Giriş Tipini boş bıraktınız!

Sicil No'yu boş bıraktınız!

Kullanıcı Adını boş bıraktınız!

Şifrenizi boş bıraktınız!

Kapat

Ünvanı boş bıraktınız!

Sicil No'yu boş bıraktınız!

T.C Kimlik No'yu boş bıraktınız!

Kullanıcı adını boş bıraktınız!

Kapat

Şifremi Unuttum işlemi tamamlandığında kayıtlı cep telefonu numaranıza Kullanıcı Adı ve Şifreniz gönderilir

Ünvanı boş bıraktınız!

Sicil No'yu boş bıraktınız!

T.C Kimlik No'yu boş bıraktınız!

Kapat
HABERLER
  • Son Güncelleme : 22.12.2016 18:57
  • Haber Giriş : 23.12.2016 17:01
  • Etkinlik : 20.12.2016

İspat Hukukunun “Yeni”si: İstinaf

İstanbul Barosu İdare ve Vergi Hukuku Komisyonunca düzenlenen ‘İspat Hukukunun “Yeni”si: İstinaf, İdari ve Adli Yargıda Gelecek Zaman Olasılıkları’ konulu panel, 20 Aralık 2016 Salı günü saat 13.00’da İstanbul Adalet Sarayı Konferans Salonunda yapıldı.

Panelin açılışında konuşan İdare ve Vergi Hukuku Komisyonu Başkanı Av. Mehmet Kaya, organik bir kanun yolu olan istinafın hâkime maddi ve hukuki olayları yeniden irdeleme imkânı verdiğini söyledi.

Gerek idari, gerek adli yargıda istinafın nasıl işleyeceği, kanun gerekçesinde belirtilen amaçlara ne ölçüde hizmet edeceği, yargılamaya herhangi bir yenilik getirip getirmeyeceği hususlarının tartışılması gerektiğine inandıklarını belirten Kaya, Komisyon olarak, özellikle ispat müessesesine eğilerek idari yargıda ve vergi yargısında istinafla birlikte yeni bir görüş ve nitelik kazanıp kazanmayacağını tartışmaya açmak istediklerini bildirdi.

Açılış konuşmasından sonra panele geçildi. Paneli İstanbul Barosu Başkan Yardımcısı Av. Necmi Şimşek yönetti. Şimşek ilk oturumda, istinaf konusun hukuk muhakemesi ve ceza muhakemesi açısından ele alınacağını söyledi.

İstinafa hukuk muhakemesi açısından yaklaşan Marmara Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Kamil Yıldırım, Türk hukukuna yeni giren bu yargılama yolunun, ilk derece yargılama yolundan sonra ikinci derece yargı yolu olduğunu, Yargıtay’ın ise üçüncü derecede yargı yolunu oluşturduğunu söyledi.

Her derece mahkemenin uygulamalarında farklılıklar olabileceğini belirten Yıldırım,  “Ama asıl olan hukukun doğru uygulanması, objektif hukukun tesisi, hepsinden de önemlisi somut olayda hukuki korunmanın sağlanması ve bireyin korunmasıdır. İstinaf bu amaca hizmet etmek için devreye alınmış bir kanun yolu. Hukuk devleti deyince biz bunu anlıyoruz” dedi.

İstinaf kanun yolunda birinci derece adliye mahkemesi ile Yargıtay incelemesi arasındaki farklılıklara değinen Yıldırım, istinafların vaka mahkemeleri olduğunu ve denetim yaptıklarını bildirdi.

Türkiye’deki istinafın sınırlı bir istinaf olduğunu belirten yıldırım, istinafa konu olan davalar hakkında bilgi verdi. İstinaf mahkemelerinin yargılama süresi ve masrafları olumsuz yönde etkilemesine rağmen olumlu karşıladıklarını belirten Kamil Yıldırım, istinaf kanun yolunun herhangi bir ülkeden ithal edilmiş bir model olmadığını ve bize özgü olduğunu anlattı.

İstinaf kanun yoluna ceza muhakemesi açısından yaklaşan Okan Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi, İstanbul Barosu Yönetim Kurulu Üyesi Prof. Dr. Serap Keskin Kiziroğlu İstinaf gelince Yargıtay’ın iş yükünü azaltabileceğini, çünkü küçük küçük Yargıtaycıklar oluşturularak Anadolu’ya serpiştirildiğini söyledi.

Dar anlamda bir istinaf ve genişletilmiş bir temyizle karşı karşıya olduğunuzu belirten Kiziroğlu, İstinafın aynı zamanda ikinci derece bir denetim mahkemesi olduğunu, arada bir mahkeme olduğu için de biraz ilk derece olay mahkemesinden, biraz da Yargıtay’dan bir şeyler aldığını bildirdi.

Serap Keskin Kiziroğlu, istinaf kanun yolunun denetim yargılaması yaparken olay incelemesi ve delil değerlendirmesine de girebildiğini kaydetti ve İstinaf kanunu yolunun örgütlenmesi ve işleyişi hakkında bilgi verdi.

Bazı süjeler açısından eskinin temyizi gibi istinafta gerekçe gösterme zorunluluğu bulunmadığını, ‘İstinaf ediyorum’ demenin yeterli olduğunu belirten Kiziroğlu, “Ancak Cumhuriyet Savcısı açısından gerekçe gösterme yükümlülüğü var.  Eğer savcı gerekçe göstermemişse Bölge Adliye Mahkemesince savcının istinaf başvurusunun kanımca reddolunması gerekir” dedi.  

Temyizde süre, süje ve hüküm koşulu bulunduğunun altını çizen Kiziroğlu, şöyle konuştu: “Mahkeme dosya üzerinden yaptığı incelemede hukukun doğru uygulandığı kanaatine varırsa bu durumda istinaf başvurusunun esastan ret kararı yani onama kararı verebiliyor.  Mahkemenin birinci verebileceği karar esastan ret kararı ya da düzelterek onama ve başvurunun reddi kararıdır.  İkincisi bozma kararı verir ve dosyayı ilk derece mahkemesine gönderir, hukukun doğru uygulanmasını ister. Üçüncü karar ise davanın yeniden görülmesi kararıdır”.

Panelini ikinci oturumunu İdare ve Vergi Hukuku Komisyonu Başkanı Av. Mehmet Kaya yönetti.

Bu oturumda konuşan İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Aydın Gülan idari yargılama açısından istinaf konusuna değindi.

İdare hukuku açısından istinafın Danıştay’ın yükünü hafifletebileceğini, ancak konuyu başka açılardan da irdelemek gerektiğini belirten Gülan, “Örneğin bilirkişilik müessesesi çok tartışılmaktadır. İdari yargı açısından istinafa bakıldığında özellikle idari yargı alanında az sayıda çalışanın bulunmasından kaynaklanan dosyalardaki bir anlaşmazlık, dosyaların olgunlaşmasında bir gecikme ve bu noktadan hareketle kararlardaki isabetsizlik değerlendirmesi var. Bu değerlendirmelerin isabetli ya da isabetsizliği ancak uygulamayla ortaya çıkabilir” dedi.  

İstinaf kanun yoluna bir işlev olarak bakılmasından yana olduğunu belirten Gülan, Danıştay’ın bir istinaf mahkemesi gibi olayın bütün delillerini sadece hukuki bakımdan değerlendirmeyen, yeniden yargılama yapar gibi dosyanın bütün unsurlarına bakan, istinaftan farklı olarak da dosyayı bozan ve geri gönderen bir işleve sahip olduğunu bildirdi.

Gülan şöyle devam etti: “Ülkemizde ortaya konulmak istenen hususlardan birisi de, istinaf işlevini gerçekleştirecek yargı teşkilatı kurmaktan çok temyiz işlevini yapacak bir Danıştay’a kavuşmak, dolayısıyla ilkesel bakımdan değerlendiren ve idare hukukunu geliştiren, idari yargının ortaya çıkan sorunlarını yasal düzenlemeleri aydınlatacak şekilde çeşitli çözümlerle geliştiren bir Danıştay’a ihtiyaç var. Ülkemizde istinaf işlevi kuruldu demekten çok ülkemizde esasında temyiz işlevine ilişkin bir araştırma var diye değerlendiriyorum”.

Panelin son konuşmacısı Prof. Dr. Nihal Saban vergi muhakemesi açısından istinaf üzerinde durdu.

İstinafta maddi boyutlu olayların yeniden incelenebildiğini, temyizde ise sadece hukuki bir denetim yapıldığını belirten Saban, İdari Yargılama Usulü Kanununun Vergi Usul Kanununun 3. maddesine gönderme yaptığını, bu maddenin (b) bölümünün ispatla ilgili olduğunu söyledi.

Nihal Saban konuşmasında Vergi Usul kanunu hükümleri ve vergi cezalarına ilişkin ayrıntılı değerlendirmelerde bulundu.

Soru ve cevap bölümleriyle tamamlanan panel oturumlarının sonunda konuşmacılara ve panel yöneticilerine birer Teşekkür Belgesi verildi.
 

YAZDIR
Yükleniyor...