İstanbul Barosu LogoİSTANBUL BAROSU
“Herhalde dünyada bir hak vardır ve hak kuvvetin üstündedir.”M. Kemal ATATÜRK

14. Protokol Ve Aihm'ne Başvuru Süreci

İstanbul Barosunun 132. Kuruluş Yıldönümü ve 5 Nisan Avukatlar gününü kutlama etkinlikleri çerçevesinde 8 Nisan 2010 Perşembe günü saat 14.00’da Orhan Apaydın Konferans Salonunda düzenlenen panelde, “14. Protokol ve AİHM'e Başvuru Süreci” ele alındı.

14. Protokol Ve Aihm'ne Başvuru Süreci

İstanbul Barosunun 132. Kuruluş Yıldönümü ve 5 Nisan Avukatlar gününü kutlama etkinlikleri çerçevesinde 8 Nisan 2010 Perşembe günü saat 14.00’da Orhan Apaydın Konferans Salonunda düzenlenen panelde, “14. Protokol ve AİHM'e Başvuru Süreci” ele alındı.

Panelin açılışında konuşan İstanbul Barosu Başkanı Av. Muammer Aydın, 47 üye devletin kabul ettiği 14. Protokol Rusya’nın da imzalamasıyla sözleşmeci devletler tarafından uygulanabilir hale geldiğini söyledi. 

14. Protokol ile AİHM’in daha siyasi bir mahkeme kimliği kazandığını, protokolün bazı maddeleri ile Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesine bazı eklemeler yapıldığını hatırlatan Aydın, “Bu değişikliklerle bir yandan sözleşmeci bir devlet gibi AB'nin de taraf olması sağlanmış öte yandan da bir komisyonun mahkemelere yazılı görüş sunması, sözlü olarak katılması gibi bağımsız bir mahkeme işlevi ile bağdaşmayacak düzenlemeler getirilmiştir” dedi.

AİHS'in birçok maddesinin 14. Protokol ile değiştirildiğini, birçok yeni madde eklendiğini ve birçok maddesinin de kaldırıldığını belirten Muammer Aydın, bununla da yetinilmediğini ve mahkemeye başvuru yönteminde de birçok engel getirildiğinin tespit edildiğini vurguladı.

Ülkemizde yaşanan insan hakları ihlalleri ve özellikle yargıdaki ihlaller nedeniyle AİHM'e bugün için yapılan müracaatlarda Türkiye’nin, Rusya'dan sonra 13.000 dava dosyası ile 2. sırada geldiğini belirten Aydın şunları söyledi: “Özellikle bu dosyalar üzerinde yapılan ön incelemede 2.170 dosyada en az bir ihlalin varlığının saptanması bu konuda nerelerde olduğumuzun en vahim göstergesidir. Bu mahkemenin önünde toplam 120.000 dolayında dosya olduğu gözetildiğinde de bu sayının çokluğu ve ülke olarak durumumuz daha iyi anlaşılacaktır”.

Bir Avrupa Konseyi projesi olarak yapılan eğitim çalışmaları içinde yer alan İstanbul Barosu ve avukatlarının bundan büyük yarar sağladığını, önemli sayıda avukatın AİHM'ne başvuru süreci için eğitildiğini belirten Aydın, şimdi İstanbul Barosu’nun bu eğitmenleriyle çalışmalar yaptığını, sertifika programları düzenlediğini, bu çalışmaların yakında bölgelerde de yapılacağını haber verdi.

İstanbul Barosu Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Dr. Selçuk Demirbulak oturumu yönetirken yaptığı konuşmada, 1949 yılında kurulan ve Türkiye’nin de üyesi bulunduğu Avrupa Konseyi’nin kişi özgürlüğü, siyasal özgürlük ve hukukun üstünlüğüne bağlı olarak bu amacı taşıyan ülkeler arasında hukuki bütünleşmeyi sağlamayı amaçladığını söyledi. 

Konseyin birçok sözleşme ve tavsiye kararını kabul ettiğini, hazırlanan AİHS’nin 4 Kasım 1950 tarihinde aralarında Türkiye'nin de bulunduğu on beş ülke tarafından Roma'da imzalandığını belirten Demirbulak, sözleşme ile güvence altına alınan hakların uygulanmasını denetlemek amacıyla 1954 yılında Avrupa İnsan Hakları Komisyonu, 1959 yılında da Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin kurulduğunu bildirdi.

Demirbulak, Konseye üye ülkeler sayısındaki artışa paralel olarak AİHS denetim mekanizmasının günün koşullarına uygun duruma getirilmesi amacıyla 1 Kasım 1998 tarihinde yürürlüğe giren Ek–11 numaralı protokol ile yarı zamanlı olarak çalışan Mahkeme ve Komisyonun yerine Avrupa Konseyi'nin bir organı olarak tek ve tam zamanlı çalışan yeni bir Mahkeme’nin Strazburg'da kurulduğunu kaydetti.

Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin Konseye üye 47 devletlerin sayısına eşit sayıda hakimden oluştuğunu, mahkemenin "yargı","danışma" ve “düzenleme" görevinin bulunduğunu hatırlatan Demirbulak, “Mahkemenin bir görevi yargısal görev olarak, kendisine gönderilmiş olan sözleşmeden doğan uyuşmazlıkları zorunlu ve kesin olarak karara bağlamak, diğer görevi ise Bakanlar Komite'sinin istemi üzerine, Sözleşmenin ve Ek Protokollerin yorumu ile ilgili hukuksal sorunlar konusunda danışma niteliğinde görüş bildirmektir” dedi.

Demirbulak, 25.05.2004 tarihinde 5170 sayalı yasa ile Anayasa'nın 90.maddesinin son fıkrasına eklenen "temel hak ve özgürlüklere ilişkin milletlerarası anlaşmalar ile kanunların aynı konuda farklı hükümler içermesi nedeniyle çıkabilecek uyuşmazlıklarda milletlerarası antlaşma hükümleri esas alınır” cümlesi ile AİHM kararlarının kanun üstü bir norm olarak iç hukukumuza girdiğinin altını çizerek, “Bu hükmün doğurduğu sonuçlar yönünden Anayasa'nın bile üstünde olduğunu söylemek yanlış olmaz” dedi.

Panelde ilk sözü Kültür Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Durmuş Tezcan aldı. Tezcan,  power point destekli sunumunda 14. Protokolün içeriği hakkında bilgi verdi. Tezcan ayrıca, 14. Protokol gereği mahkemenin yapısı ve AİHS maddelerine yapılan eklemeler ve çıkarmalar hakkında açıklamalar yaptı.

İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Semih Gemalmaz, 14. Protokolle yapılan değişikliklerin avukatları hiç ilgilendirmediğini, dairelerin iş yükünü hafifletmek adına yapılan değişikliklerin amacına ulaşmayacağını, çünkü esas iş yükünün dairelerin mutfağı olan sekreteryaların üzerinde olduğunu söyledi. Aslında 14. Protokolden devletlerin yararlanacağını hatırlatan Gemalmaz, Türkiye’nin AİHM’e ihtiyacı bulunduğunu, bunun Türkiye’de yaşanan son olaylarda açıkça görüldüğünü bildirdi.

Panelde ilk sözü Kültür Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Durmuş Tezcan aldı. Tezcan,  power point destekli sunumunda 14. Protokolün içeriği hakkında bilgi verdi. Tezcan ayrıca, 14. Protokol gereği mahkemenin yapısı ve AİHS maddelerine yapılan eklemeler ve çıkarmalar hakkında açıklamalar yaptı.

İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Semih Gemalmaz, 14. Protokolle yapılan değişikliklerin avukatları hiç ilgilendirmediğini, dairelerin iş yükünü hafifletmek adına yapılan değişikliklerin amacına ulaşmayacağını, çünkü esas iş yükünün dairelerin mutfağı olan sekreteryaların üzerinde olduğunu söyledi. Aslında 14. Protokolden devletlerin yararlanacağını hatırlatan Gemalmaz, Türkiye’nin AİHM’e ihtiyacı bulunduğunu, bunun Türkiye’de yaşanan son olaylarda açıkça görüldüğünü bildirdi.

İstanbul Barosu Üyesi, AİHM Eski Yargıcı Av. Dr. Rıza Türmen ise 14. Protokol çerçevesinde AİHM’in yeni yapısı ve yapacağı çalışmalar hakkında ayrıntılı bilgi verdi. 14. Protokolün en önemli özelliğinin yeni kabul edilebilirlik kriteri olduğunun altını çizen Türmen, bunun bireysel başvuru hakkını bir ölçüde zedelediğini, sözleşmenin ruhuna pek uygun düşmediği görüşünde olduğunu, bu kriterin içinin doldurulması gerektiğini bildirdi.

AİHM Sekreteryası'nda Görevli Hukukçu Hasan Mutaf, 14. Protokolün, davaların süresini kısaltmak ve dairelerin iş yükünü hafifletmek amacıyla hazırlandığını bildirdi. Mutaf, AİHM’e başvuru süresi ve yeni kabul edilebilirlik kriteri hakkında teknik bilgi sundu.

Panelde söz alan Lahey Barosu Başkanı Martens de 14. Protokolü çok gerekli bulduğunu, AİHM’in önemli konulara yoğunlaşma fırsatı bulacağını söyledi.

Azerbaycan Delegasyonundan İntiqam Aliyev de, Azerbaycan Barolar Birliğinin özgür ve özerk olmadığını, hükümetin denetiminde bulunduğunu, bu nedenle Türkiye barolarının çalışmalarını ilgiyle izlediklerini ve Türk hukukçuların Azerbaycanlı hukukçular üzerinde büyük etkisinin bulunduğunu bildirdi.

Soru – cevap bölümünün tamamlanmasından sonra İstanbul Barosu Başkanı Av. Muammer Aydın bütün katılımcılara teşekkür etti ve konuşmacılara birer plaket, konuklara da armağanlar verdi.

Galeri

Kategori:Haberler
14. Protokol Ve Aihm'ne Başvuru Süreci | İstanbul Barosu