15 Baro Başkanının Kıbrısla İlgili Hükümet Politikasına İlişkin Açıklaması
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan; AB dayatmaları karşısında bir hava, bir deniz limanını Rum yönetimine açma önerisinde bulunmuştur. Bu yapılırken devletin hiçbir kurum ve kuruluşunun bu oldu/bittiden haberdar edilmediği anlaşılmaktadır.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan; AB dayatmaları karşısında bir hava, bir deniz limanını Rum yönetimine açma önerisinde bulunmuştur. Bu yapılırken devletin hiçbir kurum ve kuruluşunun bu oldu/bittiden haberdar edilmediği anlaşılmaktadır.
Ülkemizin bu günü ve geleceği açısından kabul edilmesi olanaksız kaygı verici gelişmeler yaşamaktayız. Yaratılan fiili durum (bu öneri) Kıbrıs Rum Yönetimini dolaylı biçimde tanıma ve dolayısıyla KKTC’nin hukuksal varlığına son verme anlamına gelmektedir. Buna dikkat çekiyoruz.
Türkiye Cumhuriyeti Londra ve Zürich Antlaşmalarına göre Kıbrıs’ın ve Kıbrıs’ta yaşayan Türk halkının garantörüdür. 1974 yılında Nicos Samson’un Kıbrıs’ta darbe yapması, anayasal düzeni yıkıp adayı Rum adası haline getirmek istemesi, Türklere soykırım uygulaması üzerine, Türkiye garantörlük hakkını kullanarak Kıbrıs’a müdahale etmiş, adaya barış ve özgürlük getirmiştir. 32 yıldır ada halkı barış ve özgürlük içinde yaşamaktadır.
Kıbrıs’taki anayasal düzeni yıkan Rum yönetimi, Avrupa Birliğine üye olarak kabul edilmiştir. Oysa hukuk kurallarına göre Kıbrıs, Türkiye Cumhuriyetinin katılmadığı hiçbir uluslararası kuruluşa katılamaz. Kıbrıs sorunu sadece Kıbrıs’ta yaşayan 150 bin Türk yurttaşını değil, Türkiye’de yaşayan 72 milyon yurttaşın güvenliğini ve geleceğini çok yakından ilgilendirmektedir.
Kıbrıs’ın Helen adası haline gelmesi durumunda AKDENİZ adeta bir Yunan gölü olacak, Türklerin Anadolu’ya hapsedilmesi süreci tamamlanacaktır. Ege Denizini Yunan denizi haline getirmek isteyen Rumlar bu gidişle Akdeniz’de Türk gemilerine ve uçaklarına hareket serbestisi ve yaşam alanı tanımayacaktır. Bir başka anlatımla emperyal odakların desteğini arkasına alan Yunanistan uzun zamandır izlediği genişleme ve toprak kazanma planına yeni bir halka daha eklemek üzeredir. Batı destekli Yunanistan, Mora yarımadasında kurulduğu tarihten bu yana topraklarını Türkiye aleyhine 7 kat genişletmiştir.
TBMM, 1983 yılında KKTC’nin devlet olarak varlığını tanımış ve haklarını OYBİRLİĞİ ile koruma yolunda karar almıştır.
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın TBMM’nin iradesine ve meclis kararına aykırı olarak KKTC’nin varlığını hukuken yok etmenin ilk adımı olan Gümrük Birliği Ek Sözleşmesini kamuoyundan ve meslek örgütlerinden gelen tüm uyarılara karşın imza etmiştir.
Şu anda ise; Türkiye’deki liman ve havaalanlarını kısmen de olsa Rum yönetimine açmak suretiyle KKTC’ye son ve ölümcül bir darbe daha vurulmak üzeredir.
Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin 1983 yılında KKTC ile ilgili aldığı kararları yok saymak, bunun tersine işlem yapmak meclis iradesini hiçe saymaktır. Bu olgu kaynağını anayasa ve yasalardan almayan bir devlet yetkisi kullanma anlamına gelmektedir.
Bu anayasa dışı, hukuk dışı bir eylemdir. “Hiçbir makam ya da merci kaynağını anayasa ve yasalardan almayan bir devlet yetkisi kullanamaz” (Anayasa Madde:5)
TBMM’nin kararlarının yok sayılması, meclis kararına aykırı tasarrufta bulunulması, siyasi iktidarın meşruiyetini tartışmalı hale getirir ve bu durum giderek rejimi anayasa ve hukuk kur allarının dışına iter.
Tüm kişi ve anayasal kurumların geldiğimiz bu noktaya bir kez daha dikkatini çekiyor, sorumluluklarının gereğini yerine getirmeye ve bu teslimiyetçi gidişe dur demeye çağırıyoruz.
İstanbul Barosu Başkanı Av. Kazım Kolcuoğlu,
İzmir Barosu Başkanı Av. Nevzat Erdemir,
Aydın Barosu Başkanı Av. Sümer Germen,
Denizli Barosu Başkanı Av. Adil Demir,
Manisa Barosu Başkanı Av. Remzi Demirkol,
Antalya Barosu Başkanı Av. Mehmet Zeki Durmaz,
Muğla Barosu Başkanı Av. Ayla Kara,
Zonguldak Barosu Başkanı Av. Erol Mekik,
Mersin Barosu Başkanı Av. İsa Gök,
Gaziantep Barosu Başkanı Av. Aziz Canatar,
Amasya Barosu Başkanı Av. Hasip Yalçın,
Artvin Barosu Başkanı Av. Bedrettin Kalın,
Bartın Barosu Başkanı Av. Şeref Yıldız,
Samsun Barosu Başkanı Av. Ahmet Gürel,
Balıkesir Barosu Başkanı Av. Muzaffer Mavuk


