Giriş Tipini boş bıraktınız!

Sicil No'yu boş bıraktınız!

Kullanıcı Adını boş bıraktınız!

Şifrenizi boş bıraktınız!

Kapat

Ünvanı boş bıraktınız!

Sicil No'yu boş bıraktınız!

T.C Kimlik No'yu boş bıraktınız!

Kullanıcı adını boş bıraktınız!

Kapat

Şifremi Unuttum işlemi tamamlandığında kayıtlı cep telefonu numaranıza Kullanıcı Adı ve Şifreniz gönderilir

Ünvanı boş bıraktınız!

Sicil No'yu boş bıraktınız!

T.C Kimlik No'yu boş bıraktınız!

Kapat
HABERLER
  • Son Güncelleme : 04.06.2018 18:28
  • Haber Giriş : 05.06.2018 13:04
  • Etkinlik : 05.06.2018

5 Haziran Dünya Çevre Günü; Kutlamıyoruz!

5 Haziran 1972 tarihli Birleşmiş Milletler Stockholm Bildirgesi’nde ,İnsanın ¸onurlu ve iyi bir yaşam sürdürebilmesi için sağlıklı/ elverişli bir çevrede yaşam hakkına sahip, bu hakka sahip olan insanların aynı zamanda hem bugünkü hem de gelecek kuşaklar için çevreyi koruma sorumluluklarının olduğu açık bir şekilde vurgulanmıştır. Bu nedenle 5 Haziran günü  Dünya Çevre Günü ilan edilmiştir. Doğa koruma konusunda duyarlılık yaratmayı ve sorunlara dikkat çekmeyi amaçlayan Dünya Çevre Günü 5 Haziran 1972 yılından beri kutlanmaktadır.

Ancak, o günden bu yana kamuoyunun duyarlılığı artarken, doğanın sorunları da artmıştır. Küresel iklim değişikliği, Su sorunu, Doğal alanların tahribi, yaban hayat üzerindeki baskı, giderek artan nüfusun ihtiyaçları ile Küreselleşme sonucu siyasi ve ekonomik kalkınma adına alınan yanlış kararlar ile felaketimiz pahasına yeryüzünün gereksinimleri ve dinamiği göz ardı edilmiştir. Oysa doğayı koruyarak da kalkınabiliriz.

Dünyanın doğal dengesindeki bozulmanın asıl sorumlusu kapitalist sistemdir. Ve kapitalistlerin hiçbiri özellikle de büyük olanları fatura ödemezler.

Artık, dünyamız emin ellerde değildir. Yeni dünya düzeni yeryüzünü  ölüme mahkum etmiştir.

Doğaya hoyratça davranan toplumlarda Ülkemizde olduğu gibi insanlar arasındaki ilişkiler de hoyratça olmaktadır.

BM.  doğayı korumak için neler yapabileceğimizi düşünmeye ve herkesin dünyayı korumak için birlikte sorumluluk almaya çağırmıştır.

Ancak, ülkemizde her yıl artarak devam eden doğayı talan, ÇED sürecini hızlandıran ve hatta devreden çıkaran bir durum yaratılmıştır.

Yine, 125 milyon zeytin ağacının ölüm fermanı anlamına gelen ve zeytinliklerin madencilik ve endüstriyel tesisler için yapılaşmaya açılmasına izin veren yasa ile zeytinlik, mera ve kıyılar yağma ve talana açılmış oldu.

Anayasamız, birçok maddesinde çevreyi koruma ile düzenlemeler getirmiştir. AY.56. md.si/Herkes, sağlıklı ve dengeli bir yaşama hakkına sahiptir. Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek Devletin ve Vatandaşların ödevidir. diyerek Çevreyi koruma görevini, devlete ve vatandaşlara ödev olarak yüklemiştir.

Buna rağmen ,3.Havalimanı, Kanal İstanbul ve Kuzey Marmara otoyolu başta olmak üzere, Türkiye’nin dört yanında enerji  santralleri gibi  sadece RANT ODAKLI KATLİAM PROJELERİ hukuksuz bir biçimde son sürat devam etmektedir.

Toplum ve ülke yararını göz ardı eden yatırımların, ülke kaynaklarını rant odaklı talan eden uygulamaların, insan yaşamını hiçe sayan, çevrenin kirletilmesi ve doğanın tahribatına neden enerji santrallerinin, altın madenlerinin, otoyolların, iki ülkede devam eden ve  komşu ülkede UNESCO korumasında olan Longoz Ormanlarının, hiçbir tarihi ve kültürel değerler dikkate alınmadan uygulanan kentsel dönüşümlerin, yükselen ekonomik değer olduğu bir ülkede Çevre Hakkı aslında bir demokrasi olmaktadır.

Ekonomik nedenlerle Çevresel Tahribat alarm vermektedir. Kapitalist sistem, hiç abartısız doğayı bitip tükenmez bir hırsla yutmaktadır. Doğa pazarlık yapmaz, bizim uzlaşmazlığımıza karşılık verir. Üretmeden tükettiğimiz, yok ettiğimiz kaynakları ile doğa, insanoğlundan hesap sormaya hazırlanıyor.

Yargı mensuplarının istemeyerek verdiği kararlar karşısında gözyaşı döktüğü ülkede nasıl hukukun üstünlüğünden bahsedilemez ise, tüm doğanın katledildiği, bu uğurda Türkiye’nin dört bir yanında yaşam alanlarımız, çevremiz ve doğa için mücadele eden yaşam savunucularının yargılandığı ve cinayete kurban gittiği , doğayı devlete karşı korumak zorunda kaldığı bir ülkede Çevre Günü’nden bahsetmek mümkün değildir.

Bu durumda; 5 Haziran DÜNYA  ÇEVRE GÜNÜ  kutlama günü değil, doğaya karşı sorumluluklarımızı  ve gelecek nesillere olan borcumuzu hatırlama günü’dür.

Birleşmiş Milletler’in, “sağlıklı bir çevre hakkını” insan hakları kapsamına almaya hazırlandığı günümüzde, Hukukun üstünlüğü ve İnsan Haklarını korumakla görevli Hukuk kurumu olan İstanbul Barosu’nun  Çevre ve Kent Hukuku Komisyonu olarak , son ağaç ve son doğal varlıklarımız kalıncaya kadar hukuk mücadelemize devam edeceğiz.

Kamuoyunun bilgisine sunarız. Saygılarımızla. 04/06/2018

 

İSTANBUL BAROSU

ÇEVRE VE KENT HUKUKU KOMİSYONU

 

YAZDIR
Yükleniyor...