Giriş Tipini boş bıraktınız!

Sicil No'yu boş bıraktınız!

Kullanıcı Adını boş bıraktınız!

Şifrenizi boş bıraktınız!

Kapat

Ünvanı boş bıraktınız!

Sicil No'yu boş bıraktınız!

T.C Kimlik No'yu boş bıraktınız!

Kullanıcı adını boş bıraktınız!

Kapat

Şifremi Unuttum işlemi tamamlandığında kayıtlı cep telefonu numaranıza Kullanıcı Adı ve Şifreniz gönderilir

Ünvanı boş bıraktınız!

Sicil No'yu boş bıraktınız!

T.C Kimlik No'yu boş bıraktınız!

Kapat
HABERLER
  • Son Güncelleme : 05.07.2018 11:04
  • Haber Giriş : 29.06.2018 10:41
  • Etkinlik : 29.06.2018

Bu Şahsi Cezasızlığın Kaynağı Nedir?

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, son yaptığı açıklamada şehit cenazelerinde protokol düzenlemesi bahanesi ile bu cenazelere katılabilecekler için ayrımcılık yaratan bir açıklama yaptı.

Bakan, daha önce de başında bulunduğu kolluk kuvvetlerine, yakalama yerine infaz görevi vermiş, daha da ileri giderek “suçu benim üzerime atın” diyebilmiştir.

İçişleri Bakanının bu ve benzeri sözleri, 16 Nisan ve 24 Haziran seçimlerinin ortaya çıkardığı sonuçların yeni özgün uygulamalarının başlangıcı değil ise, yürürlükteki Türk Ceza Yasası gereğince halkın kin ve düşmanlığa yöneltilmesinden başka birşey değildir. Bir ülkenin şehitleri arasında, üstelik onların cenazesini kaldırıken yaratılan bölücülük, terör kadar tehlikeli sonuçlar yaratabilecek vahamete sahiptir. Nitekim, bu beyanların hemen ertesinde Bursa’daki şehit cenazesinde yaşananlar, daha sonra yaşanması muhtemel olayların “küçük” bir örneğidir.

 İçişleri Bakanının görevi, cenaze protokolları düzenlemek değil, o cenazelerin hiç olmamasını temin edecek tedbirleri almaktır. Asıl görevine ilişkin başarısızlığı, suç oluşturan beyanlarla örtmek mümkün olamaz.

Bu beyanlar karşısında herkes aynı soruyu sormalıdır: Süleyman Soylu için şahsi cezasızlık mı söz konusudur?

Suç olduğunu bildiği bir eylem için, başında bulunduğu teşkilatı teşvik eden, “suçu da benim üzerime atın” diyebilen bir Bakanın, yargı karşısındaki güvencesi nedir?

Ceza Kanununun ceza sorumluluğunu ortadan kaldıran sebeplerinin dışında “Süleyman Soylu ayrıcalığı” mı vardır?

Hukuka güven duygusu yaratmak konusunda en çok duyarlı davranması beklenen ve Bakan sıfatı taşıyan birisinin, bu beyanları karşısında halkın hak inancı nasıl pekişecektir?

Şehit cenazelerinde bile ayrımcılık yapılması, cenazelere katılacakların “Bakanlık kanalıyla” belirlenmesi, halkın siyasal tercihlerinin demokrasi içindeki anlamına rağmen, kin ve düşmanlık vesilesi yapılarak bölünmenin körüklenmesi, önce kaldırılan cenazenin uğrunda verdiği mücadeleye terstir. Terör kadar tehlikeli olan da budur.

Yukarıdaki sorularımızın cevabını, soruşturma makamları en kısa sürede vermelidir.

Süleyman Soylu’yu istifaya davet etmiyoruz. Tek tesellimiz, birkaç gün sonra kurulacak kabinede yer almayacağına dair inancımızdır. Ama asıl üzerinde durulması gereken husus, Soylu’nun beyanlarıyla şekillenen siyaset stratejilerinin, gelecekte egemen olup olmayacağıdır. 

YAZDIR
Yükleniyor...