Giriş Tipini boş bıraktınız!

Sicil No'yu boş bıraktınız!

Kullanıcı Adını boş bıraktınız!

Şifrenizi boş bıraktınız!

Kapat

Ünvanı boş bıraktınız!

Sicil No'yu boş bıraktınız!

T.C Kimlik No'yu boş bıraktınız!

Kullanıcı adını boş bıraktınız!

Kapat

Şifremi Unuttum işlemi tamamlandığında kayıtlı cep telefonu numaranıza Kullanıcı Adı ve Şifreniz gönderilir

Ünvanı boş bıraktınız!

Sicil No'yu boş bıraktınız!

T.C Kimlik No'yu boş bıraktınız!

Kapat
HABERLER
  • Son Güncelleme : 02.07.2018 11:35
  • Haber Giriş : 03.07.2018 09:27
  • Etkinlik : 20.06.2018

Hapis Cezası Şart

Hürriyet Gazetesi, hayvanlara şiddet ve cinsel istismar konusuna ilişkin hayvan hakları savunucularıyla bir röportaj yaptı. Gazetenin, İstanbul Barosu Hayvan Hakları Merkezi Başkanı Av. Yasemin Babayiğit’le yaptığı söyleş şöyle:

Hürriyet Gazetesi - Geçen hafta, Türkiye’nin birçok ilinde,  Sapanca’da öldürülen o yavru köpekle ilgili bir basın açıklaması yapıldı. Sesinizi yeteri kadar duyurabildiğinizi düşünüyor musunuz?

Yasemin Babayiğit: Basın açıklaması 17 ilde yapıldı. Türkiye’deki 79 baronun 45 tanesinde hayvan hakları komisyonları var. Bu komisyonlarda gönüllü meslektaşlarımız çalışıyor. Basın açıklamasına çok kısa zamanda organize olmaya çalıştık. 17 baro fiziki olarak basın açıklaması yaptı. Diğerleri ise yazılı olarak açıklamada bulundu.

HG – Olayı vinç operatörünün yaptığı iddialarına ne diyorsunuz? 

YB - Her ne kadar "Vinç operatörü yaptı" dense de bu bizim için asla kabul edilebilir bir şey değil. Çünkü 15 tonluk bir aracın 2 kiloluk bir hayvanın üzerinden sadece bacaklarını alacak şekilde geçmesi, kuyruğunu ve bacaklarını simetrik biçimde kesmesi mümkün değil. Bu husus veteriner hekimlerin raporlarıyla da tespit edildi. Hekimler "Bu insan eliyle yapılmıştır" dedi. O yavru köpek maalesef hayata tutunamadı ve ameliyatta hayatını kaybetti. Bu olay hayvanseverler için bardağı taşıran son damla oldu. Ve ardından yasal düzenlemelerden beklediklerimizi dile getirmek istedik.

HG - Yasemin Hanım, sizinle 5-6 ay önce de bir röportaj yapmıştık. O günden bu yana yasal anlamda değişen bir şey oldu mu?

YB - Hiçbir şey değişmedi. Adalet Bakanlığı Kanunlar Genel Müdürlüğü tarafından bir yasa tasarısı çalışması yapıldı. Ve bu metin eşzamanlı olarak 10 ildeki adalet komisyonu başkanlıkları ve cumhuriyet başsavcılıklarıyla görüşüldü. Akabinde baroların hayvan hakları birimleriyle görüşmeler yapıldı. Biz görüşlerimizi ve çekincelerimizi paylaştık, çünkü çok eksik bir tasarı. Ve bizi şu andaki halden daha da geriye götürebilir. Araya seçim girdiği için henüz bir ilerleme kaydedilmedi. Sahipli/sahipsiz hayvan ayrımı kaldırılıyor deniyor ama böyle bir şey yok. Şikâyet hakkına ilişkin ciddi problemler yaşıyoruz. Sahipli hayvanlara karşı işlenen şiddet ya da kötü muamele eylemlerinde, hayvan sahibine şikâyet hakkı tanıyor.

HG - At yarışlarıyla ilgili ne düşünüyorsunuz?  

YB - Ekonomik şiddettir. İnsanlardaki gibi hayvanlarda da 4 çeşit şiddet vardır; ekonomik, fiziki, psikolojik ve cinsel şiddet. Tıpkı faytonlar, sirkler, yunus parkları, hayvanat bahçeleri, deve güreşleri, horoz dövüşü gibi, hepsi de ekonomik şiddettir. Çünkü hayvan üzerinden para kazanıp hayvanı sömürüyorsunuz. Dolayısıyla bir kişi sahibi olduğu hayvana şiddet gösterirse kimse şikâyetçi olamayacak ve cezası da olmayacak bu yeni tasarı yasalaşırsa. Şu anki Türk Ceza Kanununda bir maddemiz var, sadece sahipli hayvanlar için. 4 aydan 3 yıla kadar hapis veya adli para cezası var. Yeni tasarıyla bu madde kaldırılıyor. Çünkü bir hayvan sahibi kendi hayvanına işkence, tecavüz ya da bunun gibi şiddet içeren şeyler yaparsa kimsenin şikâyet hakkı yok. Sahipsiz hayvanlara karşı işlenen bu eylemlerde ise sadece bir vatandaş olarak ya da baro, dernek olarak Orman ve Su işleri Bakanlığına bildirimde bulunuyoruz. Bakanlık eğer canı isterse bunu bir suç duyurusuna çevirebilir, canı istemezse dosyayı takipsiz bırakabilir.

 

HG - Son dönemde yaşanan gelişmeleri anlatır mısınız?

YB - Beklentileri karşılamayan yeni bir düzenleme yerine, ek bir düzenlemenin ele alınması ve şu andaki 5199 sayılı Hayvanları Koruma Kanununun hayvan hakları savunucuları ile yeniden değerlendirilmesiyle olayların önüne geçileceğine inanıyoruz. Şu andaki kanun tasarısı, işin mutfağında olmadan yemek tarifi vermek gibi bir şey, uygulanabilirliği yok.

 

YAZDIR
Yükleniyor...