İstanbul Barosu LogoİSTANBUL BAROSU
“Herhalde dünyada bir hak vardır ve hak kuvvetin üstündedir.”M. Kemal ATATÜRK

127. Yıl Kutlama Ve Avukatlar Günü Etkinlikleri Sona Erdi

5 Gün süren İstanbul Barosunun 127. Kuruluş Yılı ve Avukatlar Günü kutlamaları sona erdi.

127. Yıl Kutlama Ve Avukatlar Günü Etkinlikleri Sona Erdi

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

5 Gün süren İstanbul Barosunun 127. Kuruluş Yılı ve Avukatlar Günü kutlamaları sona erdi.

 

Etkinliklerin 8 Nisan Cuma günkü bölümünde savunmanın sorunları tartışıldı. Bu toplantıyı İstanbul Barosu Başkanlığı Avrupa Avukatlar Birliği Başkanlığıyla birlikte düzenledi.

 

Kadir Has Üniversitesinde düzenlenen toplantıyı bir konuşmayla açan İstanbul Barosu Başkanı Av. Kazım Kolcuoğlu, mesleki sorunların değerlendirilmesi amacıyla İstanbul’da ortak bir toplantı düzenleme görüşmesinin bir yıl önce Brüksel’de UEA Başkanı Maitre Joe Lemmer’le kararlaştırıldığını, bu dileğin özelliği olan bir günümüzde gerçekleştiğini ve Avrupalı dostları aramızda görmekten mutluluk duyduğunu belirterek onlara ve öteki konuklara “hoş geldiniz” dedi.

 

Hak arama özgürlüğünün ve adil yargılanma hakkının uluslar arası mevzuata girdiğini belirten Av. Kolcuoğlu, savunmasız yargı olamayacağı, avukatların özgürlüğe sahip olmaları gerektiği ve sır saklama özelliklerinin bulunması gibi hususların da Türk mevzuatına girdiğini ve Avrupa ile aramızda pek fark bulunmadığını bildirdi.

 

İstanbul Barosu Başkanı Av. Kazım Kolcuoğlu, Avrupa Birliğine üye ülkeler barolarının ortak ilkeler ve etik kurallar üzerinde çalışmalar yaptıklarını belirterek bunları yakından izlediklerini belirtti.

 

Sunumunu İstanbul Barosu Yönetim Kurulu Üyesi Av. Ömür Dedeoğlu’nun yaptığı toplantıda ikinci açılış konuşmasını Avrupa Avukatlar Birliği Başkanı Maitre Joe Lemmer yaptı.

 

Lemmer, 127. kuruluş yılı ve avukatlar gününü kutlama etkinliklerine davet edildikleri için İstanbul Barosu Başkanına teşekkür etti. Lemmer, İstanbul Barosu ile Türkiye’de gerçekleştirdikleri bu toplantıda mesleğin önemli sorunlarının tartışılacağını ve iki tarafın da bundan yarar sağlayacaklarını umdukların söyledi.

 

Açılışta konuşan Avrupa Birliği Adalet Divanı Temsilcisi Ruiz Jarabo Colomer de, Avrupa Birliği Adalet Divanının hukukun üstünlüğünü korumak amacıyla kurulduğunu söyledi.

 

Konuşmasında Avrupa Birliğinin kuruluşu, gelişmesi ve amaçları hakkında bilgi veren Colomer, Adalet Divanının barolara büyük önem verdiğini, barolarla birlikte çalıştıklarını, avukatların Avrupa ideallerinin oluşturulmasında büyük katkıların bulunduğunu belirtti.

 

Türkiye’nin Avrupa Birliğinin en eski aday ülkelerinden biri olduğunu ve yakın tarihte tam üyelik görüşmelerinin başlayacağını kaydeden Coloımer, “Avrupa Birliği kollarını açmış Türkiye’yi bekliyor. İstanbul Barosu ile bu konuda çok önemli işbirliğine hazırız” dedi.

 

Daha sonra günün ilk oturumuna geçildi. Oturum Başkanı Türkiye Barolar Birliği Başkanı Av. Özdemir Özok’un yaptığı konuşmada, 127 yıldır savunma özgürlüğüne hizmet erden, demokratik, laik yapıyı savunan, çok yetkin hukukçuları bünyesinde barındıran ve bir anıt kurum olan İstanbul Barosunu kutladığını belirtti

 

Türkiye Cumhuriyetinin daima batıya dönük bir çizgisi bulunduğunu, 1020’lerden bu yana Avrupa Hukukunu benimsediğini belirten Av. Özdemir Özok, Türkiye Cumhuriyetinin Atatürk’ün önderliğinde şeriatla yönetilen bir ülkeden çağdaş ve demokratik bir düzene geçtiğini ve dünyada bunun başka bir örneğinin bulunmadığını, o nedenle batılı dostların bu hususa dikkat etmeleri gerektiğini vurguladı.

 

Türkiye’nin Avrupa Birliğine başından beri ilgi duyduğunu, Kopenhag ölçütleri denen ilkelerin Türk toplumuna 1961 Anayasasıyla sunulduğuna dikkati çeken Türkiye Barolar Birliği Başkanı, “soğuk savaş döneminin bittiği ve duvarların yıkıldığı, Sovyetler Birliğinin çöktüğü bir ortamda, Avrupalı dostlarımızın Sovyetlerden ayrılan ülkeleri üye yapmakta onlara gösterdiği ilgiyi bize göstermemelerine serzenişte bulunma hakkını kendimizde görüyoruz. Birliğe girip girmemek o kadar önemli değildir. Zaten üstün değerler kimsenin tekelinde de değildir” dedi.

 

Daha sonra birinci oturum konuşmacısı Belçika Adalet Bakanlığı Temsilcisi M. De Reimaecker aldı.

 

Reimaecker, konuşmasında Belçika Adalet sistemini anlattı. Belçika’da adalet sisteminin erklere ayrıldığını, merkezdeki yargıçlar ve Adalet Bakanlığı Yargıçları olmak üzere iki tip yargıçlık bulunduğunu bildirdi.

 

1996 yılında Belçika’da çocuk ölümlerinin artması üzerine hukuk ve güvenlik sistemlerinde zaaf doğduğunu belirten Reimaecker, hukuk ve adalet sisteminin yeniden yapılandırıldığını ve yargıçlık görevini politikadan uzak tutmak ve yargıyı kontrol amacıyla Belçika Yüksek Adalet Konseyi kurulduğunu hatırlattı.

 

Reimaecker, mali açıdan bağımsız, kendi personelini kendi atayan tamamen bağımsız bu konseyde 44 kişinin çalıştığını, bunların dört yıl görev yaptıklarını, bu konseyde hukukçu olmayan kişilerin de görev yaptığını, bunların seçimle işbaşına geldiğini anlattı.

 

Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi ve İstanbul Barosu Avrupa Hukuku Komisyonu Başkanı Prof. Dr. Selçuk Demirbulak başkanlığındaki ikinci oturumda Lüksemburg Barosundan Maitre Faruk Durusu, “Avukatların Serbest Dolaşımı” konusunda bir bildiri sundu. 

 

Avrupa Birliği ülkelerindeki avukatların her ülkeye yerleşme ve hizmet verme haklarının bulunduğunu belirten Durusu, serbest dolaşımın sadece AB hukukuyla sınırlı kalmadığını, AB ile anlaşmalı ülkeler arasında da serbest dolaşımın mümkün olduğunu söyledi. 

 

Serbest dolaşımda “mütekabiliyet” esasının öne çıktığını belirten Durusu, “bir komisyon tarafından değerlendirilen bu sistem gereği bir Türk avukat Fransa’da, bir Fransız avukat da Türkiye’de çalışabilir” dedi.

 

Avukatların da kamu hizmeti yaptıklarını, Adalet Divanının vatandaşlık durumuna göre ayrımcılığı yasakladığını belirten Faruk durusu, avukatların serbest dolaşım gereği başka bir ülkede görev yapabilmeleri için çifte deontolojiye sahip olmaları gerektiğini bildirdi.

 

Diplomaların denkliği konusunun üye ülkeler arasında kabul edildiğini, bunun için uyum çalışmaları yapıldığını belirten Maitre Durusu, AB’ye üye ülkelerde avukatların serbest dolaşımının kabul edildiğini, göçmen avukatların da asli avukatların yaptığı işleri aynen yapabildiklerini, sadece noterlik hizmetinin yasaklandığını, göçmen avukatların üç yıl çalıştıktan sonra o ülkenin avukatı olabildiklerini sözlerine ekledi.

 

Ankara Barosu Başkanı Av. Ahsen Coşar’ın yönettiği üçüncü oturumda “Savunma Özgürlüğü” konusunda Avrupa Avukatlar Birliği Yönetim Kurulu Üyesi ve Ceza Hukuku Komisyonu Başkanı Maitre Giovanni Bana ve Dr. Nejat Aday birer bildiri sundu.

 

Önemli bir mazereti nedeniyle toplantıya katılamadığı belirtilen Giovanni Bana’nın bildirisini Anouk Darcet sundu.

 

Herkesin yargıca ulaşma ve adil savunma hakkı olması gerektiğini, savunma özgürlüğünün mahkemede minimum haklar sağladığını belirten Giovanni Bana, suç kanıtlanıncaya kadar sanığın suçsuz kabul edildiğini, herkesin kendini savunmak için avukat tutabileceğini, maddi yetersizlik sonucu avukat tutamayan şüpheliye devletin bunu sağlaması gerektiğini bildirdi.

 

Mahkeme yargıçlarının tarafsız ve bağımsız olması gerektiğini vurgulayan Giovanni Bana, kişinin de ne ile suçlandığını bilmesi ve savunma için kendisine zaman tanınması gerektiğini, lehteki şahitlerin aleyhteki şahitler gibi dinlenmesi, kişi bulunduğu mahkemenin dilini bilmiyorsa kendisine tercüman verilmesi gerektiğini hatırlattı.

 

Dr. Nejat Aday ise Savunma özgürlüğünü anlatmak için Sokrates’ten yaptığı alıntılarla başladı konuşmasın. Aday, iddia, savunma ve hükmün Sokrates’in savunmasında olduğu gibi yabancı konumunda olduğunu söyledi.

 

Yargıtay içtihatlarına karşı avukatların itirazının sınırlı olduğunu, bazen içtihatlara kadrşı çıkan avukatların müvekkilini zarara uğratmaktan cezalandırıldığını öne süren Dr. Nejat Aday, avukat ve savunmanın bugün geldiği nokta bakımından bazı kuşkuları olduğunu sözlerine ekledi.

 

Kocaeli Barosu Başkanı Av. Dr. İlter Yılmaz’ın yönettiği dördüncü oturumda, “Savunma Hakkı, Avrupa Hukukunda Temel prensipler” konusu ele alındı.

 

Bu oturumda konuşan Avrupa Birliği Adalet Divanı Temsilcisi Ruiz Jarabo Colomer, Adalet Divanının 1969’dan itibaren temel hakların korunması için harekete geçtiğini, bu temel hakların Avrupa Anayasası tasarısına girdiğini ve Anayasa kabul edildiğinde temel hakların da tam güvenceye kavuşacağını bildirdi.

 

Avrupa Birliği Anayasasının üye devletlerin anayasalarından yararlanılarak hazırlandığını, halen üye ülkeler arasında tartışıldığını, İspanya’nın halkoylaması ile Avrupa Anayasasını kabul ettiğini, anayasanın öteki 4 ülkede parlamentolarca kabul edildiğini, Fransa’nın bu konudaki tutumunun ise halen olumsuz olduğunu belirtti.

 

Avrupa kıtası adalet anlayışında silahların eşitliği gibi bir hususun bulunduğunu, Avrupa Birliği Adalet Divanının Strazburg sisteminden biraz farklı olduğunu belirten Colomer, bu nedenle Lüksembur ve Strazburg mevzuatında bazı anlaşmazlıkların bulunduğunu, buna rağmen önemli işlerin yapıldığını söyledi. Colomer, “örneğin Strazburg Mahkemesinde yargıç verilen karara muhalefet şerhi koyabilir, Adalet Divanında ise bu mümkün değildir.Yargıcın karara karşı eli kolu bağlıdır” dedi. Colomer, daha sonra Avrupa Birliği Adalet Divanının işleyişi hakkında ayrıntılı bilgi verdi.

 

Bursa Barosu Başkanı Av. Asude Şenol’un yönettiği beşinci oturumda “Savunma Avukatının Hak ve Dokunulmazlığının Sınırı” konusu ele alındı.

 

Bu oturumun konuşmacısı ise Avrupa Avukatlar Birliği Başkanı Maitre Joe Lemmer’di. Lemer, evrensel insan haklarının Avrupa Anayasasıyla güvence altına alındığını, birliğe bağlı devletlerce bu anayasanın kabulü için oylamalar başladığını, Fransa kabul etmese de Avrupa Birliğinin yoluna devam edeceğini söyledi.

 

Avrupa’da oy sahibi 700 bin avukat bulunduğunu,  öteki sivil toplum örgütleriyle işbirliği yaparak Avrupa Anayasasının kabulü için çalıştıklarını belirten Lemmer, “Bu anayasa kabul edilmelidir. Çünkü haklarımızı koruyor” dedi.

 

Lemmer, “Savunma Avukatının Hak ve Dokunulmazlığının Sınırı” konulu sunumunda "Avukat bütün müvekkillerini tamamen özgür ve bağımsız olarak savunabilir ve onlara hukuki danışmanlık yapabilir mi?" sorusunun günümüzde avukatlık mesleğinin en önemli sorunsalı olduğunu bildirdi.

 

Bazılarının bu sorun karşısında fazla endişelenmediğini belirten Lemmer, kendisinin durumun ciddiye alınması göerektiğini düşündüğünü belirtti.

 

 

Maitre Lemmer,  konuşmasında AB Komisyonunun Kara Paranın aklanmasıyla ve Terörizmin finansmanıyla mücadele hakkında hazırladığı direktif tasarısına değinerek,  tasarının avukatın hak ve dokunulmazlıklarını sınırlayan hükümlerini eleştirdi.

 

Maitre Lemmer, şunları söyledi : « Avukatlık mesleğinin temel ilkesi avukatın özgür ve bağımsız olmasıdır.Avukatlık mesleğinde en önemli kavramlardan biri güvendir.Avukat ile müvekkili arasında bir güven ilişkisi kurulmalıdır.Bu ilişki olmaksızın olması gerektiği gibi uygun bir savunmadan bahsedemeyiz. Bu ilişkinin kurulabilmesi için en etkili araçlardan biri meslek sırrıdır. Avukatın mesleği gereği haberdar olduğu müvekkiline ait sır kapsamına giren bilgileri yetkili makamlar dahil üçüncü kişilere açıklayamaması,  Avukatın meslek sırrını açıklayamama hakkı ve yükümlülüğü ile sağlanabilir. Demokratik bir toplumda her vatandaşın bağımsız bir avukat tutma veya ona danışma hakkı vardır. Kara Paranın aklanmasıyla veya terörizmin finansmanıyla mücadele bahane edilerek avukatın hak ve dokunulmazlığına getirilecek aşırı sınırlamalar AİHS'nin 6. maddesini ihlal eder. » 

 

İzmir Barosu Başkanı Av. Nevzat Erdemir’in yönettiği günün son oturumunda “Uyumlaştırma Tarihi” ele alındı.

 

Bu bölümün konuşmacısı Brüksel Barosu Eski Başkanı Claude Bontink’ti. Bontink, Avrupa Birliğini, dünyanın belli bir bölgesine barış ve huzur getiren bir başarı modeli olarak niteledi. İkinci Dünya Savaşından sonra Fransa Dışişleri Bakanının önerisiyle Kömür-Çelik işbirliğinin kurulduğunu, bunun Avrupa Birliğinin ilk adımı olduğunu belirten Bontink, Avrupa Birliği oluşuncaya kadar, birliğin geçirdiği aşamalar hakkında bilgi verdi.

 

Türkiye’nin tam üyeliğinin Avrupa Birliğinin yararına olduğunu belirten Claude Bontink, “İki taraf da kucaklarını açmış bekliyor. Ne var ki, bu kucak açma farklı yerlerde olmamalı. İki yaka arasındaki köprüyü kurmaya çalışmalıyız” dedi.

 

Toplantının kapanış konuşmasını yapan İstanbul Barosu Başkanı Av. Kazım Kolcuoğlu, ekonomik gücün oluşturacağı hukuka karşı, barışı ve insan haklarını koruyan, çıkara dayanmayan ilişkileri geliştiren bir hukuktan yana olduğumuzu görmekten mutluluk duyduğunu belirterek 5 gündür devam eden etkinliklere ve toplantılara katılan, katkıda bulunan katılımcılara teşekkür etti.

 

Av. Kolcuoğlu, Avrupa Avukatlar Birliği ile yapılan ortak toplantıdan çok yararlandıklarını, Avrupalı dostların düşünce ve deneyimlerinden etkilendiklerini, aynı toplantının Avrupa’ya taşınarak Türkiye’nin görüş ve deneyimlerinin de anlatılması fırsatını vermenin karşılıklı iletişim ve etkileşimi artıracağını ve ilişkileri güçlendireceğini sözlerine ekledi.

 

5 – 9 Nisan 2005 tarihleri arasında 5 gün devam eden İstanbul Barosunun 127. Kuruluş Yılı ve Avukatlar Günü etkinlikleri 9 Nisan Cumartesi akşamı İstanbul Üniversitesi Merkez Binada verilen geleneksel akşam yemeğiyle sona erdi.

 

Yemeğe, İstanbul Barosunun davet ettiği yabancı konuklar, İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı Aykut Cengiz Engin, İstanbul Adalet Komisyonu Başkanı Mehmet Şefik Mutlu, Beyoğlu Cumhuriyet Başsavcısı Ünal Canpolat, Kadıköy Cumhuriyet Başsavcısı Kadir Cambaz, İstanbul Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mesut Parlak, Koç Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Tuğrul Alpay, Bakırköy Belediye Başkanı Ateş Ünal Erzen, davetli avukatlar ve öteki konuklar katıldılar.

Kategori:Haberler