Giriş Tipini boş bıraktınız!

Sicil No'yu boş bıraktınız!

Kullanıcı Adını boş bıraktınız!

Şifrenizi boş bıraktınız!

Kapat

Ünvanı boş bıraktınız!

Sicil No'yu boş bıraktınız!

T.C Kimlik No'yu boş bıraktınız!

Kullanıcı adını boş bıraktınız!

Kapat

Şifremi Unuttum işlemi tamamlandığında kayıtlı cep telefonu numaranıza Kullanıcı Adı ve Şifreniz gönderilir

Ünvanı boş bıraktınız!

Sicil No'yu boş bıraktınız!

T.C Kimlik No'yu boş bıraktınız!

Kapat
HABERLER
  • Son Güncelleme : 06.09.2017 15:04
  • Haber Giriş : 27.08.2017 22:15
  • Etkinlik : 27.08.2017

Ekmeğimizle Oynamadığınız Kalmıştı

Evvelki gece yarısı çıkarılan iki KHK ile rejimin demokratik niteliğini bir ölçüde daha törpüleyen düzenlemeler yapıldı. OHAL'in ilan edilmesinin nedenini aşan bu düzenlemelerin bu ölçülere vardırılabilmesi, Anayasa Mahkemesinin rejimi sahiplenme anlayışından ve anayasal denetimden vazgeçmesi ile mümkün olabilmiştir.                    
 
Bu değişiklikler, özü itibariyle 16 Nisan referandumu ile "kabul edilen" yeni rejimin provası niteliğindedir. Kurumsallıkların geleneklerini yıkıp, merkezi yapılanmayı güçlendirerek, tek adam rejimine dönüştüren bütün değişiklikler, 3 Kasım 2019 öncesine çekilebilmiştir.
                                                           
OHAL'in ilanından bu yana, askıya alındığı bildirilen temel hakların kısıtlanmasında, siyasal iktidarın özellikle de avukatlık mesleğini hedeflemiş olduğunu tesbit etmek zor değildir. Yurttaşların hak arama özgürlüğünün teminatı olan avukatların, temel hakların kullanılmasında güvence konumunda bulunması, siyasal iktidarı özellikle rahatsız etmiştir. Bu nedenledir ki, gerek söylemde, gerekse de söylevde ve düzenlemelerde, doğrudan veya dolaylı olarak mesleğimizi hedef alan bir retorik hakimdir. Mesleğimizi ifa ederken karşılaştığımız kısıtlamalar ve özel uygulamalarla gerçekleştirilen "itibarsızlaştırma" uygulamalarından istedikleri sonucu alamayınca, yeni arayışlar sergilediklerine tanık oluyoruz. Avukatların meslekleri adına ve adalet uğruna gösterdikleri mücadeleler, siyasal iktidarı şimdi yeni arayışlara sevketmiş gözüküyor. İşte bu arayışlardan sonuncusu da, evvelki gece yarısı çıkarılan KHK ile getirilen düzenlemedir.                                                  
Bu yeni düzenleme ile tazminat davalarında avukatın aldığı vekalet ücreti, Asgari Ücret Tarifesinde Ağır Ceza Mahkemeleri için kararlaştırılan tutarı geçemeyecektir.                    
 
Yukarıda bahse konu ettiğimiz yeni arayış budur. Göz dikmedikleri bir ekmeğimiz kalmıştı, onunla da oynanıyor şimdi...                   
 
Bu karar, tek başına siyasal iktidarın avukatlık mesleğine bakış açısını somutlamaktadır. Bir tek avukatın istihdam edilmediği Adalet Bakanlığında, yargıç kadrolu kamu görevlilerinin elinden çıkan düzenlemelerle geldiğimiz bu aşama, temel hakların törpülenmesindeki hedefi açıkça ortaya sermektedir. Esasen Noterlere devredilen bir kısım haklarla, arabuluculuk benzeri düzenlemeler, ekmeğimize göz dikildiğinin ilk işaretleriydi ama KHK ile yapılan ve bu yönü ile " hukuka açıkça aykırı" olan son  düzenleme, doğrudan "avukatlık" kavramına bakış açısı ile ilgilidir.
 
Böyle bir değişiklik hangi ihtiyaçtan kaynaklanmaktadır?                                           
 
Adalet Bakanlığı ile TBB'nin ortak yaptığı Asgari Ücret Tarifesinin KHK ile değiştirilmesi, hangi hukuk mantığının gereği olabilir?
                                                                     
Yasal düzenleme gereksindiren bir konuda KHK çıkarılması ve bu yolla TBMM'nin devre dışı bırakılması, düzenlemenin anayasaya aykırılığının itirafı ve Mahkeme yolunun kapalı tutulması değil midir?                                           
 
Tazminat davasını maktu ücretle gördürerek adeta angaryayı meşru kılan bir hukuk devleti olabilir mi?                                                   
 
Yüksek tutarlarda tazminata hükmedilmesine neden olacak ağır haksızlıklar içeren yargı kararlarının alındığı/ alınacağı kaygısı yaygınlaştı da, bunun sorumlusu veya fedakarlık beklenen meslek avukatlık mıdır?                         
 
Buna benzer onlarca sorunun sorulabileceği akıl ve hukuk dışı bir kararla karşı karşıyayız.  Siyasal İktidarın hukuk tanımazlığı ve Anayasa Mahkemesinin rejime dair kaygısız tavrı, Avukatların bu son değişikliği tevekkülle karşılaması sonucunu doğurmayacaktır. Yapacağımız çalışmalarla, benzer konularda kararlar üreten Anayasa Mahkemesinin Bireysel Başvurusu yolu da, doğrudan AHİM yolu da denenecektir.                 
 
Ekmeğimizle oynatmayacağız.                         
 
İSTANBUL BAROSU BAŞKANLIĞI

YAZDIR
Yükleniyor...