Giriş Tipini boş bıraktınız!

Sicil No'yu boş bıraktınız!

Kullanıcı Adını boş bıraktınız!

Şifrenizi boş bıraktınız!

Kapat

Ünvanı boş bıraktınız!

Sicil No'yu boş bıraktınız!

T.C Kimlik No'yu boş bıraktınız!

Kullanıcı adını boş bıraktınız!

Kapat

Şifremi Unuttum işlemi tamamlandığında kayıtlı cep telefonu numaranıza Kullanıcı Adı ve Şifreniz gönderilir

Ünvanı boş bıraktınız!

Sicil No'yu boş bıraktınız!

T.C Kimlik No'yu boş bıraktınız!

Kapat
HABERLER
  • Son Güncelleme : 10.01.2017 09:45
  • Haber Giriş : 06.01.2017 00:45
  • Etkinlik : 06.01.2017

HUKUK SİYASAL STRATEJİLERİN PARÇASI OLMAMALIDIR

Bugün (05.01.2017) sabah 06.00 itibariyle Doğan Holding Baş Hukuk Müşaviri Av. EREM TURGUT YÜCEL ile YAHYA ÜZDİYEN’in evinde ve işyerinde polis tarafından arama yapılmıştır.

Av. EREM TURGUT YÜCEL, halen İstanbul Barosu nezdinde TBB Delegesi olup, Baromuzun 2002-2004 yılları arasında Yönetim Kurulu Üyeliğinde de bulunmuştur.

Av.EREM TURGUT YÜCEL, avukat sıfatıyla takip ettiği dosyada tutuklanan müvekkilinin davasını takip ederken, aynı dosyadan şüpheli konumuna getirilmiştir.

CMK’nun 130. maddesi ile Avukatlık Kanunu’nun 58. maddesi, Avukatın ev ve işyerinin aranması sırasında Cumhuriyet Savcısı ile Baro Temsilcisi olan bir avukatın bulunması zorunluluğunu sevk etmektedir.  OHAL çevresinde çıkartılan KHK ile Cumhuriyet Savcısı bulundurulması zorunluluğu kaldırılmış olmakla birlikte, Baro Temsilcisi bulundurmayı zorunlu kılan hüküm saklı tutulmuştur.

Avukat EREM TURGUT YÜCEL’in ev ve büro araması için kolluk kuvvetlerince Baromuza bir bildirim yapılmamış, dolayısıyla aramalarda Baro Temsilcisi bulunamamıştır. Bu nedenle sözkonusu aramalar yasaya açıkça aykırıdır.

İsnat edilen suçun niteliği ne olursa olsun, yasanın açık hükmünün uygulanması gerekirken, bu gerekliliğe uyulmamış olması, gerçekleştirilen işlemlere ilişkin sakıncalardan sadece birisidir. CMK’nun açık hükmü gereğince arama sonucunda el konulan bilgisayar kayıtları ve hard diskten imaj alınması gerekirken, yasanın bu hükmü de ihlal edilmiş, bunlara doğrudan elkonulmuştur.

Meslektaşımızın Baromuz camiasında bilinen kişiliği, FETÖ iltisakı ve/veya irtibatı ile uzaktan yakından ilgi kurulmasına olanak vermeyecek bir yapıdadır. Avukatlık görevinin yerine getirilmesi bağlamında gerçekleştirdiği görüşmelerin, böyle bir irtibatın göstergesi olarak yorumlanmasına olanak yoktur. Avukatlık görevlerinin sınırları konusunda, binlerce örnek yaşayan ve gerekirse bu sınırları belirleyip disiplin hukuku uygulayan bir hukuk kurumu olarak, meslektaşımız için yakalama ve gözaltı işlemi uygulanmasını anlamakta güçlük çekiyoruz.

Bu gözaltı, özü itibariyle bir gözdağıdır. Siyasal iktidarın, kendi stratejileri doğrultusunda oluşmasına özen gösterdiği konjonktürün, bir aşaması ile o aşamadaki mesajıdır. Bu bağlamda, sadece bir avukat gözaltısından değil, ona bağlı ve açıkça basın özgürlüğüne karşı girişilmiş bir saldırıdan sözetmek gerekir.

Meslektaşımızın kişiliğinde oluşturulan bu gözdağı, bir başka yönüyle FETÖ soruşturmalarının “sulandırılması” anlamına da gelmektedir. Geçmişte bizzat cemaat tarafından yürütülen soruşturmalarda örnekleri çokça görüldüğü üzere, soruşturmaların içine “ilgisiz” başka unsurların da katılması, “iltisak ve irtibat” iddialarının, giderek rövanş anlayışlarıyla beslenen tatmin arayışlarına dönüşmesi sonucunu doğuracaktır. Nitekim, kısa bir süre önce Ankara Temsilcisinin tutuklanması kararının gerekçesindeki trajikomik belirlemeler, bu arayışın sonuçlarıdır. Öyle anlaşılmaktadır ki, şimdi Doğan Medya Grubunun üzerine düşürülmeye çalışılan gölge, böyle bir iltisakla olası biçimde planlanmaktadır.

Buradaki temel sorun, hukukun siyasal stratejilerin parçası olup olmayacağıdır. İstanbul Barosu olarak, bu noktadaki sorumluluğun, sav-savunma-karar üçlüsü olarak hepimize ait olduğu kanısındayız. Bizim durduğumuz nokta, tam da burasıdır. Yanımızı boş tutacağız…

İSTANBUL BAROSU BAŞKANLIĞI

 

YAZDIR
Yükleniyor...