Giriş Tipini boş bıraktınız!

Sicil No'yu boş bıraktınız!

Kullanıcı Adını boş bıraktınız!

Şifrenizi boş bıraktınız!

Kapat

Ünvanı boş bıraktınız!

Sicil No'yu boş bıraktınız!

T.C Kimlik No'yu boş bıraktınız!

Kullanıcı adını boş bıraktınız!

Kapat

Şifremi Unuttum işlemi tamamlandığında kayıtlı cep telefonu numaranıza Kullanıcı Adı ve Şifreniz gönderilir

Ünvanı boş bıraktınız!

Sicil No'yu boş bıraktınız!

T.C Kimlik No'yu boş bıraktınız!

Kapat
HABERLER
  • Son Güncelleme : 13.09.2017 11:00
  • Haber Giriş : 09.09.2017 01:14
  • Etkinlik : 07.09.2017

Siyasal İktidar Sadece Cumhuriyete Değil, Cumhuriyete de Adalet Borçludur

Avukatlar 23. Adalet Nöbeti’ni gerçekleştirdiler. Milletvekilleri, basın mensupları ve avukatlar 7 Eylül 2017 Perşembe günü saat 10.30’da İstanbul Adalet Sarayında meslektaşları, Cumhuriyet Gazetesi Davasında yargılanan Av. Akın Atalay, Av. Mustafa Kemal Güngör ve Av. Bülent Utku’yla dayanışma amacıyla Adalet Nöbeti tuttular.  

Burada konuşan İstanbul Barosu Başkanı Av. Mehmet Durakoğlu, bu nöbetin yeni Adli Yıl açılışının hemen ertesinde yapıldığını belirterek, Adli Yılın bu yıl da OHAL altında açıldığını, demokrasiye güçlü dönebilmek için ilan edilen OHAL’in, ilan edilmesindeki amacı aşan boyutuyla, şimdi demokrasiyi tehdit eden bir boyuta büründüğünü söyledi.

OHAL çerçevesinde çıkarılan KHK'lar eliyle, TBMM’nin devre dışı bırakıldığını, Anayasa Mahkemesinin, demokratik rejimin güvencesi olma görevini yerine getirmekten uzak durması nedeniyle, OHAL ve KHK'ların, ülkedeki demokratik güçlere karşı silaha dönüştüğünü belirten Durakoğlu, özellikle muhalif güçlere karşı kullanılan bu silahın, TCK'nun "tedbir" olarak nitelendirdiği tutuklamayı, cezaya dönüştürdüğünü bildirdi.

Siyasal İktidarın, yargıyı kendi stratejilerinin parçası olarak kullandığını, yargı üzerinde etkin tasarrufları olan makamların, yargıya talimat niteliği taşıyan söylemlerinin bitmek bilmediğini vurgulayan İstanbul Barosu Başkanı, 3 Temmuz 2017’de çıkarılan Kararname ile yargıç ve savcılar için en küçük bir güvencenin dahi söz konusu olmadığını kaydetti.

Bu koşullar altında, yeni Adli Yıl açılışında, yetkili ağızlardan duyulan söylemlerin yargının kurucu unsuru olan avukatlara çok trajikomik geldiğinin altını çizen Durakoğlu, şöyle devam etti:”Onlara bakarsanız, yargı bağımsızmış, tarafsızmış. Hatta hiç bu kadar bağımsız ve tarafsız olmamış... Şimdi buradan, avukatlar olarak haykırıyoruz: YARGIMIZ BAĞIMSIZ DA DEĞİLDİR, TARAFSIZ DA DEĞİLDİR. HATTA HİÇ BU KADAR DA BAĞIMSIZLIKTAN VE TARAFSIZLIKTAN UZAKLAŞTIĞI BİR DÖNEM OLMAMIŞTIR”.

Mesleğe kabulde, atamada, tayinde, soruşturmada, disiplinde, erk sahipleri konumunda bulunanların "talimat" vermekten çekinmedikleri bir ülkede yargı bağımsızlığından söz edilemeyeceğini belirten Mehmet Durakoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:  

• Sulh Ceza Hâkimliklerinin, rutine dönüştürdükleri tutuklama anlayışının egemen olduğu bir ülkede yargı bağımsız olmaz.

• Anayasa Mahkemesinin varlık nedenini inkâr ederek, KHK'ları inceleme konusu yapmaktan kaçındığı, siyasal iktidarın da bundan yararlanarak sorumsuzca amaç dışı, hukuk dışı KHK'lar çıkardığı bir ülkede yargı tarafsız olamaz.

• Adil Yargılanma Hakkının ihlal edildiği, kimsenin hukuk güvenliğinin olmadığı, hukuk güvenliği ihlal edilenin adalete erişim hakkının olmadığı bir ülkede yargı bağımsızlığından söz edilemez.

• Savunma hakkının ihlal edildiği, dosyaların avukattan saklandığı, avukatların müdafilikten yasaklanabildiği, duruşma salonlarından çıkartılabildiği bir ülkede yargı bağımsız olmaz, olamaz.

• Daha yargılamanın ilk celsesinde çürütülen düzmece iddianamelerle, "tahliyeye kadar tutuklama" gibi "burun sürtme" amaçlayan yargı sistemi, bağımsız olamaz, tarafsız değildir, olmaz.

Toplumun adalet inancının % 30'lara bile varamadığı bir düzlem, yargı bağımsızlığı ve tarafsızlığının olup olmadığının en temel göstergesi olduğuna vurgu yapan Mehmet Durakoğlu, yargı bağımsızlığının bu denli yok edildiği ortamlar, mücadele edildiği iddia edilen FETÖ ve benzeri darbecilerin işine geleceğini, yarın bütün bu gerekçelerle gerçek darbecilerin kurtulması ihtimali doğabileceğini, darbecilerle gerçek mücadelenin, ancak ve yalnız yargının bağımsız kılınmasıyla mümkün olabileceğini hatırlattı.  

Siyasal iktidarın, yargıda örgütlenmeden vazgeçmesi uyarısında bulunan Durakoğlu, "Kendi şeyhini mehdi zanneden tek cemaat FETÖ değildir". Liyakatten uzaklaşarak, sadakat ve tarikat bağlamında geliştirilen bakış açılarının, geleceğimiz açısından umutsuzluk üretse de, bizler avukatlar olarak bu mücadeleyi kazanacağız. Umudumuzu hiçbir zaman kaybetmeyeceğiz” dedi.

Emil Zola'nın itham ederken söylediği " yargı Cumhuriyetin onuru olacaktır" sözünü hatırlatan Mehmet Durakoğlu, konuşmasını şu sözlerle tamamladı: “Bilinmelidir ki, o güne kadar, siyasal iktidarın sadece Cumhuriyete değil, Cumhuriyete de adalet borcu vardır.

Bu amaçlarımızın sadece birinin göstergesi olarak, 11 Eylül’de Cumhuriyet Davası için Silivri’de olacağız. Bir yandan meslektaşlarımız Av. Akın Atalay, Av. Mustafa Kemal Güngör, Av. Bülent Utku’yla dayanışırken, diğer yandan da görevlerini yapmak dışında hiçbir suçlamaya muhatap olmaması gereken yazar dostlarımızın ifade özgürlüklerine sahip çıkacağız.

Bu dava hukuksal temelli değil, siyasal temellidir. Dedik ya “Siyasal iktidarın sadece Cumhuriyete değil Cumhuriyete de adalet borcu vardır”.
 

YAZDIR
Yükleniyor...