Giriş Tipini boş bıraktınız!

Sicil No'yu boş bıraktınız!

Kullanıcı Adını boş bıraktınız!

Şifrenizi boş bıraktınız!

Kapat

Ünvanı boş bıraktınız!

Sicil No'yu boş bıraktınız!

T.C Kimlik No'yu boş bıraktınız!

Kullanıcı adını boş bıraktınız!

Kapat

Şifremi Unuttum işlemi tamamlandığında kayıtlı cep telefonu numaranıza Kullanıcı Adı ve Şifreniz gönderilir

Ünvanı boş bıraktınız!

Sicil No'yu boş bıraktınız!

T.C Kimlik No'yu boş bıraktınız!

Kapat
HABERLER
  • Son Güncelleme : 21.03.2017 17:00
  • Haber Giriş : 15.03.2017 21:43
  • Etkinlik : 13.03.2017

Almanya ve Hollanda’da Yaşananların Hiç Bir Diplomatik ve Hukuki Bir Nedeni Yoktur

İstanbul Barosu Başkanı Av. Mehmet Durakoğlu, 13 Mart 2017 Pazartesi günü saat 22.00’da Habertürk Televizyonunda yayınlanan KARŞIT GÖRÜŞ programında, Hollanda ve Almanya’da yaşanan olaylar ve 16 referanduma sunulacak anayasa değişiklikleri konusunda değerlendirmelerde bulundu. Programda, Akdeniz Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Muharrem Kılıç da yer aldı.

Hem Almanya, hem de Hollanda’nın Türkiye’ye karşı giriştiği tavrı diplomatik nezaketle bağdaştırmanın mümkün olmadığını belirten Durakoğlu, bizde 16 Nisan’da, Hollanda’da 15 Mart’ta yapılacak seçimlerin her iki ülke siyasetçileri tarafından kendileri açısından avantaj oluşturabilecek bir tablonun ortaya çıkması için olayı köpürttüklerini söyledi.

Almanya’nın, özellikle de Hollanda’nın yaptıklarını bir biçimiyle de olsa mazur gösterecek hiçbir hukuki ve diplomatik bir nedeni bulunmadığını kaydeden Mehmet Durakoğlu, “Özellikle çok açık bir şekilde faşist olan bir adamın son dönemlerdeki tavırlarının Hollanda kamuoyunda da bir ölçüde kabul edilmesi mümkün olmayacak bir düzeye vardırmasından ve ortaya çıkacak sonuçtan kaynaklanıyor” dedi.

2008 yılında çıkarılan bir kanunla yurt dışında seçim propagandası yapmanın yasaklandığını, kanuna rağmen bu yasağı delme çabalarının görüldüğünü vurgulayan Durakoğlu, buna rağmen, Hollanda’da yaşananların onu mağdur göstereceği kanısında olmadığını bildirdi. Durakoğlu, “Bu kriz rasyonel bir biçimde çözümlenmeye çalışılmazsa, diplomasi devreye girmezse, ben geleceğe yönelik olarak bu ülkelere yenilerinin ekleneceği şüphesini taşıyorum. Süreci köpürtmek yerine yumuşatmak gerekiyor” dedi.

Programın ikinci bölümünde referandum konusu ele alındı. İstanbul Barosu Başkanı özellikle şu hususlara vurgu yaptı:

“Bir hukuk devletinde doğal olan anayasada kendisine tanınmış olan yetkileri kullanan kim olursa olsun anayasa çizgisinde hareket etmesidir. Biz tersini yapıyoruz. Anayasa değişikliğiyle biz anayasamızı cumhurbaşkanının çizgisine getirmeye çalışıyoruz, bu kabul edebilir bir şey değildir.

Bu değişikliklerin yapılması sürecini de doğal karşılamak mümkün değil. Gizli görüşmelerle bir teklif ortaya konulmaya çalışıldı. Üniversiteler, barolara, STK’lara sorulmadı. Köklü bir sistem değişikliğinin gündeme getirildiği bir noktada toplumun geniş bir kesimi bir biçimde sistem tartışmasına dahil edilmesi gerekirdi. Meclisteki tartışmalar bile sağlıklı bir biçimde yürütülmedi. Bütün bunların yapılabilmesi için OHAL ortamında tartışma iklimi yoktur. Sistem değişikliği çok mükemmel de olsa kısa dönemde sonuç vermesi mümkün değildir”. 

 

YAZDIR
Yükleniyor...