Giriş Tipini boş bıraktınız!

Sicil No'yu boş bıraktınız!

Kullanıcı Adını boş bıraktınız!

Şifrenizi boş bıraktınız!

Kapat

Ünvanı boş bıraktınız!

Sicil No'yu boş bıraktınız!

T.C Kimlik No'yu boş bıraktınız!

Kullanıcı adını boş bıraktınız!

Kapat

Şifremi Unuttum işlemi tamamlandığında kayıtlı cep telefonu numaranıza Kullanıcı Adı ve Şifreniz gönderilir

Ünvanı boş bıraktınız!

Sicil No'yu boş bıraktınız!

T.C Kimlik No'yu boş bıraktınız!

Kapat
HABERLER
  • Son Güncelleme : 18.09.2018 17:24
  • Haber Giriş : 20.09.2018 09:08
  • Etkinlik : 12.09.2018

İmar (barışı değil) Affı, Adalet ve Eşitlik Duygusuna Olan Güven Yitiriliyor…

Kentler, toplumların tarihsel, ekonomik, siyasal, kültürel ve ahlaki gelişimlerinin bir anlamda uygarlıklarının yaşandığı mekânlardır.

Bireylere Sağlıklı ve Güvenli Konut  sağlanması  Sosyal devletin sorumluluğudur.

Tüm insanların sağlıklı, yerleşik, güzel ve özendirici bir çevrede yaşama hakkı ,Kentlerin fiziki biçimleri, özellikle de mahalle ölçeğinde konutların yapısı, yüksek kaliteli bir kent çevresi oluşturmada önemlidir. Konut edinmeye ilişkin haklar, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin 25. maddesinde belirtilmiştir.

Konut, bireye ait kişisel bir mekan olup, ikamet edenin kentsel varlığının temel simgesi, toplumun temel yaşama birimidir.

Yapılarda güvenlik standartlarını oluşturup uygulamak, sıhhi olmayan yapılara ilişkin envanterleri derleyerek; yapıların yıkılması, yeniden yapılması ya da onarılmasına; yerel sağlık, güvenlik ve barınma birimlerinin işbirliği ile karar verilmelidir.

Bu amaçla, Anayasamız.’ın

23. Maddesine göre, Devlet sosyal ve ekonomik gelişmeyi sağlamak, sağlıklı ve düzenli kentleşmeyi gerçekleştirmek ve vatandaşın can ve mal güvenliğini sağlamakla görevlidir.

56. Maddesine göre ,Herkes sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir. Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek Devletin ve vatandaşların ödevidir.

57. Md.si ile; Konut Hakkı tanınmıştır. Devlet, şehirlerin özelliklerini ve çevre şartlarını gözeten bir planlama çerçevesinde, konut ihtiyacını karşılayacak tedbirleri alır, ayrıca toplu konut teşebbüslerini destekler.

Türkiye’nin de taraf olduğu Avrupa Kentsel Şartı; şiddetten, her tür kirlilikten, bozuk ve çarpık kent çevrelerinden arınma hakkı; yaşadığı kent çevresini demokratik koşullarda kontrol edebilme hakkı; insanca konut edinme, sağlık, kültür hizmetlerinden yararlanma, dolaşım özgürlüğü gibi temel kentli haklarının olduğu inancını esas kabul eder.

Geçmiş yıllarda başlayan ve devam eden kırdan kente göçle gelen insanların gelir durumuna uygun barınabileceği konutların Anayasa ve Uluslararası anlaşmalar ile sorumluluğu bulunan devlet tarafından temin edilememesi sonucunda plansız ya da imar planlarına uygun olmayan, devlet hizmetinden yoksun, yolu olmayan, toplu ulaşımın dahi gitmediği, sağlıksız, güvensiz alanlarda gerçekleşen gecekondulaşma ve kaçak yapılaşmanın yarattığı toplumsal ve mekansal sorunlar devlet tarafından hala çözülememiştir.

Plansız kentleşme ve yanlış kentleşme politikaları devam ettirilmiş  ve en son olarak da bu hatalar 18.05.2018 tarihli Resmi Gazete’de yayınlanan yasal düzenleme ile yeni bir İMAR AFFI ile yeni sorunlar yaratılmaktadır.

Kentin sosyal, fiziksel imkanlarının paylaşımındaki dengesizlik ve adaletsizliği beraberinde getirdiği gibi  bir suç durumunun ortaya çıkmasına da neden olmaktadır.

 “Bir kentin doğal, tarihsel ve estetik değerlerine, bireyler, türlü örgütler ve hatta yöneticiler tarafından, değerlerini azaltıcı ve tümden yitirici zararlar verilmesi sonucunda, kamu vicdanında yarattığı rahatsızlık durumu ile Kente karşı işlenmiş suç “oluşturmaktadır. Bu durumda olan, İmar mevzuatına veya ruhsatına aykırı yapılara verilecek yapı kayıt belgesiyle vatandaşların sorunlarının çözülmesi düşünülmektedir.

Düzenleme ile birlikte imar planlarına uymayan yapılar, özellikle büyük kentlerde yapılaşma kurallarını yok sayan, hakkında mahkeme kararları olmasına rağmen inşa edilen rezidans, AVM, lüks konut projeleri, mühendislik hizmeti almadan yapılan yapılar, ‘İmar Affı’ düzenlemesiyle birlikte ‘affedilmekte’, ruhsat verilmektedir.

Hedef vatandaşların devletle ihtilaflı durumunu ortadan kaldırmak, imara aykırı, ruhsatsız veya ruhsat eklerine aykırı olan depremsellik açısından yapılarda alınması gereken her türlü tedbiri malikler alacak, İmar Kanunu'na göre alınmış yıkım kararları ile tahsil edilemeyen para cezaları iptal edilecektir.

Kanunlar ve Uluslararası sözleşmelerle korunması gerekli diğer alanlardaki kaçak yapılaşmayı yasallaştırmaktadır. Örneğin, Ülkemizin önemli tarihi, kültürel ve doğal değerleri olan ve herkesin eşit kullanmasına açık; 2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kan. ile koruma altına alınmış arkeolojik alanları, doğal sit alanları, tarihi sit alanları ve kentsel sit alanları, 3621 sayılı Kıyı Kan. ile koruma altına alınmış deniz, tabii ve suni göl ve akarsu kıyıları ile bu yerlerin etkisinde olan ve devamı niteliğinde bulunan sahil şeritleri, 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kan. ile koruma altına alınan Tarım Arazilerinin, 3573 sayılı Zeytinciliğin Islahı Hak. Kan. ile koruma altına alınan zeytinliklerin anayasaya aykırı şekilde kaçak uygulamaya karşı ağır cezalar verilmesi gerekirken AF getirilmekte, ödüllendirilmektedir.

Türkiye’nin geçmiş siyasi tarihinde de gördüğümüz örneklerinden yola çıkarak affın bir seçim yatırımı olduğu da görülmektedir. Aynı zamanda imar Affının son yıllarda özellikle doğal alanlarımızda Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından çıkartılan yeni doğal sit dereceleri ile ilgili düzenlemelerden de bağımsız düşünmek mümkün değildir. Doğal sit değişiklikleri ile ilgili tüm ülkede kapsamlı bir çalışma bakanlık tarafından yürütülmektedir. Bu çalışma sonucunda başta Karadeniz yaylaları olmak üzere birçok doğal alanımız imara açılmıştır.

Bu yüzden ciddi yapılaşma baskısı altında olan doğal alanlarımız getirilen imar affı ile birlikte tamamen bir kaosa sürüklenmektedir.

Getirilen imar affı; afet riski altındaki alanlar ile bu alanlar dışındaki riskli yapıların bulunduğu arsa ve arazilerde, fen ve sanat norm ve standartlarına uygun, sağlıklı ve güvenli yaşama çevrelerini teşkil etmek üzere iyileştirme, tasfiye ve yenileme amacıyla yapılan 6036 sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun’un amacına aykırıdır. Böylece, devlet çıkarttığı imar affı ile kentsel dönüşüm konusunda da başarısız olduğunu kabul etmiştir. Geçtiğimiz günlerde İstanbul-Sütlüce’de yıkılan bina gibi yapılara Af getirilerek, bu tür yıkımları daha çok felakete neden olacaktır.

İmar affı , Devletin  planlı kentleşmeyi sağlaması gerekirken kişilerin can ve mal güvenliğini de vatandaşın üstüne yıkarak devlete kaynak yaratması Anayasa 23.,56.,57.md.lerine de  aykırıdır.

Deprem riskli binalara yapı belgesi verilmesi ve bazı semtlerde ruhsatlı, ancak imar mevzuatına aykırı yapıların  AF kapsamına alınması bu yapı sahiplerine ve yüklenicilere ek bir rant sağlamaktadır. Bunun sonucu bu bölgelerin dönüşümü de zorlaşacaktır. Bugüne kadar yasalara aykırı şekilde inşa edilmiş yapıların affedilmesi Kent Hakkı ve Toplumsal Adalet anlayışının zedelenmesidir.

Savaş zamanlarında bile görmeyeceğimiz devletin asli görevlerinden biri vatandaşının can ve mal güvenliğinin korunmasını temin etmesi göz ardı edilerek , Güvencesiz kentler yaratılmaktadır. Bu durumda halk ve kentleşme adına bir barıştan sözedilemez.

Af toplumda adaletsizlik duygusunu derinleştirerek ikili bir durum yaratmaktadır. Geçmiş aflardan edinilen deneyimlerde; zor şartlarda borçlanarak konut edinebilmiş ya da mevzuata uygun yapısını yapmış bir kesim varken diğer taraftan kaçak yapılaşmanın devlet tarafından affedilmesi kaçak yapılaşmayı daha da teşvik edilmesi sonucunu doğuracaktır.

Yasa kapsamında ,Yapı kayıt belgesi verilmiş olması binaların imara aykırılığını ortadan kaldırmamaktadır. Yapı kayıt belgesinin, bina yıkılıp yeniden yapılana veya kentsel dönüşüm uygulamasına tabi tutuluncaya kadar geçerlidir.

Vatandaş çok küçük bir ödeme ile ruhsatsız binasını yasal hale getirirken, modern, planlı kentleşme ve imar kurallarına uyarak yüksek rakamlara ruhsat alan vatandaşlar da cezalandırılmış olacak.

“Kentlerin Geleceğe Sağlıklı Güvenli Yasal Ve Nitelikli Bir Şekilde Hazırlanmasının Yolu İmar Af’fı Değil Planlamadır.”

İmar planlarını yapmayan Bürokratik engeller çıkaran yönetim ve yönetenlerdir.

İmar mevzuatına aykırı yapılara zamanında müdahale etmeyen, bunlara göz yuman yönetim ve bu konuda ödenek ve imkanları sağlamayan ve yasal düzenlemeleri yapmayan, mevzuata aykırı yapılara alt yapı hizmeti götüren yönetimler ve hizmetlerin götürülmesine izin veren yönetenlerdir..

Yasa koyucu bu düzenleme ile, kurallara uyanları cezalandırmakta, uymayanları affetmektedir. Artık devlet, vatandaşın gözünde inandırıcılığını ve güvenilirliğini yitirmiştir …

Bu bakımdan yapılan bu düzenleme, ‘kuralsızlığı ödüllendiren’ yapısıyla, “devletin koyduğu kurallara ve yasaklara uyulur” inancından vazgeçip, adalet ve eşitlik duygusuna olan güveni onarılmaz biçimde zedeleyecektir. 

Bundan sonra yurttaşlardan devletin kurallarına uymasını, imar ve şehircilik mevzuatına uygun yapı yapmalarını nasıl bekleyecek,  nasıl zorlayacaksınız?

Çünkü ülkemizde kazananlar, hep kurallara uymayanlar olurken, dürüst ve sorumluluklarını yerine getiren vatandaş  ve kurumlar yine mağdur edilmektedir.

Devletin koyduğu kurallara uyanları, bu kurallara saygılı olmaktan dolayı pişman edecek bir yasa nasıl bir barış olacaktır?

Bir yerde yerel yönetimlerin varlık nedeni ortadan kaldırılmakta, belediyelerin imar ve yapı kontrol müdürlükleri işlevsizleştirip görev yapamaz hale getirilmektedir.

Bu düzenleme ; ruhsatsız (kaçak) yapılara, doğayı çevreyi talan eden yapılaşmalara, sit alanlarını talan eden uygulamalara, çarpık kentleşmeyi yaratan yapılaşmalara, tehlikeli can güvenliği olmayan yapılara, kamu mülkiyetini işgal eden kişilere bir af düzenlemesidir.

Artık kaçak yapı sadece barınmak amaçlı muhtaç halkın başvurduğu yol değil, zenginin de rant amaçlı başvurduğu bir yoldur.”

Görünürde vatandaşın lehine görünen düzenleme, sağlıklı, güvenli ,  bireylerin kendisi ve ailesi ile birlikte insan onuruna yakışır şartlarda barınma hakkına erişimin ihlali’ni oluşturmaktadır.

Devlet, Eşitlik ilkesine, imzaladığı tüm Uluslararası Sözleşmelere ,  Anayasa’ya ve kendi hazırladığı  Kanunlar ile Kentleşme ve Planlama İlkelerine aykırı  , Adaletsizliği getiren      AF’ lardan   vazgeçmelidir.. 05.09.2018

İSTANBUL BAROSU

ÇEVRE, KENT VE İMAR HUKUKU KOMİSYONU

YAZDIR
Yükleniyor...