İstanbul Barosu LogoİSTANBUL BAROSU
“Herhalde dünyada bir hak vardır ve hak kuvvetin üstündedir.”M. Kemal ATATÜRK

10 Kasım Basın Açıklaması

Milli Kurtuluşun önderi, çağdaş Türkiye’nin kurucusu Atatürk’ün aramızdan ayrılışından bu yana 71 yıl geçti. Kudretli dönemlerini geride bırakmış, yarı sömürge durumuna düşürülmüş, çöküş sürecindeki bir devletin yurttaşı olarak dünyaya gözlerini açmıştı.

10 Kasım Basın Açıklaması

Milli Kurtuluşun önderi, çağdaş Türkiye’nin kurucusu Atatürk’ün aramızdan ayrılışından bu yana 71 yıl geçti. Kudretli dönemlerini geride bırakmış, yarı sömürge durumuna düşürülmüş, çöküş sürecindeki bir devletin yurttaşı olarak dünyaya gözlerini açmıştı.

Doğduğu, vatan bildiği toprakların birer birer elden çıkışına tanıklığın erken olgunlaştırdığı bir kuşaktandı.    Harbiye sonrasında başlayan kıta hizmetinden daha ağır sorumlulukların adamı olacağını biliyordu. Ülkesinin, ulusunun geleceğini belirleyecek kaderin adamıydı.

Parlak kurmaylığının, komuta ettiği orduların belli cephe başarılarının ülkenin kurtuluşu için yeterli olamayacağının bilincindeydi. Birinci Dünya Savaşı sonrasında ülkenin işgaliyle başlayan yok oluştan kurtuluşun tek çaresi vardı: Parçalanmaya, tarih sahnesinden silinmeye karşı varlık yokluk savaşını göze almak, neye mal olursa olsun sonuna kadar direnmek. 

Yok oluşa, dayatılan köleliğe karşı verilen Kurtuluş Savaşımı teslimiyetçi işbirliğinin içerdeki ihanet şebekesine ve emperyalist saldırganlara karşı olmak üzere iki cephelidir. Kurtuluşun önderi Türk ulusuna iki cepheli özgürlük savaşımı zaferinin kalıcı olması için ekonomik zaferlerle taçlanması gerektiğini söylüyordu.

Onuncu Yıl Marşı o destansı ekonomik bağımsızlık savaşımının, dünyaya meydan okuyan özgüvenin, çağdaşlaşma atılımının dizelere, ezgilere dökülen manifestosudur.

Atatürk aramızdan fiziki ayrılışının 71.yılında, halkın gönlünden, bilincinden de silinmek istenmektedir. Atatürk, resimleriyle, heykelleriyle, söylemleriyle, geride bıraktığı manevi mirasıyla sistemi rahatsız etmektedir. Sistemi rahatsız eden her şey içerdeki yandaşları da rahatsız etmektedir.

Yaşanılan süreçte, halkın belleğinden kurtuluş ve kuruluş sürecinin onurlu hikayesini silmek, post modern gönüllü köleliği benimsetmek için akla gelen her şey yapılmaktadır. Onur, ekonomik ve siyasal bağımsızlık, özgürlük gibi kavramlar değerler borsasının dibe vuran kağıtlarıdır. Milenyum işbirlikçilerinin tavan yapan değerleri; gönüllü kölelik, kayıtsız şartsız teslimiyetçilik, küresel sisteme uyduluktur. Neredeyse ulusça verilen bağımsızlık savaşımının öz eleştirisinin yapılıp emperyalist sistemden özür dileneceği bir anlayışı halkın sindirmesi istenmektedir.

İnandırıcı olmayan, samimiyetten uzak bir demokratikleşme ve sivilleşme söylemiyle Atatürk Türkiye’ sinin hukuk birikimi, demokrasi kültürü yok edilerek, toplum itaat kültürü ekseninde cemaatleşmeye zorlanmaktadır.  Cumhuriyetin özgür yurttaşı yerine tebaalık dayatılmaktadır. Atatürk tasfiye edilmeden Türkiye’nin tasfiye edilemeyeceğini bilenler bu nedenle ara vermeksizin Atatürk’ e saldırmaktadırlar.

Ülke dışında Türkiye Cumhuriyeti’nin tarihi bir yol ayırımına geldiği, Atatürk’ ün yol göstericiliğinin, dayanak alınışının sonlanmak üzere olduğuna ilişkin değerlendirmeler yapılmaktadır. İçerde ise kamuoyu temelli bir rejim değişikliğine gidildiği endişesi içindedir.

Türk ulusu 10 Kasım 1938’in 71. yılında tarihsel yolculuğuna çağdaş demokratik değerlerle devam edip etmeyeceği konusunda bir karar vermek durumu ile karşı karşıyadır.

İstanbul Barosu ülkemizin en köklü hukuk kurumlarından biri olarak, Atatürk devrimlerinin mirası çağdaş hukuk düzenini, demokratik değerleri savunmaya bundan sonra da aynı kararlılıkla devam edeceğini kamuoyuna saygıyla duyurur.

             İstanbul Barosu Başkanlığı

Kategori:Haberler
10 Kasım Basın Açıklaması | İstanbul Barosu