15 Mart Dünya Tüketici Hakları Günü ve Güncel Gelişmeler
15 Mart Dünya Tüketici Hakları Günü ve Güncel Gelişmeler

15 Mart 1962 yılında dönemin ABD Başkanı John F. Kennedy’nin Temsilciler Meclisinde yaptığı konuşmasında “Tüketici Hakları” kavramını kullanarak, tüketici haklarının yasal güvencelerle korunması gerektiğini vurgulaması sonucunda Birleşmiş Milletler’in 1985 yılında aldığı bir kararla tüm dünyada 15 MART DÜNYA TÜKETİCİ HAKLARI GÜNÜ olarak kutlanmaktadır.
Aynı yıl Birleşmiş Milletler’in kabul ettiği TÜKETİCİ HAKLARI EVRENSEL BEYANNAMESİ; temel gereksinmelerin karşılanması hakkı, sağlık ve güvenliğin korunması hakkı, ekonomik çıkarların korunması hakkı, bilgilendirilme hakkı, eğitilme hakkı, tazmin edilme hakkı, temsil edilme hakkı, sağlıklı bir çevrede yaşama hakkı olmak üzere tüketicinin 8 temel hakkını içermektedir.
Ülkemizde ilk özel düzenleme, 1995 yılında yürürlüğe giren 4077 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanundur. Halihazırda Mayıs 2014'te yürürlüğe giren 6502 Sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanunu ile tüketicilerin taraf olduğu her türlü sözleşmesel ilişki tüketici hakem heyetleri ve tüketici mahkemelerinin görev alanına dahil edilmiştir.
Tüketici hukukunun kapsamının oldukça genişlediği ve tüketicilerin yaşadığı ihtilafların her geçen gün arttığı bu günlerde hakem heyetleri ve mahkemeler büyük bir yükün altındadır. Özellikle büyük illerde, tüketiciler tarafından açılan davalarda 8-10 ay sonrasına duruşma günü verildiğine tanık olmaktayız. Bu durum, sonuca ulaşılmasını çok geciktirdiği için tüketicileri haklarını aramak konusunda tereddüde düşürmektedir. Hal böyleyken, Gümrük ve Ticaret Bakanlığı tarafından hakem heyeti sayısının azaltılmasına yönelik çalışmaların tüketicilerin kolay yoldan adalete erişimini iyice güçleştireceği düşünülmektedir.
Yine, ikinci senesinde olduğumuz ve sürekli uzatılan olağanüstü hal ve bu kapsamda herhangi bir yargısal denetime tabi tutulamayan kanun hükmünde kararnameler ("KHK") ile kanun yapma tekniğine uymayan bir takım düzenlemeler hayata geçirilmektedir. Bunlardan birisi de 23 Ocak 2017 tarihli 29957 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan 684 sayılı KHK ile Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun’un ön ödemeli konut satışına ilişkin 45.maddesini değiştiren hükümdür. Bu değişiklik neticesinde, tüketicinin herhangi bir gerekçe göstermeden devir veya teslim tarihine kadar kullanabileceği sözleşmeden dönme hakkı, sözleşme tarihinden itibaren 24 ay ile sınırlandırılmış, bununla da kalınmayarak , sözleşmeden dönme halinde tüketiciden sözleşme bedelinin %2'sine kadar tazminat alınabileceğine ilişkin düzenleme yerini, 24 aylık dönemin hangi aralığında sözleşmeden dönüldüğüne göre artan ve sözleşme bedelinin %8'ine kadar varan oranlarda tazminat alınabileceğine yönelik bir düzenlemeye bırakmıştır.Yani tüketicilerin haklarının korunması yerine satıcı lehine düzenleme yapılması söz konusu olmuştur.
Olağanüsü hal gerekçeleri ile herhangi bir ilgisi olmayan özel hukuk ilişkilerinin bu KHK'lar ile düzenlemesinin anlaşılması ve kabul edilmesi mümkün olmadığı gibi, diğer piyasa aktörlerinden zayıf olan tüketicinin korunmasına yönelik özel mevzuatın, herhangi bir denetime tabi olmayan olağanüstü hal KHK'ları ile tüketici aleyhine değiştirilmesi büyük bir hukuki tercih hatası ve hukuk güvenliği sorunudur.
Bu nedenlerle bu yıl tüketiciler dahil tüm ülkemize, kuvvetler ayrılığı ilkesinin şemsiyesi altında hukuk güvenliğinin sağlandığı, Yargının bağımsızlaştığı ve adalete daha hızlı ulaşabildiğimiz günler dileriz.
Kamuoyuna saygı ile sunarız.
İstanbul Barosu Tüketici Hakları ve Rekabet Hukuku Merkezi


