10 Aralık İnsan Hakları Günü

Herkes için Onur, Özgürlük ve Adalet!
10 Aralık 1948 tarihinde Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda Türkiye’nin de aralarında bulunduğu 48 ülke tarafından kabul edilen İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin kabulünün 75. yılını karşılamaktayız. Birçok Anayasaya ve uluslararası sözleşmeye temel oluşturmuş olan Evrensel Bildirge’nin 74. yılını ise ne yazık ki hem ülkemizde hem de dünyada birçok insan hakları sorununun gölgesinde geride bırakmaktayız.
Özellikle Bildirge’nin yayımlandığı 27 Mayıs 1949 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan bir diğer metnin Korunmaya Muhtaç Çocuklar Hakkında Kanun olması, özellikle ülkemizde son günlerde son derece rahatsız edici bir şekilde tanık olduğumuz çocuk istismarı haberleriyle birlikte düşünüldüğünde oldukça acı bir tesadüf olmuştur.
Öte yandan, salt hak ve özgürlük kullanımı niteliğindeki fiillerin çeşitli yaptırımlara konu edilmesi, kadına yönelik şiddetin ve baskıların hem ülkemizde hem yakın coğrafyamızda hız kesmeden devam etmekte olması, LGBTİ+’lara yönelik hak ihlallerinin, özellikle kamu görevlilerinin bu kişilere karşı kullandığı ve teşvik ettiği ayrımcı söylemlerin artması, her sene azalmaksızın devam eden ihmal ve denetimsizlik kaynaklı iş kazaları ve başta ülkemiz olmak üzere bölgedeki göçmen ve sığınmacılara dair giderek derinleşen sorunlar gibi birçok problem, her seferinde insan haklarınınetkin şekilde korunması ve insan onurunun öncelenmesi gerekliliğini hatırlatmaktadır.
İnsan haklarının etkin şekilde korunmasının ve insan onurunun öncelenmesinin ise ancak hukukun üstünlüğüne ve insan haklarına saygı duyulmasıyla mümkün olduğunu unutmamak gerekir. Bu bağlamda ülkemizde özellikle 2017 yılında yapılan Anayasa değişiklikleriyle erkler ayrılığının ağır bir erozyona uğramış olduğunu, bireyler için adaleti sağlaması gereken yargı organının bağımsızlığının büyük ölçüde zedelendiğini, bugün karşılaştığımız insan hakları sorunlarının büyük ölçüde bu sorundan kaynaklandığını da tekrar tekrar not etmek gerekir.
Şüphesiz devletin birçok alandaki yükümlülüklerinin temel hak ve özgürlükler üzerinde belirli kısıtlamaları kaçınılmaz olarak beraberinde getirebildiğinin bilincindeyiz. Bununla birlikte, özgürlük ve güvenlik dengesinde yargı dahil kamu makamlarının sahip olduğu takdir yetkisinin keyfi şekilde kullanılamayacağının, hak ve özgürlüklere yönelik müdahalelerin kanuna, meşru amaca ve demokratik toplumun gereklerine uygunluğun gözetilmesinin bir zorunluluk olduğunun altını çizmek durumundayız.
Bu çerçeveden hareketle, İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nin 75. Yılına ilerlerken, Birleşmiş Milletler İnsan Hakları Yüksek Komiserliği tarafından duyurulan “Herkes için Onur, Özgürlük ve Adalet” sloganını ve bu sloganın ardındaki bütün kaygıları paylaşarak;
- başta Anayasal düzeyde hukukun üstünlüğünün ve yargı bağımsızlığının yeniden sağlanması,
- demokratik toplumun temel değerleri olan ifade ve örgütlenme özgürlüğü başta olmak üzere insan haklarına saygının kamu makamlarının tüm eylem ve işlemlerinde öncelik haline getirilmesi,
- her türlü ayrımcılığa karşı durulması ve dezavantajlı grupların korunması
gerektiğini hatırlatır, İstanbul Barosu İnsan Hakları Merkezi olarak hukukun üstünlüğünü ve insan haklarını savunmaya yıllardır olduğu gibi aynı şekilde devam edeceğimizi kamuoyuna saygıyla duyururuz.
İSTANBUL BAROSU İNSAN HAKLARI MERKEZİ


