Giriş Tipini boş bıraktınız!

Sicil No'yu boş bıraktınız!

Kullanıcı Adını boş bıraktınız!

Şifrenizi boş bıraktınız!

Kapat

Ünvanı boş bıraktınız!

Sicil No'yu boş bıraktınız!

T.C Kimlik No'yu boş bıraktınız!

Kullanıcı adını boş bıraktınız!

Kapat

Şifremi Unuttum işlemi tamamlandığında kayıtlı cep telefonu numaranıza Kullanıcı Adı ve Şifreniz gönderilir

Ünvanı boş bıraktınız!

Sicil No'yu boş bıraktınız!

T.C Kimlik No'yu boş bıraktınız!

Kapat
HABERLER
  • Son Güncelleme : 11.04.2017 11:19
  • Haber Giriş : 14.04.2017 17:31
  • Etkinlik : 11.04.2017

Türkiye’de Demokrasiden Uzaklaşılan Bir Zaman Dilimini Yaşıyoruz

İstanbul Barosu Cumhuriyet Araştırmaları Merkezince düzenlenen ve Gazeteci – Yazar İrfan Değirmenci’nin katıldığı söyleşi, 11 Nisan 2017 Salı günü saat 17.00’da Baro Kültür Merkezi Konferans Salonunda gerçekleştirildi.

Söyleşinin açılışında konuşan İstanbul Barosu Başkanı Av. Mehmet Durakoğlu, ‘Mesleğimizin Referandumu’ diye nitelendirdiği anayasa değişikliklerinin halk oylamasına ilişkin süreçte baronun yaptığı çalışmalar hakkında bilgi verdi.

Referanduma sunulan anayasa değişikliklerinin kabul edilmesi halinde ciddi kaygılar taşıyan ve demokrasi açısında çok ciddi bir geriye gidişin olacağını düşünenlerden biri olduğunu belirten Durakoğlu,  bu değişikliklerin kabul edilmeyeceği yönünde de gözlemler taşıdığını, bu referandumun özü itibariyle bir demokrasi oylaması olacağını, Türkiye’de bu Pazar günü yurttaşların demokrasi talebinin oylanacağını söyledi.

Önümüzdeki dönemin yaşamsal bir önemi olduğunu bildiklerini ve bu süreci mesleki açıdan doğru biçimlendirdiklerini anlatan Durakoğlu, “Bunu mesleğimizin referandumu olarak nitelendirdik, bu nitelendirmenin sonucu itibariyle de en çok etkilenebilecek mesleğin mensupları olarak verebileceklerimizin azamisini veren bir çalışma içersinde olduk” dedi.

Bugün 15 yıldır ülkeyi tek başına yöneten, kendi açısından ‘siyasal bir istikrar’ sorunu yaşamayan hükümetin bütün elindeki yetkilerine rağmen kendisinde var olan yetkilerin yetmediği bir serüvenle karşı karşıya kalındığının altını çizen Mehmet Durakoğlu, şöyle devam etti: “15 yıl sonra bugün geldiğimiz nokta Türkiye’nin batının bütün ölçütleriyle kanıtlandığı biçimde demokrasiden uzaklaşıldığı bir zaman dilimini de ifade ediyor. 15 yıldır bu ülkeyi yönetiyorlar ve 15 yıl içinde de demokraside bir geriye gidiş süreci yaşanıyor. Böyle bir süreç içersinde bizim nerede ve ne biçimde durmamız gerektiği de son derece açık bir biçimde kendisini gösteriyor”.

Türkiye’de muhalif güçlerin ciddi anlamda sindirildiği, medyanın kendini kontrol etmek zorunda kaldığını, bu nedenle pek çok yerde, özellikle medyada  ‘HAYIR’ diyebilmenin de bir korku vesilesi olduğu günlere gelindiğini belirten Durakoğlu, “15 yıldır hâkim siyasi parti olarak ülkeyi yönetmiş olan, ama bu geldiğimiz noktada toplum kesimlerinin sindirilmiş olmasının ortaya çıkardığı durum Türkiye’de demokrasiyi son derece geriye götüren bir noktayı ifade ediyor” dedi.

Durakoğlu konuşmasını şöyle tamamladı: “Katıldığım pek çok toplantıda, etkinlikte, bu değişikliklerle anayasanın değiştirilemez, değiştirilmesi teklif dahi edilemez ilk üç maddesinin virgülüne bile dokunulmadan değiştirildiğine tanık olduğumuzu söylüyordum.  Çünkü bu değişiklikler geçerse Türkiye’de artık bir hukuk devletinden söz edilemez bir noktaya varacağımız iddiasındaydım. İnşallah bu noktaya gelmeyeceğiz”.  

Başkanın açılış konuşmasından sonra söyleşiye geçildi. Söyleşiyi yöneten Cumhuriyet Araştırmaları Merkezi Başkanı Av. Filiz Karaman, avukatlar olarak yargı bağımsızlığına sıkı sıkıya bağlı olduklarını belirtti ve avukatlık mesleğinin sorumluluklarına değindi. Karaman, hukuka aykırılıklar konusunda halkı aydınlattıklarını, anayasa değişiklikleri konusunda da halkı uyardıklarını anlattı. 

Filiz Karaman, söyleşinin konuğu Gazeteci-Yazar İrfan Değirmenci’yi tanıttı ve daha sonra sözü kendisine verdi.

İrfan Değirmenci, Kanal D Televizyonunda çalışırken kendi hesabından attığı tweetler yüzünden Doğan Holding tarafından işine son verilmesi olayını detaylarıyla anlattı. Attığı tweetler hakkında da bilgi veren değirmenci, bu tweetlerin Holding tarafından kışkırtıcı bulunduğunu, Holdinge zarar verdiği ve tarafsızlığını kaybettiği iddiasıyla da tazminatsız işten atıldığını bildirdi. 20 yıllık gazeteci olduğunu belirten Değirmenci, Tazminat için holding aleyhine dava açtığını, Holding’in de imajını zedelediği iddiasıyla kendisi hakkında davacı olduğunu söyledi. 

Anayasa değişikliklerini Türkiye’nin geleceği ve demokrasisi açısından çok tehlikeli bulduğu için ‘HAYIR’ kampanyasına katıldığını, il il dolaştığını ve çok olumlu izlenimler edindiğini belirten Değirmenci, kampanya sırasında karşılaştıklarına ilişkin anekdotlar anlattı.

Medya üzerine düşen görevi yerine getiremediğini, bütün kanalların aynı kişiyi, aynı, sesi, aynı açıklamaları yayınladığını ve insanlarımızın bunları dinlemek mecburiyetinde bırakıldıklarını kaydeden İrfan Değirmenci, “Ama gezdiğim gördüğüm yerlerde, konuştuğum insanlar durumun vahametini çok iyi kavramış durumdalar. Referandum günü oylarıyla öyle yüksek bir sesle bağıracaklar ki, felakete gidişe ‘dur’ diyeceklerdir” dedi.

Değirmenci, referandumda güçlü bir ‘HAYIR’ çıkmasının medyayı şekillendireceğini, muhalefetin toparlanacağını ve iktidarın da dersini almış olacağını bildirdi.

İrfan Değirmenci, konuşmasından sonra kendisine yöneltilen soruları yanıtladı. 

 

YAZDIR
Yükleniyor...