Giriş Tipini boş bıraktınız!

Sicil No'yu boş bıraktınız!

Kullanıcı Adını boş bıraktınız!

Şifrenizi boş bıraktınız!

Kapat

Ünvanı boş bıraktınız!

Sicil No'yu boş bıraktınız!

T.C Kimlik No'yu boş bıraktınız!

Kullanıcı adını boş bıraktınız!

Kapat

Şifremi Unuttum işlemi tamamlandığında kayıtlı cep telefonu numaranıza Kullanıcı Adı ve Şifreniz gönderilir

Ünvanı boş bıraktınız!

Sicil No'yu boş bıraktınız!

T.C Kimlik No'yu boş bıraktınız!

Kapat
HABERLER
  • Son Güncelleme : 01.10.2018 12:45
  • Haber Giriş : 04.10.2018 09:39
  • Etkinlik : 29.09.2018

Sanat ve Hukuk

İstanbul Barosu Kültür Sanat Kurulunca düzenlenen ‘Sanat ve Hukuk’ konulu panel, 29 Eylül 2018 Cumartesi günü saat 11.00’da Baromuz Merkez Bina Konferans Salonunda gerçekleştirildi.

Toplantının açılışında konuşan İstanbul Barosu Kültür Sanat Kurulu Genel Sekreteri Av. Mehmet Şah Çelik, Kurul bünyesinde hemen hemen tüm sanat dallarının çalışmalar yaptıklarını, ancak bu çalışmalara yeterli katılımın sağlanamadığını söyledi. Tiyatro Grubu olarak 2018 yılı içersinde baromuzu temsilen bazı festivallere katıldıklarını ve ödüller kazandıklarını belirten Çelik,. “Ancak bu alanda daha alınacak pek çok yolumuz var. Çalışmalarımızı daha da yoğunlaştırarak sürdürmemiz gerekiyor. Sanatsal gelişmeler açısından ülkemizin tatmin edici bir düzeyde olduğunu söyleyemeyiz. Sanatın ve sanatçının da pek çok sorunları var. Bunların tartışılması ve çözüm önerilerinin belirlenmesi için bu tür Sempozyumların düzenlenmesinden yanayız. Bu konudaki duyarlılığımızı ortaya koymamız gerekiyor” dedi.

Toplantının açılış konuşmasını yapan İstanbul Barosu Başkanı Av. Mehmet Durakoğlu, önemli olan noktanın insanlığın hukukla, hukukçulukla sanatı bir arada görüp gözetmesi ve onu birlikte yapabilmesi olduğunu, özellikle hukukçuların buna ihtiyacı bulunduğunu söyledi.

Hukukçuların ikinci bir yaşama da ihtiyacı bulunduğunun altını çizen Durakoğlu, “Sanat bir anlamda böyle bir şey. Bir insanın sanatla uğraşabilmesi, ona zaman ayırabilmesi, etkinliklerde olabilmesi pek çok meslek için de gereklidir ama her halde buna en çok ihtiyacı olanlar hukukçulardır” dedi. Durakoğlu şöyle devam etti: “Bu ikinci yaşamı tüketmememiz, içimizde bir yerlerde saklı tutmamız, onunla birlikte yaşamamız gerekiyor. Bunu yaptığımızda dilekçelerimizin daha düzgün olduğunu, ceza muhakemesinde yaptığımız savunmanın bile daha etkin olabildiğini, sahnedeki bir oyuncunun oyunundan etkilendiğimizde, onu mesela bir ceza savunmasında kullanabildiğimizi, bütün bunların ötesinde bir düşünsel zenginliği kendi içimizde yaratabildiğimize tanık oluyoruz. Aslında sanatla uğraşanların avukatlıkta nasıl başarılı olduklarını gördükçe mutlu oluyoruz”.

İstanbul Barosunu sadece avukatların bir meslek odası olmasının ötesine taşımaya çalıştıklarını belirten Mehmet Durakoğlu, İstanbul Barosunun sadece yönetiminin, çalışanlarının değil, belki de başı hiç belaya girmemiş olan yurttaşların da umut kapısı haline gelmesi onun güçlü bir demokratik kitle örgütü haline geldiğinin kanıtı olabileceğini vurguladı. Bu kurumsallığın baro yönetimine yüklediği sorumluluklar bulunduğunu hatırlatan Durakoğlu, klasik bir meslek odası olarak görünmek yerine, mümkün olduğu kadar değişik alanlarda etkinlikler düzenlemeye çalıştıklarını, bu etkinliklerle sanatçılara olan borç bir ölçüde de olsa yerine getirilebilinirse bundan ancak mutluluk duyacaklarını sözlerine ekledi.

Açılış konuşmalarından sonra panel oturumlarına geçildi. İlk oturumu Av. Mehmet Şah Çelik yönetti. Bu oturumda konuşan oyuncu Wilma Elles, Almanya’da ve Türkiye’de oyunculuk deneyimlerini anlattı.  Elles, her iki ülkedeki çalışma koşullarını değerlendirdi.

Yönetmen, Oyuncu Av. Ömer Yıldırım, genel anlamda oyunculuk ve Türkiye’de oyunculuk üzerinde durdu ve oyunculuğun yetenek işi mi, eğitim işi mi olduğu konusunda değerlendirmelerde bulundu.

Yıldırım, görsel sanatlarda özellikle sinemada %40 dolayında yapay zekâ kullanıldığını ve bu alanda hızlı gelişmelerin yaşanabileceğini söyledi. Organik sanatın ne olduğunu, endüstriyel sanatın ne anlama geldiğini anlatan Yıldırım, “Biz gerçeğin peşinde koşacağız. Organik sanat bizim ilk tercihimiz olacak. Dışarıda bir kavga gördüğümüzde, kavga izlemeyi severiz, çünkü gerçektir. Kavga edenlerin şakalaştıklarını anladığımızda hemen orayı terk ederiz. O nedenle biz gerçek bir şey izlemek istiyoruz. Biz her zaman gerçeği arayacağız. Bunlar için de önce bizim samimi ve dürüst olmamız lazım. Biz yapaylaşıp androitleşmeden, androitler insanlaşacaklardır” dedi.

Panelin ikinci oturumunu Telif Hakları, Fikri ve Sınaî Haklarda Arabulucu, Av. Nazlı Tuba Çatı yönetti.

Bu oturumda konuşan Müzisyen, Av. Turan Şahin, bestelediği bir müzik eserini baz alarak eser sahiplerinin, bestecilerin, yorumcuların, yapımcıların piyasada yaşadıkları sorunlara ele attı.

İstanbul Barosu Türk Halk Müziği Korosu Şefi A.Tekin Kumaş da, müzik eserinin toplu çalışma ve disiplin gerektirdiğini ve bu işin konsantrasyonla gerçekleştirildiğini bildirdi. Koro olarak çalışma güçlükleriyle karşılaştıklarını belirten Kumaş, baronun üye sayısı dikkate alındığında katılım sorununu aşamadıklarını, Türk kültürünün geliştirilmesi için sanata katılımın yoğunlaştırılması gerektiğini söyledi. Türküleri ‘tarih kitaplarına yazılmayan, tarihsel bilgiler’ olarak niteleyen Kumaş, halk müziğinin sanatsal kaygılarla yapılamayacağını belirtti.

Toplantının son oturumunu İstanbul Barosu Kültür Sanat Kurulu Başkan Yardımcısı Av. Özden Başak yönetti. Bu oturumda konuşan İstanbul Tahkim Derneği Yönetim Kurulu Üyesi Av. Selma Karaduman, sanat kurumlarının yönetim hukuku üzerinde durdu.

Her sanat kurumunun her ciddi bir kurum gibi yönetilmesi gerektiğine vurgu yapan Karaduman şunları söyledi: “Örneğin dünyaca ünlü şarkıcı Madonna kedisini bir holding gibi yönetiyor. Avukatı, menajeri, sekreteri, mali müşaviri ve her şeyiyle kusursuz bir Madonna yaratılıyor. Yönetim Hukuku dediğimiz şey de aslında bir süreç yönetimidir. Hukukçular bu süreçte hem tevazu ile müvekkilinin önüne geçmeden arkada kalabilmeyi bilmeli, büyük bir özenle müvekkilinin başına bir şey gelmeden bütün riskleri asgariye indirebilecek bir öngörü ve iş gücüne sahip olabilmelidir”.

Oyuncu, Senarist Volkan Girgin de sohbetinde oyuncu ve senarist olarak yaşadığı deneyimleri örnekler vererek anlattı.

Oturum sonlarında soru/cevap bölümü uygulandı. Bu arada konuşmacılara birer Teşekkür Belgesi sunuldu.

YAZDIR
Yükleniyor...