıkçı hareketler örgütlenmiş, Ermeni Taşnak çeteleri, emperyalistlerin yönlendiriciliğinde uyruğu oldukları devlete karşı silahlı kalkışmayı başlatmışlardı.
Savaşın başında Çanakkale’yi geçip, Marmara’nın ucundaki başkent İstanbul’a ulaşıp Osmanlıyı saf dışı bırakmak, doğru dürüst terlemeden paylaşım savaşını sonuçlandırmak amaçlanıyordu. O güne kadar dünyanın görmediği büyüklükteki birleşik donanma, korkutucu topları, delinmez zırhlarıyla 18 Mart Sabahı Çanakkale’yi geçmek için boğazın iki yakasındaki Türk siperlerine ölüm kusmaya başladı. Zaferden o kadar emindiler ki, akşam çayını İstanbul’da içme konusunda bahse giriyorlardı.
18 Mart’ta Çanakkale’yi geçemediler. Balkan yenilgisinin utancını, yıllardır uğranılan kayıpların acısını silmeye yeminliydi Mehmetler. 18 Mart 1915’te Mehmetler yalnızca Türk milletinin değil, emperyalizmin ezdiği, sömürdüğü tüm ulusların onurunu korumuş oldular. Emperyalizmin mağrur ordularının, yenilmez donanmalarının durdurulabileceğini, yenilebileceğini bütün dünyaya kanıtladılar. Ezilenlerin direneme azmini artırdılar, sömürüye karşı durma bilincini geliştirdiler.
18 Mart 1915’te boğazı geçemeyenler 25 Nisan 1915’te yaptıkları çıkarmayla kara çarpışmalarıyla Türk Ordusunu yenip, İstanbul’un yolunu açmayı denediler. 1916 başlarına kadar süren kara çarpışmalarında Mehmetçiğin çelik süngüsü, destansı direnci, karadan da yol vermedi sömürgenlere. Bu süreçte Türk ulusu, yıllardır peş peşe gelen kayıpların ve gerilemenin oluşturduğu yenilgi psikolojisinden silkindi, yılgınlığı üzerinden attı.
Çanakkale tarihçiler tarafından Türk ulusunun yeniden doğduğu yer olarak tanımlanır. Çanakkale aynı zamanda 19.Tümen Komutanı Mustafa Kemal’in de doğduğu yerdir. Türk ordusu ve Türk ulusu, taarruza değil ölmeye giden destansı 57. Alayın bağlı olduğu 19.Tümenin eşsiz komutanını Çanakkale’de tanıdı. Mustafa Kemal 19 Mayıs
İstanbul Barosu, ülkelerinin bağımsızlığı için gözünü kırpmadan ölüme koşan Çanakkale kahramanlarından bu gün için de alınacak vatan sevgisi, bağımsızlık aşkı, sömürüye karşı direnme derslerinin olduğu düşüncesini kamuoyuna saygıyla duyurur.


