Giriş Tipini boş bıraktınız!

Sicil No'yu boş bıraktınız!

Kullanıcı Adını boş bıraktınız!

Şifrenizi boş bıraktınız!

Kapat

Ünvanı boş bıraktınız!

Sicil No'yu boş bıraktınız!

T.C Kimlik No'yu boş bıraktınız!

Kullanıcı adını boş bıraktınız!

Kapat

Şifremi Unuttum işlemi tamamlandığında kayıtlı cep telefonu numaranıza Kullanıcı Adı ve Şifreniz gönderilir

Ünvanı boş bıraktınız!

Sicil No'yu boş bıraktınız!

T.C Kimlik No'yu boş bıraktınız!

Kapat
HABERLER
  • Son Güncelleme : 20.07.2017 03:43
  • Haber Giriş : 15.07.2017 17:06
  • Etkinlik : 15.07.2017

15 Temmuz Milat Olmalıdır

15 Temmuz 2016 tarihinde demokrasimize karşı girişilen hain saldırının 1. Yılını doldurduk. Tam bir yıl önce alçakça sortilere başlatılan darbe girişiminde,  249 yurttaşımızı şehit vermiştik. Binlerce yurttaşımızın da gazi olduğu bu kalkışmayı, halkın bu karşı duruşu ile TSK ve emniyet içindeki yurtseverlerin sevgisine borçluyuz.   Öncelikle, şehitlerimizi rahmetle anıyoruz. Gazilerimize minnet ve şükran duygularımızı yineliyoruz.                                                             

Tam bir yıl önce bugün, darbe girişiminin ilk evresinde, nereden ve kimden geldiğinin belli olmadığı saatlerde, resmî internet sitesinde demokrasiye bağlılığını "ilk" ilan eden kurumsallık olarak duyduğumuz övünçle ifade etmek isteriz ki, o saatlerde bağlılığımızı ilan ettiğimiz demokratik haklardan ve hukuk devletinden hızla uzaklaşılmaktadır. Oysa bir darbe girişimini, üstelik de halkının sağduyusu ile engellemeyi başarabilmiş bir ülkenin demokrasi bağlamında çok daha ileri bir noktada olması beklenirdi.                                                          

Bu alçakça darbe girişiminin bize daha çok demokrasi gereksindirdiği düşüncesinin aksine, demokrasinin alternatifi olan bir OHAL+KHK rejimine yönelmek, 15 Temmuz'dan doğru dersler alamamış olmamızın sonucudur. Oysa Türk Halkının çok büyük bir çoğunluğunun mücadele edilmesi, yargılanması ve cezalandırılması konusunda en küçük bir farklılık taşımadığı bir noktada, FETÖ/PDY ile olan savaşımda, toplumun ayrıştırılması ve giderek bütün değerlendirmelerin aynı potada eritilerek, "oy konsolidasyonuna" araç kılınması, çok büyük bir fırsatın kaçırılmasına neden olmuştur.          

Bir yıl sonra bugün, bu darbe girişiminden bilistifade ilan edilen OHAL ile gelinen nokta, demokratik hakların askıya alınması, TBMM'nin devre dışı kalması, hakların kullanılmasının "lütuf" seviyesinde değerlendirilmesi ve hak arama özgürlüğünün de ciddi şekilde tahrip edilmiş olmasıdır.                                                            

İstanbul Barosu olarak, 15 Temmuz'un siyasal iktidarı oluşturan AKP için ifade ettiği anlam çerçevesinde, yeni bir değerlendirmeye ihtiyaç doğuracağını düşünmüştük. O gün yaşanan hain girişimin sorumlularının, bir darbe yaşatacak düzeye gelebilmiş olmasında "hangi özel katkıların" mevcut olduğunu en iyi bilenlerin, sadece "Allahtan ve Milletten af dilemekle" yetinmek yerine, ciddi bir değişime ihtiyaç duyacakları kanısındaydık. Bir yıl sonra bugün böyle bir noktada bulunmadıklarını tesbit etmenin üzüntüsündeyiz.                                                

İktidarı oluşturan siyasal örgütlenmeye, FETÖ ile işbirliği içinde olduğu dönemleri sürekli anımsatmakta tatmin bulan bir algı içinde değiliz. Bizim - o arada bizim gibi düşünenlerin - bu hatırlatmayı yapmalarının nedeni, AKP'nin bu darbe girişiminden çıkarsamalarının gözlenmesi talebidir.            

Bilinmelidir ki 15 Temmuz 2016 tarihi, AKP'nin siyasal islam teorilerinin çöktüğü tarihtir. Bu ülkede, aslında gerçek yurtseverlere ve gerçek Atatürkçülere karşı Silahlı Kuvvetlerden kaynaklı her darbeyi, sanki kendi ideolojik yaklaşımlarına ve onların gelişmesine karşı yapılmış gibi görüp gösteren AKP, 15 Temmuz 2016 tarihinde, salt "alnı secdeye değdiği" için tercih edip büyüttüğü bir cemaatin, kendisine karşı giriştiği darbeyle karşılaştı. Türkiye Cumhuriyetinin temel değerlerini ve o arada özellikle de laikliği, bu son girişimin bu bağlamı nedeniyle "yeniden değerlendirmek" ihtiyacı bu denli açık bir biçimde somutlanmışken, duymazlık ve görmezliğin tercih edilmesi, geleceğimizin biçimlendirilmesinde önemli bir açmaz olacaktır.  İyiniyetli bu beklentimizde yine de geç olmadığı kanısındayız.                                    

Tıpkı bu yeni değerlendirmeye benzer biçimde AKP için, darbe girişimi kaynaklı başka değişim stratejilerine de ihtiyaç vardır. AKP bu vesile ile anlamış olmalıdır ki, ( aslında bilmektedir ki) kendi şeyhini mehdi zanneden tek cemaat FETÖ değildir. İstanbul Barosu olarak daha önce de ifade ettiğimiz üzere, devletin bürokratik örgütlenmesini liyakat temelinden sadakat temeline oturtan ve bunun cemaat temelli olarak gerçekleştirilmesini öngören yaklaşım, bu darbe girişiminden ders alınmamış olmasının göstergesidir. Alınmayan dersin maliyetini paylaşan yurttaşlar olarak, geleceğimize dair güvensizlikler beslemekte olmamız, bu temelde değerlendirilmelidir.                               

Bu sürecin "hukuk güvenliğimizi" tehdit eden bir noktaya da taşınmış olması da ibret vericidir. OHAL dayanağında anlatılmaya çalışılan antidemokratik uygulama ve yaptırımlar ile özellikle de muhalefetin sindirilmesi bağlamında elde edildiği düşünülen fırsatların şevkle kullanılması, bugünü kurtarıyor gibi görünse de, tarih karşısında mahkumiyeti ifade edecektir.            

FETÖ/PDY mücadelesi önemlidir ve mutlaka yapılmalıdır. Bu mücadelede, hukuk içinde kalındıkça İstanbul Barosunun tavrı, kumpas davalarındaki FETÖ mücadelesindeki tavrı kadar net olacaktır.                                                 

Gelinen noktayı bir yıl sonra değerlendirdiğimizde, Atatürk'ün önderliğinde oluşturulan Türkiye Cumhuriyetinin, her bir tuğlasına ne denli ihtiyaç duyduğumuzu ve özellikle "yerden göğe perkitilen" tuğlalar içinden laiklik tuğlası çekildiğinde, bunun hangi "gümbürtüleri" doğurduğunu tesbit edebiliyoruz. Bu tesbitte ortaklaşmak ihtiyacındayız. 15 Temmuz 2016 bize bunu anlatabilmiş olmalıdır.                            

İSTANBUL BAROSU BAŞKANLIĞI

YAZDIR
Yükleniyor...