Giriş Tipini boş bıraktınız!

Sicil No'yu boş bıraktınız!

Kullanıcı Adını boş bıraktınız!

Şifrenizi boş bıraktınız!

Kapat

Ünvanı boş bıraktınız!

Sicil No'yu boş bıraktınız!

T.C Kimlik No'yu boş bıraktınız!

Kullanıcı adını boş bıraktınız!

Kapat

Şifremi Unuttum işlemi tamamlandığında kayıtlı cep telefonu numaranıza Kullanıcı Adı ve Şifreniz gönderilir

Ünvanı boş bıraktınız!

Sicil No'yu boş bıraktınız!

T.C Kimlik No'yu boş bıraktınız!

Kapat
HABERLER
  • Son Güncelleme : 22.09.2017 16:14
  • Haber Giriş : 13.09.2017 11:51
  • Etkinlik : 13.09.2017

Savunma Hakkına Saygısızlık

Dün sabaha karşı, İstanbul’da başlatılan operasyon sonucunda 18 Avukat için gözaltı işlemi yapılmıştır.

Bu işlem, yasaya aykırılık boyutunun da ötesine varan bir sonuç olarak açıkca savunma hakkına karşı saygısızlık göstergesidir.

Bir kısım gözaltı işlemlerinin evlerinde yapılmış olması nedeniyle, Barodan avukat talep edilmemesi, yasaya açıkça aykırıdır. Savcılık Makamının, soruşturma aşamasında suç tavsifine girişerek, “avukatlıktan kaynaklanmayan bir isnat” ile böyle bir yola tevessül etmesi, asla kabul edilemez. Kaldı ki, aynı isnatların sonucu olarak büroda yapılan aramalar için Baroya vaki talep dahi, önceki aramaların yasaya aykırı olarak yapılmış olduğunun göstergesidir. Açık deyişle, aynı isnat çerçevesinde bir kısım avukatların büro aramaları için Barodan talep vaki olurken, bazı avukatların ev aramalarında, bu yasal gereklilik gözardı edilmiştir. Oysa yasa, bu konuda ev ve büro ayrımı yapmamaktadır.

Bu husus son derece önemlidir. Çünkü, gözaltı işlemi yapılan avukatlar, 14 Eylül 2017 tarihinde Ankara’da yapılacak Nuriye Gülmen-Semih Özalça davasında müdafiilik görevi üstlenmişlerdir.

  • Duruşmadan iki gün önce, böyle bir gözaltı açıkça savunma hakkına saygısızlıktır. Hiç kimsenin –o arada avukatların da- suç işleme özgürlükleri olamaz. Bir soruşturma varsa bile, Türkiye’nin ilgi ile izlediği bir davanın hemen öncesinde böyle bir gözaltı işleminin uygulanması, yalnızca bu gözaltılara ilişkin bir sakıncayı değil, yapılacak olan yargılamada, adil yargılanma ve adalete erişim kavramlarının tartışmasını da davet edecektir. Dün itibariyle savcılık tarafından şimdilik 7 günlük bir sürenin de öngörülmüş olması, müdafiilik görevinin bu davada ifa edilemeyeceğini de anlatmaktadır. Bu sonuç itibariyle, savunma hakkına yönelik bir saygısızlık açıkça gündemdedir.  
  • Yukarıda izah etmeye çalıştığımız, “aramada Baro Temsilcisinin eksikliğinin” 14 Ekim Duruşmasına etkisi de önemlidir. Müdafiilik görevi üstlenen avukatların evlerine, - üstelik de kapılar kırılarak- girilmiş olması, bu arada aramalarda avukat bulunmaması, el konulan evrakların içerikleri bakımından ciddi sonuçlar doğurabilir. İki gün sonra yapılacak duruşmada ileri sürülecek/huzura getirilecek ve savunma stratejisi bağlamında önemli olabilecek belgeler elde edilmiş ise, yukarıdan bu yana vurgulamaya çalıştığımız “saygısızlık”, bir ölçünün de ötesine vardırılmış olacaktır.

Avukatların savunma hakkına getirilen kısıtlamaların giderek yoğunlaştığı bir zaman diliminde, bu kez de “gözaltı yoluyla” yeni bir yöntem keşfedilmiş olması, mesleğimizin varlık anlatımı olan “savunma hakkından” vazgeçmemiz sonucunu doğurmayacaktır. Havana Kuralları gereğince, avukatın görevini yaparken, ona her türlü yardımı yapması gereken hükümetin, altına imza attığı sözleşmelere bağlı kalmasını talep ediyoruz.

İSTANBUL BAROSU BAŞKANLIĞI

YAZDIR
Yükleniyor...