Giriş Tipini boş bıraktınız!

Sicil No'yu boş bıraktınız!

Kullanıcı Adını boş bıraktınız!

Şifrenizi boş bıraktınız!

Kapat

Ünvanı boş bıraktınız!

Sicil No'yu boş bıraktınız!

T.C Kimlik No'yu boş bıraktınız!

Kullanıcı adını boş bıraktınız!

Kapat

Şifremi Unuttum işlemi tamamlandığında kayıtlı cep telefonu numaranıza Kullanıcı Adı ve Şifreniz gönderilir

Ünvanı boş bıraktınız!

Sicil No'yu boş bıraktınız!

T.C Kimlik No'yu boş bıraktınız!

Kapat
HABERLER
  • Son Güncelleme : 05.10.2018 08:55
  • Haber Giriş : 17.09.2018 22:02
  • Etkinlik : 17.09.2018

Havaalanı İşçileri İçin Sürdürülen Soruşturmada Yasa Hükmü Uygulanmamaktadır

Çalışmaları devam eden 3. Havalimanı inşaatında, emekçiler tarafından ileri sürülen talepler karşısında, güvenlik güçleri tarafından 15.Eylül.2018 Cumartesi günü yapılan operasyon ile 401 kişinin gözaltına alınmıştır.

İstanbul Valiliğinden yapılan açıklamada, Pazar günü 275 kişinin serbest bırakıldığı, işçiler tarafından ileri sürülen sorunların çözümü noktasında da çalışmaların devam ettiği bildirilmiştir.

Bizzat Valilik açıklaması, ülkemizde yaşanan en büyük toplu gözaltı ile karşı karşıya olduğumuzu anlatmaktadır. Diğer taraftan ”çözülmeye muhtaç” sorunlar bulunduğunun kamu gücü tarafından açıklanması da, çalışma koşullarının anlaşılması bakımından önemlidir.

İşçilerle ilgili gözaltı işlemlerinin yapılmasını takiben, onların müdafii konumunda bulunan avukatların, Arnavutköy, Hasdal ve Maslak’taki jandarma birimlerine giderek şüphelilerle görüşmek istedikleri, ancak buna izin verilmediği görülmüştür.

Ceza Muhakemesi Kanununun 149/3. Maddesi;

“ Soruşturma ve Kovuşturma evrelerinin her aşamasında avukatın, şüpheli veya sanıkla görüşme, ifade alma veya sorgu süresince yanında olma ve hukuki yardımda bulunma hakkı engellenemez, kısıtlanamaz” hükmünü içermektedir.

Bu açık yasa hükmüne rağmen, avukatların şüphelilerle görüştürülmemesi, onların savunma hakkı, adalete erişimi, adil yargılanma hakkı, hak arama özgürlükleri gibi, evrensel hukukun genel kabule ulaştırdığı pek çok ilkenin ihlali anlamını taşıyacaktır. Diğer taraftan da “yasa hükmünün ihlali”  niteliğini taşıyan bu durum, soruşturmanın etkin yapılmaması ve sakatlanması sonucunu da doğuracaktır.

Gözaltı süresinin en çok 4 gün olabileceği nazara alındığında, bugün itibariyle 3. Gün yaşanmakta olup, başlanan ifade sürecinde de avukatların bulunmaması, bir başka soruşturma zafiyeti olacaktır. Açık deyişle, soruşturmanın her aşamasında “görüşme” olanağı sağlanmadığı gibi, şimdi ifade sürecinde de “yanında olma” hakkı verilmemiştir.

İstanbul Barosu olarak, ilgili makamlara yaptığımız başvurulara rağmen, 17.09.2018 saat 20.30 itibariyle herhangi bir gelişme de sağlanmış değildir.

Ülkemizde yaşanan genel tablo, kamunun hukuku ihlal niteliğindeki uygulamalar konusunda son derece de umursamaz bir tavır sergilediği yönündedir. Yurttaşların % 30’una bile ulaşamayan yargıya güven duygusunun, giderek daha da aşağılara düşmesine neden olabilecek bu türden umursamazlıklar, halkın hukuk güvenliğini tehdit eden bir noktaya kadar varmıştır. Savunma hakkı, avukat tarafından kendisi için öngörülen bir hak değildir. Yurttaşlardan bu hakkın esirgenmesi, adalete ulaşmayı olanaksız kılan bir sonuç doğuracaktır.

İstanbul Barosu olarak; isnat edilen suçun niteliğinden bağımsız olarak, özellikle de savunma hakkının esirgenmesi boyutuyla, soruşturma ve kovuşturma safhalarını “özel bir ilgi” ile takip edeceğimizi ve CMK 149/3 hükmünün açık ihlalini her aşamada gündeme getirerek, mesleğimize sahip çıkacağımızı kamuoyuna duyururuz.

İSTANBUL BAROSU BAŞKANLIĞI

 

YAZDIR
Yükleniyor...