İstanbul Barosu LogoİSTANBUL BAROSU
“Herhalde dünyada bir hak vardır ve hak kuvvetin üstündedir.”M. Kemal ATATÜRK

131. Yıl Etkinlikleri: Uluslararası Mahkemelerin İç Hukuklardaki Yeri Ve Aihm

İstanbul Barosu’nun 131. Kuruluş Yıldönümü ve Avukatlar Günü etkinlikleri çerçevesinde düzenlenen panelde “Uluslararası Mahkemelerin İç Hukuklardaki Yeri ve AİHM” konusu tartışıldı.

131. Yıl Etkinlikleri: Uluslararası Mahkemelerin İç Hukuklardaki Yeri Ve Aihm

İstanbul Barosu’nun 131. Kuruluş Yıldönümü ve Avukatlar Günü etkinlikleri çerçevesinde düzenlenen panelde “Uluslararası Mahkemelerin İç Hukuklardaki Yeri ve AİHM” konusu tartışıldı.

Panel, 2 Nisan 2009 Perşembe günü saat 10.30 – 16.00 arasında İstanbul Kültür Üniversitesi Akın Güç Oditoryumunda yapıldı.

Panelin açılışında konuşan İstanbul Barosu Başkanı Av. Muammer Aydın, “Uluslararası Ceza Mahkemesi Irak konusunda insanlık adına sınıfta kalmış ve görevini yapmamıştır, bunu sorgulamak gerekmektedir. Nitekim Irak'ta yaşanan insanlık dramı ve kaybedilen 700 bin insanın hesabı sorulamamıştır” dedi.

Sözlerini, “İstanbul Barosu olarak biz Ağustos 2003’te ABD Uluslar arası Ceza Mahkemesinin yetkisini kabul etmediğinden sadece İngiltere Başbakanı Tony Blair ve İngiltere Savunma Bakanı hakkında UCM’ye suç duyurusunda bulunduk. UCM Savcılığından gelen cevabi yazıda 800 kadar ihbar ve müracaat olduğu belirtilmesine rağmen talebimiz reddedilmiştir” diye sürdüren Aydın, İnsanlık suçu işleyen ülkeler ABD ve İngiltere olduğu zaman bu mahkemelerin suskun kaldıklarını, Uluslararası hukuka, sözleşmelere ve insan haklarına aykırı olarak yapılan Irak işgalinde binlerce kişinin öldürülmesi, işkence görmesi, hatta toplama kamplarına götürülmesi batının kılını dahi kıpırdatmadığını bildirdi.

İstanbul Barosu Başkanı Muammer Aydın konuşmasının son bölümünde, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin siyasetten arındırılarak daha çok bir hukuk mahkemesi niteliğine bürünmesi gerektiğinin altını çizdi.

Paneli yöneten İstanbul Barosu Başkan Yardımcısı Prof. Dr. Dr. Selçuk Demirbulak, Avrupa Toplulukları Adalet Divanının yapısı ve çalışmaları hakkında bilgi verdi.

Avrupa Toplulukları Adalet Divanı’nın küreselleşmenin doğal sonucu olarak 25 Eylül 1952’de Avrupa Kömür Çelik Topluluğu’nun bir organı olarak kurulduğunu AET, Avrupa Kömür Çelik Topluluğu ve Avrupa Atom Enerjisi Topluluğunun ortak yargı organı olduğunu belirten Demirbulak, Topluluk hukukunun her üye devlette aynı şekilde uygulanmasını ve yorumlanmasını sağladığını bildirdi.

Kısa adı ATAD olan mahkemenin yargılama işlevini genel kurul ve daireler yoluyla gerçekleştirdiğini kaydeden Demirbulak, mahkemenin anayasal davalara, idari davalara ve bekletici unsur olarak nitelenen ön karar davalarına baktığını, tenfiz davalarının ise topluluk  usul kurallarına bağlı olarak görüldüğünü hatırlattı.

Demirbulak, Türkiye’nin topluluk hukuku ile ilişkilerinin 31 Ocak 1959 yılında imzalanan anlaşmayla başladığını belirtti.

Panelde ilk sözü alan İstanbul Kültür Üniversitesi Hukuk Fakültesi Kamu Hukuku Bölüm Başkanı Prof. Dr. Durmuş Tezcan, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin kuruluş ve işleyişi hakkında bilgi verdi.

İkinci Dünya savaşında yaşanan acılardan ders alınarak uluslararası mahkemelerin oluşturulduğuna dikkat çeken Tezcan, AİHM’in yükünün giderek ağırlaştığını bu nedenle mahkemenin “hem çabuk hem adil” karar vermesinin kolay olmadığını söyledi.

Uluslararası Ceza Mahkemesinin uzun çalışmalar sonucu eski Yugoslavya’da işlenen suçlara bakmak için kurulduğunu, özel yetkili bir mahkeme olduğunu belirten Tezcan, UCM Savcılığının çok önemli bir konumu bulunduğunu, taraf olmayan ülkelerde bile kovuşturma yetkisinin bulunduğunu belirtti.

UCM’nin uluslararası sivil toplum kuruluşlarının baskısıyla kurulduğuna işaret eden Tezcan, mahkemenin Kara Avrupa’sı ve Anglosakson hukuku sistemlerinin karması bir yargılama yaptığını, UCM’nin yetkilerini kabul etmeyi Türkiye’nin yararına görmediğini vurguladı.

İstanbul Barosu İnsan Hakları Merkezi Başkanı Av. Dr. İlker Erdem Mutlu da anayasal yetkileri bulunmayan uluslar arası mahkemelerin yargısal aktivizmi tam olarak yerine getiremediklerini söyledi.

Uluslararası mahkemelerin taraf ülkelerin yetki ve bir ölçüde egemenlik haklarının devrini gerektirdiğine işaret eden Mutlu, UCM’yi uygar olmanın bir gereği diye kabul etmenin mümkün olmadığını ve bu fikre başından beri karşı çıktığını belirtti. Mutlu konuşmasında, AİHM kararları ve içtihatları hakkında çeşitli örnekler verdi.

İnsan Hakları Mahkemesi Eski Yargıcı Dr. Rıza Türmen de konuşmasında, uluslararası alanda hiyerarşik bir yapı bulunmadığını, yargının küreselleşmesinin, ulusal yargının evrenselleşmesinde, uluslararası yargının da ulusallaşmasında etken olduğunu bildirdi.

Uluslar arası mahkemelerin davaları yorumlarken uluslar arası alanda yeni kaynaklar bulduklarını, yüksek mahkeme yargıçlarının uluslar arası temaslarında birbirlerinden etkilendiklerini belirten Türmen, mahkemelerin bir ihtiyaca cevap verdiklerini, suçlar küreselleştikçe yargının da küreselleştiğini, bütün gelişmelerin ulusal egemenliği sınırlandırdığını ve uluslararası norm yarattığını kaydetti.  

Bireyin devlete karşı dava açmasının ileri bir aşama olduğunu, Türkiye’nin AİHM’e bireysel başvuru hakkını 1987’de tanıdığını hatırlatan Türmen, iç hukukun AİHM’i bağlamadığını ve AİHM’in kararlarında Avrupa’da oluşan ortak standartların etkili olduğunu vurguladı.

Av. Dr. Burak Gemalmaz da uluslararası mahkemelerin henüz bir geçiş aşamasında olduğunu belirtti ve AİHM kararlarının bağlayıcı olduğunu, kişi iç hukuk yolları tükendikten sonra bu mahkemeye başvurabileceğini söyledi.

AİHM içtihatlarına dikkat edilmesi gerektiğini belirten Gemalmaz, konuşmasında AİHM’in karar ve içtihatlarından örnekler verdi.

Panel sonunda konuşmacılara birer Teşekkür Belgesi verildi.    

Galeri

Kategori:Haberler
131. Yıl Etkinlikleri: Uluslararası Mahkemelerin İç Hukuklardaki Yeri Ve Aihm | İstanbul Barosu