Giriş Tipini boş bıraktınız!

Sicil No'yu boş bıraktınız!

Kullanıcı Adını boş bıraktınız!

Şifrenizi boş bıraktınız!

Kapat

Ünvanı boş bıraktınız!

Sicil No'yu boş bıraktınız!

T.C Kimlik No'yu boş bıraktınız!

Kullanıcı adını boş bıraktınız!

Kapat

Şifremi Unuttum işlemi tamamlandığında kayıtlı cep telefonu numaranıza Kullanıcı Adı ve Şifreniz gönderilir

Ünvanı boş bıraktınız!

Sicil No'yu boş bıraktınız!

T.C Kimlik No'yu boş bıraktınız!

Kapat
HABERLER
  • Son Güncelleme : 16.03.2017 19:15
  • Haber Giriş : 10.03.2017 13:33
  • Etkinlik : 08.03.2017

Anayasa Değişikliği

İstanbul Barosu Kadın Hakları Merkezince 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü çerçevesinde düzenlenen ‘Anayasa Değişikliği”  konulu toplantı, 8 Mart 2017 Çarşamba günü saat 16.00’da İstanbul Barosu Kültür Merkezinde yapıldı.

Toplantının açılışında konuşan İstanbul Barosu Yönetim Kurulu Üyesi, Kadın ve Çocuk Hakları Merkezleri Koordinatörü Av. Aydeniz Alisbah Tuskan, Tarih boyunca kadınların eşitlik mücadelesi verdiklerini, bu mücadelenin bitmediğini, devam ettiğini söyledi.

Tuskan, Kadın hakları mücadelesinde önümüzdeki yılların daha çetin geçeceğine ilişkin işaretler bulunduğunu, bunlardan biri ve en önemlisinin durup dururken gündemimize oturan ve 40 gün sonra referanduma sunulacak olan anayasa değişiklikleri olduğunu bildirdi.

İstanbul Barosu Kadın Hakları Merkezi ve İKKB olarak 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Gününde anayasa değişikliklerini ele alan etkinlikler düzenlediklerini belirten Aydeniz Tuskan,  “Bu arada dünyadaki pek çok ülkeden önce kadına seçme ve seçilme hakkını tanıyan, kadın haklarında eşitlikçi bir anlayışla dünyaya örnek olan Atatürk’e saygı ve minnetlerimizi sunuyorum. Onun sayesinde bu haklara kavuştuk ve buralara kadar geldik. Kazanılmış haklarımızın elimizden alınmasına asla izin vermeyeceğiz” dedi.

Açılışta konuşan İstanbul Barosu Başkanı Av. Mehmet Durakoğlu, siyasal tarih ve hukuk tarihi açısından son derece önemli bir süreçten geçildiğini, önümüzdeki kırk günün hayatımızdaki çok önemli aşama olduğunu, 40 günün sonunda ulaşılacak noktanın hayatımızı çok ciddi bir biçimde etkileyeceğini söyledi.

Dünya Emekçi Kadınlar Gününde böyle bir etkinliğin düzenlenmesini de son derece anlamlı bulduğunu belirten Durakoğlu şöyle konuştu: “ Hatırlarsanız bundan birkaç ay önce çocuklara karşı cinsel istismarın ortaya çıktığı dönemde Türkiye kadın hareketi hiçbir ayrım gözetmeksizin çok büyük bir ‘isyan’ başlattı ve sonucunu aldı. Bana göre Gezi Olaylarından sonra yaşanmış en büyük başkaldırılardan birisiydi o. Kadın hareketinin sonuç alabilme güdüsünün tılsımlı bir şekilde çocuk olduğuna inanıyorum. Bu anlamda, bugün yapılan mücadelede de kadınların kendi gelecekleri için, cumhuriyet için, kendi kafalarında oluşturduğu kutsallığı buraya da yansıtabileceklerini düşünüyorum. Katıldığım çeşitli toplantılarda kadınların anayasa değişikliklerine daha fazla duyarlı olduklarını görüyorum ve bu kararlılığın çok ciddi sonuçlara ulaşacağına inanıyorum”.

Toplantıda, Önceki Dönem Milletvekili Prof. Dr. Süheyl Batum, anayasa yapımı konusunu bazı örneklerle değerlendirdi. Prof. Dr. Batum’un konuşmasının satırbaşları şöyle:

İyi anayasa, kötü anayasa diye bir şey yoktur. Anayasa birine göre iyi anayasa olabilir, diğerine göre kötü anayasa olabilir. Bir anayasa ilke olarak bir ülkede var olan ve yine var olar çok değişik toplumsal sınıflara, tabakalara, meslek gruplarına, ayrı din ve mezhepten olan insan topluluklarına getirdikleri hak ve güvence açısından birine göre iyi, birine göre kötü olabilir”.

Türkiye’de bütün kadınlar emekçidir. Kadına karşı şiddetin bugünkü boyutlara vardığı dünyada kadınlara seçme ve seçilme hakkını en önce tanımış ülkelerden biri olmaktan gurur duyduğumuz ülkemizde,  kadınların siyasete katılımlının bu denli aşağılarda kalması, bana göre Türkiye’de yapılan bütün anayasaları iyi anayasa olmaktan çıkartıyor”.

Anayasanın yapılmasında etken olan faktörler iç dinamiklerse, hangi dinamiklerin etkin olduğuna bakılır. 1982 Anayasası her halde iyi niyetlerle yapıldı, ama yapan siyasal aktör tek olduğu için, toplumun katmanları katılmadığı için o anayasanın iyi olması mümkün değildi”.

Anayasalar hafızalı belgelerdir. 15 yıldır tartışılanlara bir bakın. Tartışılanlara hukuksal çözümler ürettiğiniz anda o anayasanın iyi olma şansı kötü olmasından çok daha yüksektir”.

Cumhuriyet dönemi anayasalarına nasıl geldik: Egemenliği kullanan tek adamla. Bu tek adam, ister egemenliği kullanan padişah olsun,  ister meclisteki parti çoğunluğunun lideri olsun, ya da siyasal gücü esas itibariyle elinde bulunduran kişi olsun. Her şeye hâkim olan tek adam düzeninden geldik biz. Başta Padişah vardı, 1876’dan sonra padişahın yerini siyasal partiler aldığı için yavaş yavaş sistem değişti ve sonunda Enver Paşa siyasal iktidarın büyük çoğunluğunu kendi üstünde topladığı için Birinci Dünya Savaşına tek başına girme kararı verdi, kimseye sormadı ve Osmanlı battı. Demek ki Türkiye Cumhuriyeti tek adam rejiminin kötülükleri üzerine kuruldu ve bugüne kadar geldik. Tek adam sisteminden Meclis sistemine geçtik”.

Anayasa yapılırken sorulması gereken üç soru: 1-Amacın ne? 2- yöntemin ne? 3- Bu amaca ulaşmak için hangi kurum, kural ve ilkeleri yerleştiriyorsun? Yeni anayasa metninde, 2010’da da 2017’de de yöntem olarak dünya üzerinde hiçbir demokratik ülkede görülmeyen bir yöntemdir”.

Prof. Dr. Süheyl Batum konuşmasının ikinci bölümünde 18 maddeden oluşan ve 150’ye yakın maddenin değiştirilmesini ön gören ve 16 Nisan 2017 tarihinde referanduma sunulacak anayasa değişikliklerini madde madde ele alarak eleştirilerde bulundu..

Batum, konuşmasını şöyle tamamladı: “Osmanlı İmparatorluğunun sonu dış dinamikler açısından çok güzel bir yapıydı. Tek kişiyi ikna etmek, ona baskı kurmak dünyanın dönüşüm noktalarında çok kolaydı. Şimdi de küresel kukla oynatıcıları tarafından Ortadoğu ve dünyanın şekilleneceği bugünlerde Türkiye’ye bu değişikliklerin önerildiğini düşünüyorum. Türkiye önemli bir ülkedir. 1 Mart tezkeresi sürpriziyle karşılaşmamak için Meclisi etkisizleşen, devre dışı bırakan bir sistem, yani tek kişi üzerinde duruluyor. Bu tam bir tek adam rejimidir, tekrar Enver Paşa’ya dönüştürme rejimi isteğidir. Madde düzenlemelerine bakıldığında da metnin İngilizceden Türkçeye çevrildiği kuşkusu var”.

Prof. Dr. Sühleyl Batum konuşmasını tamamladıktan sonra kendisine yöneltilen soruları yanıtladı.

 

YAZDIR
Yükleniyor...