Giriş Tipini boş bıraktınız!

Sicil No'yu boş bıraktınız!

Kullanıcı Adını boş bıraktınız!

Şifrenizi boş bıraktınız!

Kapat

Ünvanı boş bıraktınız!

Sicil No'yu boş bıraktınız!

T.C Kimlik No'yu boş bıraktınız!

Kullanıcı adını boş bıraktınız!

Kapat

Şifremi Unuttum işlemi tamamlandığında kayıtlı cep telefonu numaranıza Kullanıcı Adı ve Şifreniz gönderilir

Ünvanı boş bıraktınız!

Sicil No'yu boş bıraktınız!

T.C Kimlik No'yu boş bıraktınız!

Kapat
HABERLER
  • Son Güncelleme : 10.10.2017 15:37
  • Haber Giriş : 07.10.2017 10:39
  • Etkinlik : 05.10.2017

Müftülere Nikâh Kıyma Yetkisi Verilmesi Kadın Haklarında Geriye Dönüştür Anayasa İhlalidir

İSTANBUL BAROSU KADIN HAKLARI MERKEZİ ve
İSTANBUL KADIN KURULUŞLARI BİRLİĞİ
BASIN AÇIKLAMASIDIR
05.10.2017
 
Türkiye Cumhuriyeti’nin laiklik niteliğini koruma amacını güden, Anayasa’nın 174. Maddesi ile korunan 8 adet Devrim Yasası içinde yer alan “EVLENME AKDİNİN EVLENDİRME MEMURU ÖNÜNDE YAPILACAĞINA dair medeni nikâh esası” ihlal edilerek Anayasal suç işlenmektedir. 
 
Türkiye Büyük Millet Meclisi Boşanma Komisyonu’nun daha önce yayınladığı ve kadın haklarında geriye dönüşü sergileyen raporu kabul etmemiz mümkün değildir. Türkiye çağdaşlık düzeye cumhuriyetle geçmiştir. Büyük Atatürk ve o zamanki Türkiye Büyük Millet Meclisi 1926’da hukuk alanında en büyük devrimi gerçekleştirerek kadın devrimini gerçekleştirmiştir. Özel yaşam, evlenme ve boşanma ayrıca miras hukukunda kadın-erkek eşitliği sağlanmıştır. 
 
Tek eşlilik sistemi getirilmiş, kadın hakları açısından kadınlar güvenceye kavuşmuştur. Türkiye Büyük Meclisi Genel Kurulu’na görüşülmesi için önerilen raporda kadının kazanılmış yasal hakları adeta aile bütünlüğünü olumsuz etkileyen nedenler olarak kabul edilmiştir. Aile komisyonu kararında Medeni Kanun’un aksine kadınların haklarının elinden alındığı bir anlayış sergilenmektedir. Bu rapordaki aile kurumunun güçlenmesi için gereken önlemler kadınların kazanılmış yasal haklarında geriye gidişe yöneliktir.  Kadınlar aleyhinedir. Kadına sadece aile temelli bakış söz konusudur. Toplumsal cinsiyet politikası yerine kadın-erkek eşitliği yok farz edilerek kadın bir BİREY değil, ailede bir kişi olarak düşünülmüştür. 
 
Bütün bunlarla birlikte getirilmek istenen değişiklikle Medeni Kanun’da belediyelere verilen nikâh yetkisinin din görevlisi kişilere verilmek istenmesi gelecekte boşanmanın da onlar tarafından gerçekleştirileceği anlamına gelir. Laik bir hukuk düzeninde din temelli esaslar değil, hukuk temelli esaslar geçerlidir. Bu nedenlerle müftülere böyle bir yetki verilmesinin son derece tehlikeli olduğu ve kadınlara karşı ayırımcılık içerdiği ortadadır. 
 
Türkiye 1985’de yasalarımızın ve Anayasamızın da üstünde olan Kadınlara Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Önlenmesi Sözleşmesi’ni (CEDAW) imzalamış ve taraf olmuştur. 
 
2015 yılında Türkiye’nin de içinde bulunduğu 193 ülkenin katıldığı zirvede Sürdürülebilir Kalkınma Hedefleri’nin 5. Maddesinde tüm ülkeler toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanması taahhüdünde bulunmuştur. Bunun neticesi tüm kadın ve kız çocuklarının toplumda güçlendirilmesi görevi devletlere verilmiş bir görevdir. Bu nedenle nikâh yetkisinde bu şekilde bir düzenleme yapılması imzaladığımız tüm sözleşmelere, Anayasamıza, Medeni Kanun’umuza aykırıdır. 
 
Yukarıda açıklanan nedenlerle “laiklik kadın haklarının güvencesidir” diyor, toplumda kadın-erkek eşitliğinin bir demokrasi meselesi olduğunu belirterek eşit hak, eşit temsil ve eşit paylaşım taleplerimizden tüm kadınlar olarak asla vazgeçmeyeceğimizi bildiriyoruz. Tüm siyasetçilerden Medeni Kanun’dan asla geri adım atılmamasını talep ediyor, müftülere nikâh kıyma yetkisinin verilme anlayışını protesto ediyoruz. 
 
           
 
 

YAZDIR
Yükleniyor...