Giriş Tipini boş bıraktınız!

Sicil No'yu boş bıraktınız!

Kullanıcı Adını boş bıraktınız!

Şifrenizi boş bıraktınız!

Kapat

Ünvanı boş bıraktınız!

Sicil No'yu boş bıraktınız!

T.C Kimlik No'yu boş bıraktınız!

Kullanıcı adını boş bıraktınız!

Kapat

Şifremi Unuttum işlemi tamamlandığında kayıtlı cep telefonu numaranıza Kullanıcı Adı ve Şifreniz gönderilir

Ünvanı boş bıraktınız!

Sicil No'yu boş bıraktınız!

T.C Kimlik No'yu boş bıraktınız!

Kapat
HABERLER
  • Son Güncelleme : 23.02.2018 10:08
  • Haber Giriş : 28.02.2018 12:47
  • Etkinlik : 26.02.2018

Tüketici Hukukunda Vekâlet İlişkileri

İstanbul Barosu Tüketici Hakları ve Rekabet Hukuku Merkezince düzenlenen ‘Tüketici Hukukunda Vekâlet İlişkileri’ konulu panel 26 Şubat 2018 Pazartesi günü saat 13.007da Baromuz konferans salonunda yapıldı. 

Açılışta konuşan İstanbul Barosu Tüketici Hakları ve Rekabet Hukuku Merkezi Başkanı Av. Deniz Şeren, bugünkü çalışmanın avukatlar açısından önemli olduğunu belirterek “6502 sayılı yasa yürürlüğe girdikten sonra Tüketici Kanunu kapsamı genişledi ve bazı sözleşme tipleri kanun kapsamına alındı. Bu nedenle hem uygulamada, hem doktrinde görüş farklılıkları ortaya çıktı, bugün burada bunu tartışacağız” dedi.

Panelin ilk oturumunu yöneten İstanbul Barosu Yönetim Kurulu Üyesi ve Tüketici Hakları ve Rekabet Hukuku Merkezi Koordinatörü Av. Aydeniz Alisbah Tuskan, tüketici hukukunda vekâlet ilişkileri avukatları çok yakından ilgilendiren önemli bir konu olduğunu, panelde hekimlik ve avukatlık sözleşmelerinin önemi üzerinde durulacağını söyledi.

Doktorlar ve avukatların özel kanunları olan, kamu kurumu niteliğinde çalışan kişiler olduklarını belirten Tuskan, “Bunun için Tüketici Kanununda 4/b bendinde tüketici işlemi tanımlanmış, biz buradan bunun ne kadar doğru olup olmadığını tartışacağız.  Ben kendi fikrim olarak Sağlık Hukukunun da Avukatlık hukukunun da bunun dışında tutulması gerektiğini düşünüyorum” dedi.

Panelin konuşmacısı Doğuş Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Sera Reyhani Yüksel, vekalet sözleşmesini hekimler açısından değerlendirdi. Yüksel, Tüketicinin Korunması Kanununun yürürlüğe girmesi ile hekimlik sözleşmelerinin bu yasa kapsamına girip girmediğinin tartışılmaya başlandığını, çünkü kanunun bir sürü sözleşmeyi kapsamına aldığını söyledi.

Hastanın tüketici kabul edilmesi ve hastanın çeşitli nedenlerle hekimin kapısını çalması durumunda ona tüketici, hekime de sağlayıcı demek zorunluluğu bulunduğunu belirten Yüksel, “Tüketici ve sağlayıcı varsa bunların arasında da sözleşme olması gerekiyor” dedi.

Tüketici hukuku vekâlet sözleşmelerinde özellikle güven unsurunun ön plana çıktığının altını çizen Sera Reyhani Yüksel şöyle devam etti: “Serbest çalışan bir hekimle hastanın ilişkisini konuşuyorsak yapılan tanımlar çerçevesinde Tüketicinin Korunması Kanunu kapsamında koruma göreceğini söylemeliyim. Kimi gerekçelerle buna karşı çıkılabilir ama biz pozitif hukukçuyuz ve onunla ilgileniyoruz ve olur hukuk açısından dolayı gerçek şu, evet, bunlar artık bu kanun kapsamında koruma görüyor”.

Hekimlerin bu konuya karşı çıkış nedenlerini de anlatan Yılmaz, özetle şöyle dedi: “Hekimler, Sağlık hukuku ile ilgili kurallar tıp bilimsel alanını ilgilendirmiyor sadece, 2500 yıllık etik ilkeleri de bünyesinde barındırıyor. Dolayısıyla siz böyle bir alanı ticaret erbabı anlayışıyla düşünüp bu kuralları uygulayamazsınız. Kesinlikle tıp biliminin gerekleri bu alana sığmaz diyorlar. Bu eleştiriler de haklı”.  

Av. Aydeniz Alisibah Tuskan, konuyu güncelleştirerek şunları söyledi: “Son geldiğimiz noktada sağlık da ticarileştiği için insan üzerinde yapılacak şeylere de ticari olarak bakılıyor. Bunun son derece tüketici aleyhinde olduğunu düşünüyorum. Hastasınız ve kendi isteğinize rağmen yoğun bakıma aldılar sizi, doktorla sözleşme mi yapılıyor? O nedenle bunun vekâlet ilişkisi olarak görmeyi son derece yanlış buluyorum”.

Panelin avukat sözleşmelerinin değerlendirildiği ikinci oturumunu Avukatlar Vakfı Başkanı Av. Uğur Yetimoğlu yönetti. Avukatlık sözleşmelerini İstanbul Barosu Tüketici Hakları ve Rekabet Hukuku Merkezi Yürüte Kurulu Üyesi, Beyoğlu Tüketici Hakem Heyeti Baro Temsilcisi Av. Oya Şahin Mccarthy anlattı.

Maccarthy, konuşmasının sonunda söyleyeceklerini başta söylemeyi tercih ettiğini belirterek şunları söyledi: “Tüketici Kanunda tüketici tanımı yapılırken bir takım sözleşme isimleri sayarak ‘vekâlet ve sözleşmeler tüketici işlemidir’ denildiği için, orada vekâlet kelimesi görülür görülmez bizim de müvekkille aramızda temsil ilişkisi için kullandığımız belgenin adı vekâletname olarak tanımlandığı için ne bu kanunun çıkma amacına ne de Avukatlık Kanununda özel olarak düzenlenmiş avukatlık sözleşmesine uygun olmayan yorumlar ve çözümler gelişti. İlk günden itibaren burada asla tüketici hukukunun uygulama alanı bulunamayacağına ilişkin bir temel itirazım var. Bu konuda Baro Dergisine iki makale yazdım. Tüketiciyi Koruma Kanununun hiçbir maddesi avukatla müvekkil arasında çıkan uyuşmazlığa uygulanamaz. Dolayısıyla Avukatlık Kanunu ve onun tamamlayıcısı olan Borçlar Kanununa göre sorun tüketici mahkemesinde çözümlenir. Bu ehven-i şer bir yorum. Bunu da çok sağlıklı olmadığını düşünüyorum. Aslında bizim müvekkille aramızdaki ilişkiyi kuran vekâlet sözleşmesi değil, avukatlık sözleşmesidir. O nedenle avukatlık sözleşmesi nedir ne değildir, ona dikkatle bakmamız gerekir”.

Oya Şahin Maccarthy, konuşmasının devamında avukatlık hizmetinin tüketici işlemi sayılıp sayılmayacağı, avukatlık hizmetinin hukuk danışmanlığı olduğu, sır saklama kapasitesi yüksek bir meslek dalı olan avukatlığın ticari olmadığı ve sonuç olarak avukatlık hizmetine ilişkin sözleşmenin tüketici işlemi sayılamayacağı konularında ayrıntılı açıklamalar yaptı.

Avukatlar Vakfı Başkanı Av. Uğur Yetimoğlu da kişisel görüşlerini şöyle anlattı: “Tüketicinin korunması konusu ABD’de ortaya çıktı. Asıl dert tüketiciyi korumak değildir. Tröstlerin kendi aralarındaki pazar paylaşımı sürecinde rekabet koşullarını ayarlamak için ortaya çıkarılmış bir korumadır.

Avukatlık sözleşmelerinin tüketici hukuku kapsamına alınması mesleğe ciddi bir ihanettir. Bu bütün ülkelerde sermayenin başlattığı bir modelin küçük bir aşamasıdır. Mesleği köklerinden koparmak, itibarsızlaştırmak, müvekkili tüketici saymak, avukatı hizmet veren sayıp piyasada parası olanın dilediği kadar alabileceği, sermayesi doğrultusunda bağlı çalıştırabileceği bir eleman, bir hizmet gücü görme anlayışından başka bir şey değildir. Aslında avukatlığın ne olduğuna bakmak lazımdır. Avukatlığı tanımlayan bazı çevreler hukuki yardım hizmetinden bahsederler, zinhar yanlıştır. Aslında avukat bireyin savunma hakkı ve hak arama özgürlüğünü kullanan mesleğin adıdır. Avukatın temel işi budur”.

Oturum sonlarında soru cevap bölümü uygulandı. Panelde sunumların tamamlanmasından sonra konuşmacılara birer Teşekkür Belgesi verildi.

 

YAZDIR
Yükleniyor...