Giriş Tipini boş bıraktınız!

Sicil No'yu boş bıraktınız!

Kullanıcı Adını boş bıraktınız!

Şifrenizi boş bıraktınız!

Kapat

Ünvanı boş bıraktınız!

Sicil No'yu boş bıraktınız!

T.C Kimlik No'yu boş bıraktınız!

Kullanıcı adını boş bıraktınız!

Kapat

Şifremi Unuttum işlemi tamamlandığında kayıtlı cep telefonu numaranıza Kullanıcı Adı ve Şifreniz gönderilir

Ünvanı boş bıraktınız!

Sicil No'yu boş bıraktınız!

T.C Kimlik No'yu boş bıraktınız!

Kapat
HABERLER
  • Son Güncelleme : 06.06.2017 19:11
  • Haber Giriş : 06.06.2017 19:12
  • Etkinlik : 03.06.2017

Aile Hukukunda Yargıtay Uygulamaları

İstanbul Barosu Kadın Hakları Merkezince düzenlenen “Aile Hukukunda Yargıtay Uygulamaları” konulu panel, 3 Haziran 2017 Cumartesi günü saat 10.00’da İstanbul Adalet Sarayı Konferans Salonunda yapıldı.

Kadın Hakları Merkezi Başkanı Av. Hale Akgün’ün kısa açılış konuşmasından sonra panel oturumlarına geçildi. İlk oturumu İstanbul Barosu Yönetim Kurulu Sayman Üyesi Av. Aydeniz Alisbah Tuksan yönetti.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi Başkanı Ömer Uğur Gençcan, konuşmasının ilk bölümünde aile hukukunda Yargıtay uygulamalarını anlattı.  Gençcan, Yargıtay açısından HMK uygulamalarını örnekler vererek dillendirdi. “Sıfatınız ne olursa olsun hukuk usulünü bilmiyorsanız davayı kaybetmeye mahkûmsunuz” diyen Gençcan, hukuk usulünde dikkat edilmesi gereken konuları sıraladı ve her birine çeşitli örnekler verdi.

Hukuk Muhakemeleri Kanununun (HMK) vakıa hukuku haline geldiğine dikkat çeken Ömer Uğur Gençcan şunları söyledi: “Hâkim taraflardan birinin söylemediği bir şeyi dikkate alamaz. Boşanma hukuku gibi her dava vakıa hukuk haline geldi. Avukatlık eskiden ‘kes-yapıştır’la çok kolaydı, ama şimdi zor. Dayanmadığınız hiç bir vakıayı hükme esas almıyoruz. Dava dilekçesine cevap vermeyen avukatın o dava dosyasındaki rolü sadece figüranlıktır”.

Davaların uzamasının önemli bir nedeninin tebligattaki gecikmelerden kaynaklandığını belirten Gençcan, Türkiye’de en zor konulardan birinin bu olduğunu, bu sorunu önlemek için elektronik tebligat kullanımını yaygınlaştırmak gerektiğini vurguladı.

Gençcan, Türkiye’de pek çok kadının yoksulluk ve tedbir nafakasının artırılabileceğini bilmediğini, bilgilendirme yükümlülüğü bulunan avukatların bu konuda bilgilendirme yapmaları gerektiğini ifade etti.

Aile arabuluculuğunun bağımsız bir kanun haline getirilmesi konusunda Ankara’da Çalıştay yapıldığını, kendisinin bu konuda söz söyleme hakkı bulunduğunu belirten Ömer Uğur Gençcan şöyle devam etti: “Çalıştay’da aile arabuluculuğunun bağımsız kanuna bağlanması gerektiğini önerdim. Arabuluculuk faydalı bir kurum. Elverişli olmayan bir konunun elverişli gösterilmesine karşıyım. Boşanmak isteyenin gideceği yer avukattır dedim. Çünkü arabulucuda boşanmak mümkün değil. Arabuluculuğu iki türlü anlıyorlar. Bir teknik arabuluculuk, ötekinin adını henüz koymadılar. Arabulucunun tekniği mekniği yoktur. Teknik arabuluculuk denilen şeyin adını şöyle koymuşlar: İcra edilebilirlik şerhi tutturabilen kişiye arabulucu denir. Buna karşı çıkan yok. Bir avukat bir boşanma kararına icra edilebilirlik şerhi düzenlettirebilir mi, mümkün değil”.

Panelin ikinci oturumunu İstanbul Kadın Kuruluşları Birliği (İKKB) Başkanı, Yeditepe Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Görevlisi Av. Nazan Moroğlu yönetti.

Bu oturumda önce konuşan İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Medeni Hukuk Ana Bilim dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Saibe Oktay Özdemir aile hukuku ve mal rejiminde güncel gelişmeleri ele aldı.

Aile hukuku sistemimizin eskidiğini ve yenilenmesine ihtiyaç bulunduğu belirten Özdemir, örneğin Avrupalıların boşanma konusunda 1970’li yıllardan itibaren farklı eğilimleri kendi hukuklarına yansıtırlarken,  2002 değişikliğinde Türkiye’nin bu fırsatı kaçırdığını, kendi hukukunda bir yenileme yapamadığını söyledi.

Özdemir: “Avrupa hukuku incelendiğinde kusura dayalı boşanma sonuçları ve çok sebepli boşanma sisteminin terk edildiğini görüyoruz. Aile hukukunda devletin egemenliği çıkarılmakta, kişilerin özgürlükleri ön plana alınmakta ve koruma ihtiyacı olan konularda yetkin kurumlar yaratılmaktadır. İsviçre aile hukukunda etap etap gerçekleştirdiği değişikliklerle çok farklı bir sistem uygulamaktadır. Bizim artık İsviçre hukukunu kaynak olarak aldığımızı söylememiz mümkün değil, İsviçre hukukunda bütün kurumlar değişmiş durumda” dedi.

Saibe Oktay Özdemir, Türk hukukunda boşanma sisteminin değiştirilmesi için alınması gereken önlemler ve yapılması gereken çalışmalar hakkında da ayrıntılı açıklamalarda bulundu, ayrıca mal rejimlerinde ve bu alandaki eleştiriler üzerinde durdu. Özdemir şöyle konuştu: “Örneğin, katılma alacağı ile ilgili talep hakkının boşanmanın sona ermesinden itibaren 10 yıllık zaman aşımına tabi olduğunu Hukuk Genel Kurulu son kararı ile kabul etti. Ondan önce zaman aşımı 1 yıldı. Yargıtay kararı olduğu içini tüm mahkemeler bu karara uyuyor. Ama şu da bir gerçek ki, 10 yıl çok uzun bir süre. Boşanmaların uzun sürdüğü bir yerde insanların ömürleri mal rejimiyle evliliklerini tasfiye etme işleriyle geçiyor. Burada çok acil zamanaşımı konusunda bir düzenleme yapılması gerektiğini düşünüyorum”.

Özdemir, Yargıtay 8. ve 2. Hukuk Dairesinin hukuki temeli çok sağlam kararlar verdiğini, mal rejimiyle ilgili pek çok sorunu olması gerektiği gibi çözdüğünü. Ama ilk derece mahkemelerinde tasfiye işleri çok uzun zaman aldığını, edinilmiş mal, kişisel mal ayrımını yapmanın oldukça zor olduğunu vurguladı.

Yargıtay 2. Hukuk Dairesi Başkanı Ömer Uğur Gençcan, konuşmasında boşanma, ortak velayet, tazminat, nafaka ve İstinaf Mahkemelerinin görevleri ve yargılamaya getireceği olumlu katkıları anlattı.

Konuşması baştan sona sohbet havasında geçen, konuşmasını kesip soru soranların sorularını yanıtlayan, yaptığı şakalar ve esprilerle dinlenilirlik oranını yükselten Gençcan, toplumun temel taşı aile ve aile hukukunun yakıcı sorunlarını ironik bir dille anlatması dikkatlerden kaçmadı. Örnek istenirse Gençcan, evlilik ve boşanma konusunda şunları söyledi: “Bir evlilik kangren hale gelmişse derhal bitirilmelidir. Kadınlara, dayağı yediğiniz ilk gün boşanın diyorum. Döven hep döver, aldatan hep aldatır. Kimsenin huyu suyu değişmez. Çarşamba akşamı böyle yatan Cuma akşamı başka türlü uyanmaz. Evleneceklere ‘eşimin şu huyunu değiştirebilirim’ diye evlenecekseniz asla evlenmeyin diyorum. Ölene kadar bu halle devam eder. Öyle dosyalar var ki “bu kadın nasıl bunca yıl sabretmiş” diyorsun. Gelelim velayetlerin genelde annelere verilmesine… Nedeni, bizim baktığımız dosyalarda günahkârların %95’i erkekler. Döven, söven, hakaret eden, kovan erkekler... Yıllarca dosya okuyorum, erkeğin birazcık işi düzelsin ilk iş eşini değiştirmek oluyor. Ben hiç bu nedenle eşini değiştiren kadın görmedim. Velayet almak için erkeklerin ağladıklarına bakmayın, ben hiç özürlü bir çocuk için velayet mücadelesi yapan erkek görmedim”.

Konuşmacılar oturum sonlarında katılımcıların sorularını yanıtladılar. Toplantı sonunda Av. Nazan Moroğlu, Prof. Dr. Saibe Oktay Özdemir ve Ömer Uğur Gençcan’a Teşekkür Belgesi sunuldu.

YAZDIR
Yükleniyor...