Giriş Tipini boş bıraktınız!

Sicil No'yu boş bıraktınız!

Kullanıcı Adını boş bıraktınız!

Şifrenizi boş bıraktınız!

Kapat

Ünvanı boş bıraktınız!

Sicil No'yu boş bıraktınız!

T.C Kimlik No'yu boş bıraktınız!

Kullanıcı adını boş bıraktınız!

Kapat

Şifremi Unuttum işlemi tamamlandığında kayıtlı cep telefonu numaranıza Kullanıcı Adı ve Şifreniz gönderilir

Ünvanı boş bıraktınız!

Sicil No'yu boş bıraktınız!

T.C Kimlik No'yu boş bıraktınız!

Kapat
HABERLER
  • Son Güncelleme : 26.02.2018 15:16
  • Haber Giriş : 23.02.2018 10:08
  • Etkinlik : 17.02.2018

Barolar Bugün Çok Büyük Bir Tehdit Altındadır

İstanbul Barosu Baro Meclisi olağanüstü Genel Kurul toplantısı, 17 Şubat 2018 Cumartesi günü saat 11.00’da Baromuz Konferans Salonunda yapıldı.

Savunmaya, Barolara ve Türkiye Barolar Birliğine Sahip Çıkma konusunun ele alınacağı toplantının açılışında konuşan Divan Başkanı Av. Füsun Dikmenli,Bize bırakılan ve korumak zorunda olduğumuz, uğrunda mücadele ettiğimiz ilkelerimiz ve değerlerimiz var. Bunlar, savunmayı savunmak, insan hak ve özgürlüklerini savunmak, demokrasiyi savunmak, hukuk devletini ve yargı bağımsızlığını savunmak olarak özetlenebilir. Bu ilkeleri özenle koruyabilmiş miyiz, geliştirip yenileştirebilmiş miyiz, işte orada soru işaretleri var” dedi.

Bu değerler uğruna mücadele eden meslek büyüklerimiz sayesinde bir takım yasal haklara kavuştuklarını belirten Dikmenli, örneğin baroların insan haklarını ve hukukun üstünlüğünü savunmak, barolar ve Türkiye Barolar Birliği’nin kamu kurumu niteliğinde meslek örgütü olarak kabul edilmesi gibi bir takım haklar kazanıldığını söyledi.

Ancak geçen hafta gündeme bomba gibi düşen Türkiye Barolar Birliği ve barolarla ilgili yapılması gereken değişikliklerin ne yazık ki savunma hakkını tamamen kısıtlamaya yönelik olduğuna dikkat çeken Füsun Dikmenli, bunun ciddi bir geriye gidiş olduğunu, savunma hakkını kısıtlamaya yönelik yaptırımların tamamen halkın hak arama özgürlüğünü yok etmeye yönelik olduğunu bildirdi.

Dikmenli, “Hedef savunmayı susturmak, baroları susturmak, TBB’yi susturmaktır. Savunmanlar olarak her halde susma hakkımızı kullanmayacağız. Sesimizi en yüksek perdeden birilerine nasıl duyuracağız, bugün burada bunu konuşmamız gerekir” dedi.  

İstanbul Barosu Başkanı Av. Mehmet Durakoğlu, baroların bugün çok büyük bir tehdit altında olduğunu belirtti ve “Tarihimizde hiç böyle bir tehdit söz konusu olmamıştı” dedi.

Avukatların, baroların, avukat örgütlenmelerinin özünü direkt olarak değiştirebilecek pek çok önerinin en etkili siyasal aktör konumunda bulunan Sayın Cumhurbaşkanı tarafından ifade edildiğine tanık olduklarını kaydeden Durakoğlu şöyle devam etti: “Şimdiye kadar Cumhurbaşkanının ifade ettiklerinin bir süre sonra yasal düzenlemesinin yapıldığını bildiğimiz için de bu çok önemli bir endişe kaynağı oldu. Bu tartışmanın 2009’da dönemin Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün kendisi tarafından Devlet Denetleme Kuruluna yaptırılan bir incelemenin sonucu olduğunu biliyoruz. Zaman zaman da gündeme getirildiğini biliyorduk. 2016’da 16 Nisan sürecinin başlamasından sonra o raporu düzenleyenlerin FETÖ’cü olduğunun ortaya çıkması üzerine raporun gündemden düşeceği düşünülmüştü. Açıkça ve rahatlıkla söyleyebiliriz ki bu bir FETÖ projesiydi”.

Yargının tartışmasız bir kuşatma altında olduğunu, bugün ne yargı bağımsızlığından, ne yargıç güvencesinden söz edebilmenin mümkün olduğunu hatırlatan Mehmet Durakoğlu,  OHAL rejiminde asla hukuk hükmünde olamayan kararnamelerle bunun daha ileri boyutlara ulaştığını, yargıçlar ve savcılar üzerinde yürütülen operasyonların tamamlandığını,  sıranın avukatları etkisizleştirecek, enterne edebilecek bir tablo oluşturulmaya çalışıldığını bildirdi.

Bunu, “Baroları ve Türkiye Barolar Birliğini parçalayarak başarmaya çalışıyorlar. Bana göre asıl hedef TBB değil, İstanbul Barosudur, Ankara Barosudur, İzmir Barosudur…  Rahatsızlıkların asıl kaynağı resmi görüşmelerde değil özel konuşmalarda ortaya çıkmaktadır” dedi.

Türkiye Barolar Birliği Yönetim Kurulunun, 9 Şubat 2018 tarihli kararıyla 24 Şubat 2018 tarihinde tüm baro başkanlarını, baroların Türkiye Barolar Birliği delegelerini, seçilmiş tüm kurullarını ve tüm meslektaşlarımızı Ankara'da olağanüstü toplantıya davet ettiğini hatırlatan Mehmet Durakoğlu, bu toplantıya güçlü bir şekilde katılmak için çalışmalara başladıklarını bildirdi.

Bu arada 40 bin avukata konunun önemini anlatan bir mektup yazdığını, Sosyal medya çalışmaları yapılacağını ve adliyelere afişler asılacağını kaydeden Durakoğlu, AKP tarafından benimsenen ve piyasaya sürülen bu FETÖ projesinin Hukukun Üstünlüğü Grubu tarafından kabul edilmediğini, Hukukçular Derneği’nin değişikliklere karşı olduğunu ilan ettiğini ifade ederek, bunları çok önemsediğini, bu arada bazı girişimlerin ortaya çıktığını ve Avukatlık Kanununun yeniden tartışılmasının gündeme gelebileceğini vurguladı.

Mehmet Durakoğlu konuşmasını şu sözlerle tamamladı: “İstanbul Barosu hepimiz için bir ödül, hepimiz için bir değerdir. Hepimiz için örgütlenmenin bir parçası değil, onun ötesinde anlamlar taşıyor. Biz varsak Türkiye’de hukuk devleti olabiliyor. Biz söyleyebiliyoruz, konuşabiliyoruz, biz varsak olabiliyor her şey. 24 Şubat’ta orada olmak, örgütlü gücümüzü göstermek, bu karşıtlığı orada ifade etmek hepimiz açısından son derece önemli. Ben o yüzden tüm meslektaşlarımızı 24 Şubat’ta Ankara’ya davet ediyorum. Oradaki varlığımızın ciddi sonuçlar doğurabileceğini, bunu en azından siyasal iktidara göstermek bakımından 24 Şubat’ın doğru bir karar olduğunu düşünüyorum. Oraya katılım kendimiz açısından değil, mesleğimiz açısından da değil mesleğimize bağlı olarak hukuk devleti ve yargı bağımsızlığı açısından son derece önemli olduğunu söylemek istiyorum”.

Divan Başkanı Dikmenli, bireysel olarak söz almak isteyenlere sırasıyla söz verdi.  

Av. Kemal Aytaç, “Burada mesele barolar birliğinin adındaki “Türkiye” kelimelerinin kaldırılması değildir. Mesele baroların ortadan kaldırılmasıdır. Bunun olmaması için her kesimden arkamıza alabileceğimiz kişi ve gruplarla, kime adaletsizlik, hukuksuzluk, haksızlık yapılıyorsa bunlarla, dayanışma içinde olmak durumundayız”.

 Av. Nazan Moroğlu, “Bugün barolar üzerinde yapılmak istenenler kadın kuruluşları üzerinde denenmiştir. Türk Üniversiteli Kadınlar Derneği'nin her darbe döneminde faaliyeti durduruldu. Kadın hareketini parçaladılar. Kadın hareketinde bunu başardılar. Bunların zamanında 56 kadın derneği kuruldu. Ve bunlar kadın haklarını çok farklı anlatıyorlar”.

Av. Hüseyin Karataş, “Bu tür toplantıların yerine başka tür toplantılar bulmamız gerekiyor. Tek başımıza bizim bağırmamız, çağırmamız sonuç vermeyeceğine göre tüm toplumu ikna edecek bir yöntem bulmamız lazım. Bu yöntemi oluştururken biz teknolojiden, sosyal medyadan nasıl yararlanacağız, buna ilişkin ciddi bir çaba göstermemiz ve alt yapı hazırlamamız gerekiyor”.

Av. Ömer Kavili, “Bizler avukatların satır aralarında uğradığı haksızlıkları görmez ve onlara kurumsal olarak sahip çıkmazsak ve gece yarısı Avukat Hakları Merkezinin nöbetçileri olmazsa, Avukat Hakları Merkezinin toplantılarına Merkezin yetkilileri ve ilgilileri artı kurucusu olarak çağrılmıyorsak, siz gelemseniz de 24 Şubat’ta Ankara’ya gideceğim ve toplantıya katılacağım”.

Av. Muazzez Çörtelek, “Bu proje uygulamasının kelimelerden ibaret olduğunu sanmıyorum. ‘Türk’ ve ‘Türkiye’ kelimeleri can alıcı bir nokta. Çünkü bu bölme harekâtı çok önemli bir harekât. Sadece avukatların çalışmaları, baroya kayıtları, Disiplin Kurullarının nasıl işleyeceği, kime bağlı olacağıyla sınırlı olduğunu düşünmüyorum. Temel hedefi gözden kaçırmamak lazım”.

Av. Seyit Usta, “Barolar işlevsiz kalırsa, toplum, adalet ne hale gelir. Bu olayın vahametini tüm toplumu kucaklayarak topluma anlatmak lazım. Bunu yaparsak zaten toplum da avukatları sıkıştırır. O zaman daha fazla bir hareketlilik olur, daha fazla bir güç elde ederiz. Bu tür iktidarlar yalnızca güçten anlarlar. Biz ne kadar güç toplar üzerlerine gidersek o kadar geriletiriz”. 

Av. Bülent Akbaş, “İstanbul Milliyetçi Avukatlar Grubu adına söz aldım. Türk yargısı ve Türk kavramı mevcut iktidarı ve bundan önceki uzantılarını çok rahatsız etti. Bugün bu projeyi geri çekmeleri, işin bittiği anlamına gelmez, yarın başka bir nedenle yine karşımıza çıkabilir. Biz İMAG olarak İstanbul Barosunun üyesiyiz. Yarın başka barolar ortaya çıksa bile biz İstanbul Barosu üyesi olmaya devam edeceğiz”.

Av. Ulvi Şöhretoğlu, “Biz bu filmi daha önce de gördük. Cumhuriyetin iki dev kurumu vardı. Türk Dil Kurumu ve Türk Tarih Kurumu, bugün ikisi de yok oldu. İktidarın TBB ve TTB’ye yapmak istedikleri de aynı nitelikte olabilir. TÜSİD ile MÜSİAD da bu çerçevede düşünülebilir. Demokratik ve hukuki olup olmadığı ikinci plandadır”.

Av. Uğur Yetimoğlu, “Avukatlar Vakfı olarak çok değişik kesimlerden temsilcilerin katıldığı bir toplantı yaptıklarını ve katılımcıların genellikle barolar üzerinde oynanan oyunları onaylamadıklarını açıkladılar.  Siyasi çekince ve eleştiri haklarını saklı tutarak bu dönemde Türkiye Barolar Birliğinin düzenlediği toplantıya katılmanın doğru olacağını vurguladılar”.

Av. Handan Bakbak, “Sahiplenmek gerek, aslında üzerimizde oynan oyunlar Türkiye’nin temeline konulan dinamitlerin bir başka tezahürüdür. Halkın adalete, hukuka erişiminin üzerine oynanan oyunlardır”. 

Av. Figen Erberk, “24 Şubat’ta Ankara’da yapılacak toplantıya katılımın çok güçlü olması gerekiyor. 40 bin üyesi bulunan bir baro 30, 40 otobüsle gidecekse bu tatmin edici olmaktan çok uzaktır. İstanbul üç bölgeden ibaret değil. Bölge temsilcilerini, komisyonları, merkezleri harekete geçirirsiniz, bire bir iletişim kurarsınız, her bir temsilciyi o bölgeden sorumlu tutarsınız ve bu şekilde hareket edersiniz. Bugün değilse, ne zaman?

Konuşmaların tamamlanmasından sonra Divan Başkanı Av. Füsun Dikmenli, Av. Ali Rıza Dizdar’ın Divana gönderdiği bir öneriler metnini okudu.

Dikmenli gündemin tamamlandığını belirterek toplantıyı sona erdirdi.

 

 

YAZDIR
Yükleniyor...